Sitemize Hoşgeldiniz   |   Beydağ Kaymakamlığı   
   Ana Sayfa
   Kaymakamımız
   İlçemiz Hakkında
   İlçemizdeki Kurumlar
   Mahalli İdareler
   Kurum Telefonları
   Protokol Listesi
   Fotoğraf Galerisi
   Vatandaşlık Hakları
   İnsan Hakları
   Tüketici Hakları
   Gerekli Bilgiler
   İletisim
 
 
 
ANKET
Sitemizin Yeni Tasarımını Nasıl Buluyorsunuz?
Çok Güzel (61%)
İdare Eder (29%)
Eskisi Daha İyiydi (8%)


Toplam 705 kişi katıldı.
BİLGİ EDİNME
Online Başvuru
Bilgi Edinme Kanunu
IZMIR
SİTE İSTATİSTİK
Online 2 
 Bugün 182 
 Toplam 71748 
Ip No:38.103.63.60
internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

 
 
 
 

TARİHİ MİRAS


Tarihi Olaylar: Çevremizde bu güne kadar ciddi bir araştırma ve inceleme yapılmamış olduğunu üzülerek gördüm. Geçmişte, yabancı araştırmacı gezginler Birgi'ye kadar gelmişler, oradan Tire yolu ile B. Menderes yöresine geçmişlerdir. Yerli ve yabancı bitki inceleyici gezginler bile, Bozdağ, Tire Dağlarına gel­dikleri halde Beydağı'na gelmemişlerdir. Bu, çevrenin ormanlık olması, eşkiyanın barınmasına elverişli olması ve güvenlik güçle­rinin burada otorite temin edememesinden ve yeterli yola sahip olamamasından ileri gelmiştir. Bu gün dahi yolun sonunda gibi­dir...

 Çevremizin tarihi izleri silinmeye yüz tutmuştur. Kendimi bu ilgisiz, sorumsuzlar içinde buldum. Görebildiklerimi, bulabildik­lerimi duyduklarımı toplayarak kabahatimi azaltmaya çalıştım. Bastığım her yerde bir ata izi gördüm. Yöremde gezerken taşlar, tepeler, otlar, benimle konuşur oldu. Kaya mezarlar, lâhitler, tü-mülüsler, höyükler, pişirilmiş toprak lâhitler, süslü, yazılı mezar taşlarının bana güldüklerini görür oldum. Yöremiz halkının gavur evi, gavur damı, Bey mezarı, yörük mezarlığı, Tahtacı mezarlığı dediği yerlerde tarihin yattığını gördüm.

 

Gördüklerimi, bulduklarımı, duyduklarımı kâğıda dökmekle bir şey yapmış kuruntusunda değilim. Ancak, bundan sonra Bey­dağ hakkında inceleme yapacaklara öncülük etmiş olmanın kı­vancını duyacağım..

 

Genel tarih komşu il, ilçe tarihlerine göre kronolojimiz:

Kemalpaşa (Nif) Karabel abidelerine nazaran yöremiz M. Ö. 1900 yıllarında Hititlerin hakimiyeti altındadır. Çevremizdeki ka­ya mezarlar çok eskiden bu yana yerleşim merkezi olduğunu gös­termektedir. M. Ö. 1200 Hitit Devletinin (Otoritesinin) bitimi ile yerli halk Grek geleneği sayesinde en iyi tanınanıdır. Ancak Hitit devletinin yıkılması ile İyonyalı'lar Anadolu'ya göçmüşler ve şe­hir devletleri kurmuşlardır. Çünkü çevredeki halk çeşitli kabile­lerden oluştuğu için dil birliği kurulamamıştı. Anlaşma güçlüğüvardı. İyonlar, Aka kabilelerinin müşterek adı, B. Menderes ile Gediz nehri arasında kalan sahil şeridine de İyonya denirdi. İyon­ların 12 Sitesi (Şehir devleti) vardı. Bu şehir devletlerine Polis de­niyordu. Şehir devletleri krallıkla değil. (Tiranlık)la idare edili­yorlardı. Bu yönetim şeklini İyonlar kurmuşlardır.

 

Beydağ'ın en eski yerleşim alanı Erikli Köyü'nün bulunduğu yerdir denebilir. Buranın Osmanlılar zamanındaki adı Tesavra'dır. Evliya Çelebi Tasahorya diye yazmış. Nazilli ilçesinin Mastaura (Mastavra" ile adaş sayılır. Mastaura'nın Luwi kabilesi tarafından kurulduğu kabul edilir. Luwiler M.Ö. 2000-1000 yıllarında yaşa­mış olduklarından, Erikli (Tasavra) köyünün de çok eski olduğu­nu söyleyebiliriz.

