Sitemize Hoşgeldiniz   |   Beydağ Kaymakamlığı   
   Ana Sayfa
   Kaymakamımız
   İlçemiz Hakkında
   İlçemizdeki Kurumlar
   Mahalli İdareler
   Kurum Telefonları
   Protokol Listesi
   Fotoğraf Galerisi
   Vatandaşlık Hakları
   İnsan Hakları
   Tüketici Hakları
   Gerekli Bilgiler
   İletisim
 
 
 
ANKET
Sitemizin Yeni Tasarımını Nasıl Buluyorsunuz?
Çok Güzel (61%)
İdare Eder (29%)
Eskisi Daha İyiydi (8%)


Toplam 705 kişi katıldı.
BİLGİ EDİNME
Online Başvuru
Bilgi Edinme Kanunu
IZMIR
SİTE İSTATİSTİK
Online 1 
 Bugün 184 
 Toplam 71750 
Ip No:38.103.63.60
internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

 
 
 
 

DİL VE EDEBİYAT


Bu bölümdeki derlemeler duyuldukça yazılmış, incelemesi ko­lay olması için alfabetik sıraya sokulmaya çalışılmıştır.

Ağız aramak: Ne olduğunu öğrenmeye çalışmak.

Ağız değiştirmek: îfade değiştirmek.

Ağız bozmak: Küfürlü konuşmak.

Ağzını açmak- Gözünü yummak: Ağzına geleni söylemek.

Ağzı açık: Sır tutamayan.

Ağzından çıkanı kulağın duysun: Ağır söz söyleyene, kendine gel deme.   '

Ağız birliği etmek: Söz birliği etmek.

Ağzı kulağına varan: Sevincini ayarlayamayan.

Ağzında mercimek ıslanmaz: Sır saklayamaz.

Ağıza sakız olmak: Söz ve alay konusu olmak.

Ağzına yüzüne bulaştırmak: tşi karıştırmak, danıştırmak.

Ağzını yüzünü buruşturmak: Hoşnutsuzluk, tiksinti duymak.

Aklına turp suyu sıkmak: Aklına şaşmak.

Ayağı suya ermek: Aklı başına gelmek.

Ayağı kayık: Yoldan çıkmış ahlâksız.

Ayağını denk almak: Doğru hareket etmek.

At üstünde orak biçmek: Yüksekten atmak, palavracı.

Alçak eşeğe binmek kolaydı*: Eksikli kişiye söz dinletmesi ko­laydır.

Bal döküp yalamak: Tertemiz etmek.

Başa çıkmak: Üstesinden gelmek, şımarıklık yapmak.

Başa kakmak: Takaze etmek, yüze vurmak.

Bastı bacak: Bücür, boysuz, yerden bitme.

Bire bin katmak: İşittiklerini abartarak anlatmak.

Bir çırpıda: Derhal, birden, hemen.

Bir sigara içimi: Kısa mesafe.

Benzi uçmak: Benzi sararmak. Öfke, korku, rahatsızlıktan olur.

Bin dereden su getirmek: Gerçeği saptırmak.

Bel bağlamak: Güvenmek, bel bağlamak.

Burnu havada: Boşuna gurur.

Burnundan solumak: Öfkeli solumak.

Burnundan kıl aldırmaz: Affetmez, hoşgörüsü olmayan.

Buluttan nem kapan: Her şeyden işkillenen, şüpheci.

Bol keseden atmak: Aşırı öğünmek, yersiz böbürlenmek.

Beline güvenmek: Erkekliğine güvenmek.

Cebi dolu: Varlıklı, zengin, paralı.

Canını dişine takmak: Son gayretini göstermek.

Çıranı yaktım: İşini bitirdim.

Çıkmaz ayın onbeşinde: Belli olmayan bir tarihte.

Çalım satmak: Gösterişli gezmek.

Çalımını bozmak: Düzenini, gösterişini bozmak.

Çalıyı tepesinden sürümek: İşi zor yerinden tutmak, çalışmak.

Dananın alası dışında, insanınki içinde: Hileci, hilesi içinde.

Deli çıkmak: Öfkelenmek, delirircesine sinirlenmek.

Diline dolamak-: Hep aynı şeyleri söylemek.

Dile düşmek: Rezil olmak.

Dilinde tüy bitmek: Sayısız tenbihte bulunmak.

Didik didik etmek: İnceden inceye aramak.

Dişini göstermek: Direniş göstermek.

Dokuz doğurmak: Aşırı telâşlanmak.

Dostlar alışverişte görsün: İş yapıyor görünmek.

Elifi elifine: Ucu ucuna, kılı kılma.

El üstünde tutmak: Büyük saygı göstermek.

Eli ayağı kesilmek: Korku ve sevinçten dengesini kaybetmek.

