Bu bölümdeki derlemeler duyuldukça yazılmış, incelemesi
kolay
olması için alfabetik sıraya sokulmaya çalışılmıştır.
Ağız aramak: Ne olduğunu öğrenmeye çalışmak.
Ağız değiştirmek: îfade değiştirmek.
Ağız bozmak: Küfürlü konuşmak.
Ağzını açmak-
Gözünü yummak: Ağzına geleni söylemek.
Ağzı açık: Sır
tutamayan.
Ağzından çıkanı kulağın duysun: Ağır söz söyleyene,
kendine gel deme. '
Ağız birliği etmek: Söz birliği etmek.
Ağzı kulağına
varan: Sevincini ayarlayamayan.
Ağzında
mercimek ıslanmaz: Sır saklayamaz.
Ağıza sakız olmak: Söz ve alay konusu olmak.
Ağzına yüzüne bulaştırmak: tşi karıştırmak, danıştırmak.
Ağzını yüzünü buruşturmak: Hoşnutsuzluk, tiksinti duymak.
Aklına turp suyu sıkmak: Aklına şaşmak.
Ayağı suya ermek: Aklı başına gelmek.
Ayağı kayık:
Yoldan çıkmış ahlâksız.
Ayağını denk almak: Doğru hareket etmek.
At üstünde orak
biçmek: Yüksekten atmak, palavracı.
Alçak eşeğe binmek kolaydı*: Eksikli kişiye söz dinletmesi
kolaydır.
Bal döküp yalamak: Tertemiz etmek.
Başa çıkmak: Üstesinden gelmek, şımarıklık yapmak.
Başa kakmak:
Takaze etmek, yüze vurmak.
Bastı bacak: Bücür, boysuz, yerden bitme.
Bire bin
katmak: İşittiklerini abartarak anlatmak.
Bir çırpıda: Derhal, birden, hemen.
Bir sigara içimi: Kısa mesafe.
Benzi uçmak: Benzi sararmak. Öfke, korku, rahatsızlıktan
olur.
Bin dereden su
getirmek: Gerçeği saptırmak.
Bel bağlamak: Güvenmek, bel bağlamak.
Burnu havada: Boşuna gurur.
Burnundan
solumak: Öfkeli solumak.
Burnundan kıl aldırmaz: Affetmez, hoşgörüsü olmayan.
Buluttan nem kapan: Her şeyden işkillenen, şüpheci.
Bol keseden
atmak: Aşırı öğünmek, yersiz böbürlenmek.
Beline güvenmek: Erkekliğine güvenmek.
Cebi dolu: Varlıklı, zengin, paralı.
Canını dişine
takmak: Son gayretini göstermek.
Çıranı yaktım: İşini bitirdim.
Çıkmaz ayın
onbeşinde: Belli olmayan bir tarihte.
Çalım satmak:
Gösterişli gezmek.
Çalımını
bozmak: Düzenini, gösterişini bozmak.
Çalıyı tepesinden sürümek: İşi zor yerinden tutmak,
çalışmak.
Dananın alası
dışında, insanınki içinde: Hileci, hilesi içinde.
Deli çıkmak: Öfkelenmek, delirircesine sinirlenmek.
Diline dolamak-: Hep aynı şeyleri söylemek.
Dile düşmek:
Rezil olmak.
Dilinde tüy
bitmek: Sayısız tenbihte bulunmak.
Didik didik etmek: İnceden inceye aramak.
Dişini göstermek: Direniş göstermek.
Dokuz doğurmak: Aşırı telâşlanmak.
Dostlar alışverişte görsün: İş yapıyor görünmek.
Elifi elifine: Ucu ucuna, kılı kılma.
El üstünde
tutmak: Büyük saygı göstermek.
Eli ayağı kesilmek: Korku ve sevinçten dengesini
kaybetmek.
El avuç açmak: Dilenmek.
El içine çıkamamak: Utanmak, arlanmak.
Eli uzun: Hırsız.
Eli boş dönmek: Başarısızlık, kazanamamak.
Eteği zil çalmak: Aşırı sevinme.
El ayak çekilmek: Ortalıkta kimse kalmaması.
Evinsiz iş:
Verimsiz iş.
Eyi değil
kadın: Ahlâksız kadın.
Fellik fellik açmak veya koşmak: Utançtan saklanmak.
Gözü tutmamak: Hakkında olumlu bir kanıya varmamak.
Gözünün çayırım
açmak: Uyarmak. Gıdım
gıdım gitmek: Kısa adımlar, yavaş yavaş gitmek.
Gıkı çıkmamak: Ses
çıkarmamak.