 

İyonlar 12 şehir devleti kurmuşlardır: Miletos, Myus, Prine, Efesos, Kolofon, lebedus, Teos, Klazomenae(Urla), Fokia (Foça), Sakız, samos ve İzmir'dir. Bu idareyi (Tiranlık, Polis)i iyonlar kur­muşlardır. İyonlar, Hititlerin varisidir. (Prof. Laumonier) (İzmir ve Havalisi Hakkında Tarihi Bilgiler. Beydağı'nın Osmanlılardan ön­ceki adlarından biri de PALAİAPOLİS dir. Bu adına bakarak, Bey-dağı'nın tarihi İyonlar'a kadar giden çok eski bir geçmişe sahip olduğunu söyleyebiliriz.

 

Çevremizdeki tümülüsler, M.Ö. 700 yıllarında, buralarda Lid-yahların hükümran olduklarını hatırlatır. M.Ö. 12-7 yy, da Lidya Krallığının bir Hitit sülâlesi yönetmiştir. M.Ö.700 yy. Lidyalıların başşehri Şart idi. Birgi Lidyalıların yazlık şehri olmuştu. (31)

M.Ö.676 da Kimerler Anadolu'ya akın etmişler, Lidyalılarla birçok savaşlar yaparak, Lidya şehirlerini harap etmişlerdir.

Çevremizdeki Pilâv tepe, İn tepe, Cin tepe, Beyler tepesi tümü-lüsleri, bir zamanlar yöremizde Lidyalı'ların hükümran oldukları­nın belgeleri olabilir, tümülüsler, Lidya krallarının ya da asil ve zenginlerinin mezarları olarak yapılmıştı.

Kimerler, İskillerin bir koludur. Kimerlerin, Lidya şehirlerini yakıp yıktıklarında (Beydağ) Palaiapolis de çok zarar görmüştür.

Lydalılarm soyundan olan Kibyrahlann özelliklerinden biri de Demir işçiliği ve kakmacılıktır. (32) Adagüre köylülerinin demir­cilik sanatı o zamandan devam edegelmiş olabilir.

Perslerin Lydya kralı Krezüs'ü M.Ö.603 de yenmeleri ile yöre­miz 200 yılı aşkın İranlıların yönetiminde kalmıştır. (31)

M.Ö. Bu gün Ödemiş'in bir köyü olan Günlüce (Hypaipa) Pers egemenliği çağında adını duyurmağa başlamış ve Persler tara­fından kutsal bir şehir olarak kabul edilmiştir. Hypaipa'da kurul­muş olan iki büyük Pers kutsal alanı, bu yıllarda yöremizde yer­leşilmiş olduğunu gösterir. (27) Beydağ'da tarihi araştırma yapıl­madığı için Perslerden kalma eserler bilinemiyor.

M.Ö. 334 de Büyük İskender'in Persleri yenmesinden sonra İyon'ya istiklâline kavuşmuştur. M.Ö. 334 de Yukarı Kaystros va­disi B. İskender'in yönetimindedir. Iskenderin ölümü ile ovaya Antigonos, daha sonra Trakya Satrabı Lysımakhos egemen oldu.

Tarihçi Esebios'a göre Bergamon (Bergama) kralı I. Attolos, Küçük Asya kralı Ant. Hioraks'ı yukarı kystrostaki Koloe'de (Ke­leş. Kiraz) M.Ö.229 da yenince, ova Pergamon Krallığı'nın yöneti­mine girmiştir.

Bergama Kralı III. Attolos'un M.Ö. 133 de ölmesi ile Romalılar Krallık topraklarına el koymuşlar ve "Kilbis" adı verilen Yukarı Kaystromtai Kiraz-Beydağ ovası Roma yönetimine girmiştir.

Nazilli İlçesinin Mastavra (Mastaura) Köyü'nün M.Ö. I. yy. da Luwi kabilesince kurulduğu, ilk bakır paranın burada basıldığı yazılıdır. (32) Bu köyün adaşı durumundaki Erikli (Tasavra) köyü aynı tarihlerde kurulmuş olabilir. Beytepesi tümülüsünün ince­lenmesi, bilinmeyeni çözebilirse, yöremizin bilinen ilk yerleşenleri hakkında bilgi edinebiliriz.

Romalı Manuel'in İyonya'daki orduları Ankara'ya yürüyüşle­rinde Kestel Boğazı, (Kapakdere, ULU YOL)'dan geçerken, bir kı­sım askerinin Beydağ, Çomaklar köyü altındaki, (Kervansa, Ker-vansıra, Karanlık Köprü Yolundan geçmeleri olasıdır. (33)

Pontus Kralı VI. Mitridat, Roma'nın tüm Asya eyaleti ile birlikte Kaystros ovasına egemen olduysa da üç yıl sonra M.Ö.86 da Ro­malılar yöreyi geri aldılar.