El avuç açmak: Dilenmek.

El içine çıkamamak: Utanmak, arlanmak.

Eli uzun: Hırsız.

Eli boş dönmek: Başarısızlık, kazanamamak.

Eteği zil çalmak: Aşırı sevinme.

El ayak çekilmek: Ortalıkta kimse kalmaması.

Evinsiz iş: Verimsiz iş.

Eyi değil kadın: Ahlâksız kadın.

Fellik fellik açmak veya koşmak: Utançtan saklanmak.

Gözü tutmamak: Hakkında olumlu bir kanıya varmamak.

Gözünün çayırım açmak: Uyarmak. Gıdım gıdım gitmek: Kısa adımlar, yavaş yavaş gitmek. Gıkı çıkmamak: Ses çıkarmamak. Göbeği düşmek: Aşırı zorlamak. Göz ağırtmak, belertmek: Birine sert bakmak. Gözü karartmak: Karar vermek. Gözden düşmek: İtibarını kaybetmek. Göze girmek: İtibar kazanmak, Kendini beğindirmek. Göze batmak: Dikkati üstüne çekmek. Gök zengin: Sonsuz zengin. Gökdeli: Çok deli, gözü kara. Gök başlı: Dik kafalı

Gök görmedik: Görgüsüz, aç gözlü, sonradan görme. Gök sulu: Bir armut cinsi. (Ekşi sulu da denir). Havadan sudan: Rast gele konuşmak. Harmana veresiye: Alınmayacak alacak, ödenmeyecek borç. Harman elden, su selden: İşsiz güçsüzler için söylenir. İpsiz sapsız: Bağlantısız. İki ucu pis değnek: İşin her iki yönü de kötü. İpe un sermek: İsteği, türlü bahanelerle yapmamak. İşi tıkırında: İşi iyi, her işi yolunda. İşi bitik: Hali harap.

İki satır konuşmak: Birazcık konuşmak: İsteycinin torbasından düşmüş: Dilencinin torbasından düş­müş. Dilenci

Gabıklı: Sünnetsiz, hiristiyan, cavur anlamında.

Gabh: Ağır hareket eden, vurdum duymaz.

Kapı çalmak: İhtiyaç için müracaatta bulunmak.

Kafası kazan olmak: Yorulmak.

Kaç-göç yok: Kadın erkek ayrımı yok.

Kara yazala: Kötü talimi veya talihsiz.

Kafada kavak yeli esmek: Aklı havada.

Kafa patlatmak: Kafa yormak, düşünmek.

Kapısız adam: Evi olmayan adam.

Kanı kaynamak: Kanı ısınmak, sempati duymak.

Karınca ezmez: Yavaş ve sakınarak yürümek.

Kulak arkası etmek: Önemsememek, kale almamak.

Kara çalmak: İftira etmek.

Kılıfı kılıfına: Tamı tamına.

Kırk dereden su getirmek: Kandırmaya çalışmak.

Kör yanına gelmek: Bilmezlikten gelmek.

Kırk yılda bir: Nadiren

Kulp takmak: Bahane bulmak.

Küpünü doldurmak: Her türlü yoldan para kazanmak.

Kulağına çalınmak: Birisinden işitmek.

Kulp takmak: Bahane bulmak.

Maval okumak: İşe gelmez okuma.

Mutu(a) gitmek: Heder olmak.

Nasırına basmak: Kızdırmak, üstüne üstüne gitmek.

O değilden gelmek: Çaktırmadan, farkına varmadan.

Okkanın altına gitmek: Suça hedef olmak.

Omuz verme: Yükümlülük almak.

Sidik yarışı etmek: Başkası ile yarışa girmek.

Suya götürüp, susuz getirmek: Kandırmak aldatmak.

Süt dökmüş kedi gibi; Suçlu ve utançlı.

Sel önünden kütük kapmak: Açık gözlülük yapmak.

Sık boğaz etmek: Sıkıştırmak, bunaltmak.

Şapa oturmak: başaramamak.

Şeytan değiştirmesi: Bilinmeyecek kadar zayıflamak.

Tepesi atmak: Öfkelenmek.

Tuzu kuru: Sıkıntısı yok, varlığı yerinde, endişesiz.

Tahtasız, tahtası çatlak: Aklı yerinde değil.

Üstü kapalı: Sezdirmeden, imaen.

Uçkuru gevşek: Cinsel arzusuna sahip olamayan.

Pay biçmek: Örnek almak, ibret almak.

Yüreğini serin tutmak: Soğuk kanlı olmak.

Yol açmak: Sebep olmak.

Yoldan çıkmak: Cemiyet düzenine uymamak, evlilik dışı ilişkili.