Göbeği düşmek: Aşırı zorlamak.
Göz ağırtmak,
belertmek: Birine sert bakmak. Gözü karartmak: Karar
vermek. Gözden
düşmek: İtibarını kaybetmek. Göze girmek: İtibar
kazanmak, Kendini beğindirmek.
Göze batmak: Dikkati
üstüne çekmek.
Gök zengin: Sonsuz
zengin.
Gökdeli: Çok deli, gözü kara. Gök başlı: Dik kafalı
Gök görmedik:
Görgüsüz, aç gözlü, sonradan görme.
Gök sulu: Bir armut
cinsi. (Ekşi sulu da denir).
Havadan sudan: Rast
gele konuşmak.
Harmana veresiye:
Alınmayacak alacak, ödenmeyecek borç. Harman elden,
su selden: İşsiz güçsüzler için söylenir.
İpsiz sapsız:
Bağlantısız. İki ucu pis değnek: İşin her iki yönü
de kötü. İpe un sermek: İsteği, türlü bahanelerle
yapmamak. İşi
tıkırında: İşi iyi, her işi yolunda. İşi bitik:
Hali harap.
İki satır konuşmak: Birazcık konuşmak:
İsteycinin torbasından düşmüş: Dilencinin torbasından düşmüş.
Dilenci
Gabıklı:
Sünnetsiz, hiristiyan, cavur anlamında.
Gabh: Ağır hareket eden, vurdum duymaz.
Kapı çalmak: İhtiyaç için müracaatta bulunmak.
Kafası kazan olmak: Yorulmak.
Kaç-göç yok: Kadın erkek ayrımı yok.
Kara yazala: Kötü talimi veya talihsiz.
Kafada kavak yeli esmek: Aklı havada.
Kafa patlatmak:
Kafa yormak, düşünmek.
Kapısız adam:
Evi olmayan adam.
Kanı kaynamak:
Kanı ısınmak, sempati duymak.
Karınca ezmez:
Yavaş ve sakınarak yürümek.
Kulak arkası etmek: Önemsememek, kale almamak.
Kara çalmak: İftira etmek.
Kılıfı kılıfına: Tamı tamına.
Kırk dereden su getirmek: Kandırmaya çalışmak.
Kör yanına gelmek: Bilmezlikten gelmek.
Kırk yılda bir:
Nadiren
Kulp takmak: Bahane bulmak.
Küpünü doldurmak: Her türlü yoldan para kazanmak.
Kulağına
çalınmak: Birisinden işitmek.
Kulp takmak: Bahane bulmak.
Maval okumak:
İşe gelmez okuma.
Mutu(a) gitmek: Heder olmak.
Nasırına basmak: Kızdırmak, üstüne üstüne gitmek.
O değilden gelmek: Çaktırmadan, farkına varmadan.
Okkanın altına gitmek: Suça hedef olmak.
Omuz verme:
Yükümlülük almak.
Sidik yarışı etmek: Başkası ile yarışa girmek.
Suya götürüp, susuz getirmek: Kandırmak aldatmak.
Süt dökmüş kedi
gibi; Suçlu ve utançlı.
Sel önünden kütük kapmak: Açık gözlülük yapmak.
Sık boğaz etmek: Sıkıştırmak, bunaltmak.
Şapa oturmak: başaramamak.
Şeytan
değiştirmesi: Bilinmeyecek kadar zayıflamak.
Tepesi atmak: Öfkelenmek.
Tuzu kuru: Sıkıntısı yok, varlığı yerinde, endişesiz.
Tahtasız,
tahtası çatlak: Aklı yerinde değil.
Üstü kapalı: Sezdirmeden, imaen.
Uçkuru gevşek: Cinsel arzusuna sahip olamayan.
Pay biçmek: Örnek almak, ibret almak.
Yüreğini serin
tutmak: Soğuk kanlı olmak.
Yol açmak: Sebep olmak.
Yoldan çıkmak: Cemiyet düzenine uymamak, evlilik dışı
ilişkili.
Yüz karası:
lekeli, ayıplı, yaşamak.
Zekerete girmek: ölüme yaklaşmak.
Yüklü: hamile, gebe.
ATASÖZLERİ
Aç köpek fırın
deler
Ağaç dibinden, insan kulağından sulanır.
Aç ayı oynamaz.
Adın
çıkacağına, canm çıksın.
Adın çıkmış dokuza inmez sekize.
■s *
Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.
Ağaca çıkan
keçinin ağaca çıkan oğlağı olur.
Akılsız köpeği
yol kocatır.
Anasına bak
kızını al, kenarına bak bezini al.
At beslenirken,
kız istenirken satılır.