M.Ö.100 y.y.dan beri Kilbıanon denilen Yukarı Kaystros ovası, Efesos kentine bağlı bir bölge durumuna geldi. Ovanın bu dönemdeki adı Ephesiorum olarak anılır. Aroma döneminde yukarı ve aşağı olmak üzere iki bölümden oluşuyordu. Yukarı Kilbia-non'a (Cilbianis, inferiores), aşağı Kilbionan'a (Cilbianis superio-res) deniliyordu. (31)

 

Milâttan Sonraki Durum:

M.S. 400. yüzyıla kadar, Yukarı Kilbiyanos(Küçük Menderes doğu bölgesi) Bizans İmparatorluğunun hudutları içinde kaldı. Bu zaman içinde bakımsızlıktan harap oldu. Peganizm'in yasaklan­masından sonra Hıristiyanlık resmen bölgeye girdi ve kiliseler ya­pıldı. (Beydağ Kalesi ile Seyrek Kavak semti arasındaki "Kirse" mevkiinde kilise binasının olduğunu bilenler vardır.)

440 da İzmir ve civarı Hunlar'ın eline geçmişse de uzun sür­memiştir.

451 tarihli Bizans Cholcedon meclisi kayıtlarında Beydağ'ın is­mi palaiapolis olarak geçmektedir. 5300 tarihli liste'de Nikopolis, Palaiapolis, 787 tarihli, II. Nic. Meclisi listesinde, Palaipolis, Kilise listeleri, VII, VIII, X. listesinde; Palaioupolis, kilise listesi I.de Pala-ioupolis, Kilse listesi III X, XIII. Palaioupolus olarak yazılmıştır. (28)

Adı geçen listede, palaiapolis'in üstünde 14. sırada Argiza Chalced Meclisi listesinde ve Hirocles listesinde, II. Nic. Meclisi listesinde olduğu halde diğer listelerde yoktur. Bu Algiza şehrinin Yukarı Kilbiaonon'da olması düşünülebilir. Sarıkaya köyünün doğusunda, Uyuzpınarı'nın Asfalta yakın, İbrahim Kaynak'ın benzin istasyonun arkasında bir kilise olduğunu, yağma edildiği­ni, Beydağ Jandarma Komutanlığının bahçesine dikilen sütunun buradan götürüldüğü bilinmektedir. Sütunun başlığı, enginar yapraklan ile süslüdür.

Kilbianon ovasındaki palaiapolis (Beydağ), Koloe (Kiraz) Pyrgion (Birgi), Hypaipa (Günlüce) Nikala gibi kentler V. yy. da psikoposluklar kuruldu ve Metropilidine bağlandı.

Beydağ (Balyambolu), küçük Asya Tarihi Coğrafyası sf. 100 deki harita'da Nikaia/Plaiapolis olarak gösterilmiştir. Batı Ana­dolu Arkeoloji Haritası, palaiapolis/ Beydağ (Balyambolu) olarak yazılmıştır. (74)

530 yılı Hieroclec listesinde, Algiza İle palaiapolis piskoposluk­ları birleştirilmiştir. 787 II.Nic Meclisi listesinde de aynıdır.

Palaiapolis şehri V. yy-da bugünkü ilçe merkezinin batısında olmalıdır. Kilise kalenin batısındadır ve "Polis adını taşıyan şe­hirler bir saray ve çok kere bir mabet meydanına yelpaze şeklinde gelen sokakların kenarlarında dizilmiş evlerden meydana gelir-di.(30)

"Dukalar düzlüğü" Adaküre yolunun Beyköy yolu ile birleştiği yer ile kale arasındaki düzlüktür. Bu düzlük Türklerin kaleyi al­mak için at oynattıkları, kılınç salladıkları yerdir. Arkeolojik araş­tırmaların yapılması geciktikçe, belgeler gün geçtikçe yokolma yolundadır. Nitekim, Dükalar düzlüğünün güneyinde bir mezar­lık vardı Mezarlığın bir kısmını Beyköy yolu aldı. 1935 yılında geri kalan kısmı sökülüp ev yapıldı. Şehitler mezarlığı denirdi. Bu mezarlığın güney ucunda, Gülbey kızının evinin arkasındaki ka­vak (çınar) vardır. Bu kavaga nur indiği söylenir, Orada bir mezar taşına mum yakarlar. Kavağın savaşçı Türkmenler tarafından ça­dır direği olarak dikildiği rivayet edilir.