Yüz karası: lekeli, ayıplı, yaşamak.

Zekerete girmek: ölüme yaklaşmak.

Yüklü: hamile, gebe.

ATASÖZLERİ

 

Aç köpek fırın deler

Ağaç dibinden, insan kulağından sulanır.

Aç ayı oynamaz.

Adın çıkacağına, canm çıksın.

Adın çıkmış dokuza inmez sekize.

■s    *

Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.

Ağaca çıkan keçinin ağaca çıkan oğlağı olur.

Akılsız köpeği yol kocatır.

Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.

At beslenirken, kız istenirken satılır.

Büyük başın büyük derdi olur.

Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.

Bin yaddan, bir bildik iyidir.

Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.

Bir koyundan iki deri çıkmaz.

Besle kargayı, oysun gozunu.

Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.

Batan balık yan gider.

Bal tutan, parmağını yalar.

Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.

Bağda izin olsun, üzüm yemeğe yüzün olsun.

Baharda at, gencerde kız beğenen aldanır.

Bahşiş atın nalına bakılmaz.

Cami önünde dilenir, mescitte sadaka verir.

Çatal kazık yere batmaz.

Çirkin bürünür, güzel görünür.

Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane gelecek yıl çıkmış.

Çıkmadık canda, ümit vardır.

Akacak kan damarda durmaz.

Çocuğa iş buyur arkasından sen git.

Çocuktan al haberi.

Çok yiyen çıkmış yaza, az yiyen daha taze.

Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.

Çobanın gönlü olursa, tekeden süt çıkarır.

Çok çakal, çok in kazmaz.

Dökülen sirke kabını doldurmaz.

Dolu başağın boynu eğridir.

Deveyi hendekten atlatan bir tutam ottur.

Deveci ile konuşan, kapıyı geniş açar.

Deli Öğüt, kıl düğüm tutmaz.

Delinin düşünmesine, tavuğun eşinmesine derman olmaz.

Dağ başında dur, delik Önünde durma.

Dağ başında harman yel için, çay kıyısında tarla sel için.

Dağ dağ üstünde olmuş, ev ev üstünde olmamış.

Demiri nem, insanı gam çürütür.

Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.

Elden gelen Öğün olmaz, olsa da zamanında olmaz.

Elinin hamuru ile erkeğin işine karışma.

Eğreti ata binen çabuk iner.

Erkek eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.

Elmayı soy ye, armudu say ye.

Fakirin çocuğu, zenginin parası kıymetlidir.

Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.

Fakir oyuna kalktı mı davul patlarmış.

Gün çarığı, çarık ayağı sıkar.

Görgülü kuş işini, görgüsüz kuş pisliğini eşeler.

Gölgeyi hoş gören, tekneyi boş görür.

Gevşek topraklı yerde ev olmaz.

Geçti Bellembolun pazarı, sür eşeğini Niğdeye.

Gök ağlamayınca, yer gülmez.

Gancık köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek arkasından git­mez.

Haydan gelen huya gider.

Hamama giren terler.

Her yiğidin bir yoğurt yeyişi vardır.

Hekimden sorma, çekenden sor. Harman döğen öküz içinden yer.

İtin ısırmazı, atın tepmezi olmaz.

İmam evinden aş, ölü gözünden yaş gelmez.

Isıracak köpek dişini göstermez.

Kadın döşekte, çocuk beşikte sevilir.

Kadının saçı uzun, aklı kısa olur.

Kem söz, kalp akçe sahibinindir.

Keskin sirke küpüne zarar verir.

Kafa büyük içi boş, tut kulağından çifte koş.

Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.

Karga ile arkadaşlık edenin, gagası boktan kurtulmaz.

Kardeş kardeşin ne öldüğünü, ne onduğunu ister.

Koca inek buzağısı kıymetli olur.

Kışın hamam, yazm han kapısı.

Kız halaya, oğlan dayıya çeker.

Kızı istediğine bırakırsan, ya davulcuya, ya zurnacıya varır.

Korkmuş insana, koyunun başı çift görünür.

Kork aprilin beşinden öküzü ayırır eşinden.

Marttan sonra ekilen darıdan, ağustosta oğul çıkaran arıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.

Maşa varken elini yakma.

Ne ekersen onu biçersin.

Ortak eşek semer bulmaz.

Öfke ile kalkan zarar ile oturur.

Öfke gelir, akıl gider.

Rüzgârlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu.

Sığırtmaç sığırı para ile el adamı bedava güder.

Sakla samanı, gelir zamanı, kar yağar kiraz zamanı.

Soğanı düşmanına akşam, dostuna gündüz yedir.

Söyleme arsız eden, kilitleme hırsız eden.

Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.

Tembele bulut yük olur.

Tembele iş göster, sana akıl öğretsin.