Büyük başın büyük derdi olur.
Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.
Bin yaddan, bir
bildik iyidir.
Biri yer biri
bakar, kıyamet ondan kopar.
Bir koyundan
iki deri çıkmaz.
Besle kargayı,
oysun gozunu.
Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.
Batan balık yan gider.
Bal tutan, parmağını yalar.
Bakarsan bağ,
bakmazsan dağ olur.
Bağda izin olsun, üzüm yemeğe yüzün olsun.
Baharda at, gencerde kız beğenen aldanır.
Bahşiş atın nalına bakılmaz.
Cami önünde
dilenir, mescitte sadaka verir.
Çatal kazık
yere batmaz.
Çirkin bürünür, güzel görünür.
Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane gelecek yıl çıkmış.
Çıkmadık canda, ümit vardır.
Akacak kan damarda durmaz.
Çocuğa iş buyur arkasından sen git.
Çocuktan al haberi.
Çok yiyen çıkmış yaza, az yiyen daha taze.
Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.
Çobanın gönlü olursa, tekeden süt çıkarır.
Çok çakal, çok in kazmaz.
Dökülen sirke kabını doldurmaz.
Dolu başağın boynu eğridir.
Deveyi hendekten atlatan bir tutam ottur.
Deveci ile konuşan, kapıyı geniş açar.
Deli Öğüt, kıl
düğüm tutmaz.
Delinin düşünmesine, tavuğun eşinmesine derman olmaz.
Dağ başında dur, delik Önünde durma.
Dağ başında harman yel için, çay kıyısında tarla sel için.
Dağ dağ üstünde olmuş, ev ev üstünde olmamış.
Demiri nem, insanı gam çürütür.
Ele verir
talkını, kendi yutar salkımı.
Elden gelen
Öğün olmaz, olsa da zamanında olmaz.
Elinin hamuru ile erkeğin işine karışma.
Eğreti ata
binen çabuk iner.
Erkek eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.
Elmayı soy ye,
armudu say ye.
Fakirin çocuğu,
zenginin parası kıymetlidir.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
Fakir oyuna kalktı mı davul patlarmış.
Gün çarığı, çarık ayağı sıkar.
Görgülü kuş işini, görgüsüz kuş pisliğini eşeler.
Gölgeyi hoş gören, tekneyi boş görür.
Gevşek topraklı yerde ev olmaz.
Geçti Bellembolun pazarı, sür eşeğini Niğdeye.
Gök
ağlamayınca, yer gülmez.
Gancık köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek arkasından gitmez.
Haydan gelen huya gider.
Hamama giren terler.
Her yiğidin bir yoğurt yeyişi vardır.
Hekimden sorma,
çekenden sor. Harman
döğen öküz içinden yer.
İtin ısırmazı,
atın tepmezi olmaz.
İmam evinden aş, ölü gözünden yaş gelmez.
Isıracak köpek dişini göstermez.
Kadın döşekte, çocuk beşikte sevilir.
Kadının saçı
uzun, aklı kısa olur.
Kem söz, kalp akçe sahibinindir.
Keskin sirke
küpüne zarar verir.
Kafa büyük içi boş, tut kulağından çifte koş.
Kaz gelen
yerden tavuk esirgenmez.
Karga ile
arkadaşlık edenin, gagası boktan kurtulmaz.
Kardeş kardeşin ne öldüğünü, ne onduğunu ister.
Koca inek
buzağısı kıymetli olur.
Kışın hamam, yazm han kapısı.
Kız halaya, oğlan dayıya çeker.
Kızı istediğine bırakırsan, ya davulcuya, ya zurnacıya
varır.
Korkmuş insana, koyunun başı çift görünür.
Kork aprilin beşinden öküzü ayırır eşinden.
Marttan sonra ekilen darıdan, ağustosta oğul çıkaran
arıdan,
kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.
Maşa varken elini yakma.
Ne ekersen onu biçersin.
Ortak eşek semer bulmaz.
Öfke ile kalkan
zarar ile oturur.
Öfke gelir, akıl gider.
Rüzgârlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu.
Sığırtmaç sığırı para ile el adamı bedava güder.
Sakla samanı,
gelir zamanı, kar yağar kiraz zamanı.
Soğanı düşmanına akşam, dostuna gündüz yedir.
Söyleme arsız eden, kilitleme hırsız eden.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
Tembele bulut
yük olur.
Tembele iş
göster, sana akıl öğretsin.
Tutulan harman doğer.
Tarlanın taşlısı, kızın uzun saçlısı.
Uluk (Tembel) çiftçinin Öğendiresi çok olur.