Tutulan harman doğer.

Tarlanın taşlısı, kızın uzun saçlısı.

Uluk (Tembel) çiftçinin Öğendiresi çok olur.

Üzüm üzüme baka baka kararır.

Yamamayınca giyilmez, yalamayınca doyulmaz.

Yeldir elek, yeldir saç, elim hamur, karnım aç.

Aç esner, aşık gerinir.

Yoksulun düşkünü beyaz giyer kış günü.

Zengin arabasını dağdan aşınr, fakir düz yolda şaşırır.

TEKERLEMELER

Elleri yaprak sarması

Kollan patlıcan dolması,

Burnu Burgaz nohudu,

Gözlen Beydağ payamı,

Kaşları gölcük sülüğü,

Alnı Bozdağ Yaylası

Yavrum demiş anası.

 

 

 

inciler em döküldü toplüyümüdtm

Küçük hanım geldi saklayamadım

inci mînci kim birinci

Çarşıdan aldımpirinci.

Benim babam birinci.

Eşekte paldum

 Ben seni aldım.

Bulut gider şama

Çek eşeğini dama (Hava bozacak demek.)

Hem küp temizlensin

 Hem fener yağlansın.

Bulut gider Aydın 'a

Git işine kaydına.(Hava iyi olacak)

Elem tere fiş

Kem gözlere şiş.

Ana, her derdime yana

Ekmeği yanından zeytin silkme.

Azmış kudurmuştan beterdir.

Aş buldun mu ye, iş buldun mu kaç.

Bellembol'un kestanesi

Okka çeker beş tanesi.

Akşamın hayrından sabahın seri yeğdir.

 Aşın kuyusunda, işin kıyısında dur.

Ye kabağı salla göbeği.

Yerel Sözler

Abanlamak: Uzun adımlarla hızlı yürümek.

Abanmak: Bir şeyin üzerine eğilmek. Üstüme abanma gibi.

Acar: Gürbüz, şişman, kuvvetli.

Ağnemek: Yatıp yuvarlanmak. "Eşek kumu gördü yatar ağna-nır."

Acasız: Acele, çabucak, ansızın.

Afat: Felâket. "Bu yaz yağan yağmur değil, afat oldu."

Abartma: Olayları büyütme.

Aladı: Acele, çabuk.

Alavış: Anlaşılmayan, kalabalık konuşma, gürültü.

Alaf: Ateş, sıcak, alevli ateş. "Amma da alaflı kadın."

Amal: Eziyet "Bu çocuk çok amallı, ben buna bakamam."

Anbaşı: Tarla smın.

Anız: Ekin biçildikten sonra tarlada kalan kısım.

Aney: Anacağım, hayret anlamında kullanılır.

Aniy: Korkudan söylenir.

Annaç: Karşı "Evimiz hükümetin annacmda"

Apık sakıp: Gelişi güzel konuşmak.

Appak: Tertemiz, bembeyaz.

Ardılmak: Ağaca, arabaya asılmak. "Heybe ardıldı, dengesi bozuldu."

Arkança: Arkası sıra gitmek.

Astan: Birazdan "Ben astan size gelcem."

Askıntı: Musallat olma.

Aş: Pilâv.

Atak: Çocukların oynadığı bilye. Atak-firlak, atılgan.

Avet: Düğünlerde götürülen hediye, armağan.

Avkma: Avukma. Yenilen otların çökelek, ile karışık ezilmiş salata.

Avkma: Çocuğu ezme, seni avkann çocuk.

Ayakyolu: Hela WC.

Ayazlık: Hayat, salon.

Anmak: Sırrı söylemek, açık etmek. "Sırrını anivererim."

Anaberi: öteberi, ıvır zıvır.

Ahar: Yalak, hayvan sulağı. "Eşeği çeşmenin aharında sula."

Ahar: Hayvan damı, Ahır.

Akappak: Bembeyaz

Ağız: Doğuran ineğin ilk sütü.

Al: Hile desise.

Arık: Su yolu.

Allahbeğindi: Hayret edilecek şey anlamında.

Aylak: İşsiz, boş dolaşan.

Akıtma: Sulu hamurdan yağda pişirilen yassı ekmek.

Basınmak: Ezmek, horlamak.

Buymak: Donmak, bıymak.

Borsak: İneğin çiftleşme istekli durumu.

Beledi yorgan yüzü: Dokuma çeşidi.

Balkan: Sık orman.

Böğün: Bu gün.

Bülüç: Piliç.

Bardak: Topraktan emzikli testi.

Başdavını: Başbelâsı.

Batın Üzere. (Gelibatır- geliyor.)

Baylan: Nazlı, sevimli şımarık, yüzlü.

Belenara: Şöyle böyle.