Üzüm üzüme baka baka kararır.
Yamamayınca
giyilmez, yalamayınca doyulmaz.
Yeldir elek, yeldir saç, elim hamur, karnım aç.
Aç esner, aşık
gerinir.
Yoksulun düşkünü beyaz giyer kış günü.
Zengin arabasını dağdan aşınr, fakir düz yolda şaşırır.
TEKERLEMELER
Elleri
yaprak sarması
Kollan
patlıcan dolması,
Burnu
Burgaz nohudu,
Gözlen
Beydağ payamı,
Kaşları
gölcük sülüğü,
Alnı
Bozdağ Yaylası
Yavrum
demiş anası.
inciler em döküldü toplüyümüdtm
Küçük
hanım geldi saklayamadım
inci
mînci kim birinci
Çarşıdan aldımpirinci.
Benim
babam birinci.
Eşekte
paldum
Ben
seni aldım.
Bulut
gider şama
Çek
eşeğini dama (Hava bozacak demek.)
Hem küp
temizlensin
Hem
fener yağlansın.
Bulut
gider Aydın 'a
Git işine kaydına.(Hava iyi
olacak)
Elem tere fiş
Kem
gözlere şiş.
Ana, her
derdime yana
Ekmeği
yanından zeytin silkme.
Azmış
kudurmuştan beterdir.
Aş
buldun mu ye, iş buldun mu kaç.
Bellembol'un kestanesi
Okka
çeker beş tanesi.
Akşamın
hayrından sabahın seri yeğdir.
Aşın
kuyusunda, işin kıyısında dur.
Ye
kabağı salla göbeği.
Yerel Sözler
Abanlamak: Uzun adımlarla hızlı yürümek.
Abanmak: Bir şeyin üzerine eğilmek. Üstüme abanma gibi.
Acar: Gürbüz, şişman, kuvvetli.
Ağnemek: Yatıp yuvarlanmak. "Eşek kumu gördü yatar ağna-nır."
Acasız: Acele, çabucak, ansızın.
Afat: Felâket. "Bu yaz yağan yağmur değil, afat oldu."
Abartma:
Olayları büyütme.
Aladı: Acele, çabuk.
Alavış: Anlaşılmayan, kalabalık konuşma, gürültü.
Alaf: Ateş,
sıcak, alevli ateş. "Amma da alaflı kadın."
Amal: Eziyet "Bu çocuk çok amallı, ben buna bakamam."
Anbaşı: Tarla smın.
Anız: Ekin
biçildikten sonra tarlada kalan kısım.
Aney: Anacağım, hayret anlamında kullanılır.
Aniy: Korkudan söylenir.
Annaç: Karşı
"Evimiz hükümetin annacmda"
Apık sakıp: Gelişi güzel konuşmak.
Appak: Tertemiz, bembeyaz.
Ardılmak: Ağaca, arabaya asılmak. "Heybe ardıldı, dengesi
bozuldu."
Arkança: Arkası sıra gitmek.
Astan: Birazdan "Ben astan size gelcem."
Askıntı: Musallat olma.
Aş: Pilâv.
Atak:
Çocukların oynadığı bilye. Atak-firlak, atılgan.
Avet: Düğünlerde götürülen hediye, armağan.
Avkma: Avukma. Yenilen otların çökelek, ile karışık
ezilmiş
salata.
Avkma: Çocuğu
ezme, seni avkann çocuk.
Ayakyolu: Hela WC.
Ayazlık: Hayat,
salon.
Anmak: Sırrı söylemek, açık etmek. "Sırrını anivererim."
Anaberi: öteberi, ıvır zıvır.
Ahar: Yalak, hayvan sulağı. "Eşeği çeşmenin aharında
sula."
Ahar: Hayvan damı, Ahır.
Akappak: Bembeyaz
Ağız: Doğuran ineğin ilk sütü.
Al: Hile desise.
Arık: Su yolu.
Allahbeğindi: Hayret edilecek şey anlamında.
Aylak: İşsiz, boş dolaşan.
Akıtma: Sulu hamurdan yağda pişirilen yassı ekmek.
Basınmak: Ezmek, horlamak.
Buymak: Donmak, bıymak.
Borsak: İneğin
çiftleşme istekli durumu.
Beledi yorgan
yüzü: Dokuma çeşidi.
Balkan: Sık orman.
Böğün: Bu gün.
Bülüç: Piliç.
Bardak: Topraktan emzikli testi.
Başdavını: Başbelâsı.
Batın Üzere. (Gelibatır- geliyor.)
Baylan: Nazlı,
sevimli şımarık, yüzlü.
Belenara: Şöyle böyle.