Malazgirt savaşından sonra Alp Arslan'ın buyruğu ile Türkler Anadolu'yu ele geçirmeye başladılardı. Türkmen beyleri Anado­lu'ya dağılmaya başlamıştı. Bu dağınık düzende tutunmak kolay değildi. Kutulmuşoğlu Süleyman Şah, Türkmenleri birleştirerek güçlü bir kuvvet haline getirmiş ve on yıl gibi kısa bir zamanda, Bizans Anadoludan çıkarılmış gibiydi. 1079-1080 yıllarında Sel­çukluların fetihleri Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz kıyılarına kadar gelmişti. Bu tarihlerde, Kilbiyanon ovasındaki: Palaiapolis (Balyambolu, Beydağ), Koloe (Keleş, Kiraz), Byrgion (Birgi). Hypaipa (Dabbey. Günlüce), Nikaia gibi kent ve kalelerin Khome-ten dedikleri yerli Hiristiyan halk Türklerin eline geçti. Selçuklu Emirlerinden Emir Çaka merkezi İzmir olan bir hükümet kurdu. Kuzeyde Emir Tanrıbermiş, merkezi Pars'ın beyliği ile Manisa topraklarını kapsayan, Alaşehir Beyliğini kurdu. Palaiapolis belki bu sırada, belki de bundan sonralarda Balyambolu adını almıştır. Beydağ bu beyliklerin ortasında ve etki alanı içindedir.

Süleyman Şah'ın Halep muharebesinde ölmesi ile Anadoludaki Türkmenler başsız kalmış, bu feodal devrin doğması olmuştur.

1092 yılında Emir Caka ortadan kaldırılınca, 1. Haçlı seferlerine dayanacak ciddi güç kalmamış gibiydi. Efes'deki Tanrı Bermiş çetin bir direnişten sonra Menderes boyunca çekildi. Bu Türk­menlerin bir kısmı Balyambolu'da yerleşip kalmış olabilir.

1098 İlkbaharında, Jean Doucas komutasındaki bizans Ordusu Thracessien Themesi'ni geri almak için harekete geçti. Gediz, Kü­çük Menderes, büyük Menderes vadileri işgal edilerek Antalya'ya kadar Bizans'ın eline geçti. Beydağ bu tarihlerde Bizans'ın elinde olmalıdır. Buralardaki Türkler ya öldürüldü, ya da İç Anadolu'ya çekilmişlerdir.

1107         de Bizans, doğudan Türklerden gelecek tehlikeyi sezmiş ve General Eumathius Philacales komutasında Denizli yöresine gönderildi. Bizans ordusu Lampe'deki Türklerle kanlı çarpışma­
lardan sonra Alaşehir'e döndü.

                1108de Sultan Şehinşah, Cappadocia Emiri Hasan'ı 20.000 ki­şilik bir kuvvetle Lidya bölgesine gönderdi. Emir Hasan ordusu­nun birini Kilbianons (K. Menderes'in doğu ovası) ovasına gön­derdi. Bizans Generali Eumathus Philocales bu birliği yendi. Mevdud bin Alıntekin komutasındaki B. Selçuklu ordusu, Anadolu Rum Selçuklu hükümetine yardım için gelmişken, Kilbianons
(Yukarı Kystros Havzasında, Alaşehir (Fidelphia) vadisi Costantin Gabros tarafından püskürtülmüştür.

1146 Bizans ordusunu zayıf yakalayan Türk süvari gücü Thra­cessien Themesi'ni talan ettikten sonra Kilbianons'a girdi. Yukarı­dan aşağıya Kaystros vadisi Türkmenlerce işgal edildi. (Yöremiz­deki söylenceye göre: Bu akıncıların başında bulunan beylerden biri olan Aslan Bey bu gün Oyuk Dede diye anılan yerde şehit düşmüştür. Balyambolu'nun yaslandığı (Mesogis dağı) nın adı bundan sonra, Aslan Bey kısaltılarak, Aslan Dağı olarak söylenir olmuş. Aslan Bey'in vurulduğu semte, Büyük Oyuk Dede denmiş ve ziyaret yeri olmuş.) Bir yıl sonra, İmp. Manuel, Konya seferi

dönüşünde Khoma'dan geçerek, Meandar (B. Menderes) ırmağı­nın kaynağı çevresinde bulunan Sungurlu'da ordugah kurdu, or­dularını dinlendirdiği sırada, Türk akıncılarının batıdaki İmp. luk arazisini yağmaladığını duyunca, hemen hareket etti ve zayıf du­rumdaki Türk kuvvetlerini dağıttı ve İstanbul'a döndü. 1156 da Kılıçaslan II, Anadolu Selçuklu Sultanı oldu. İmparator Manuel'in entrikasını anlayarak, 1162 yılında, karşılıklı yardımlaşma anlaş­ması imzaladı.

Myriocephallon savaşına kadar yöremiz Bizans'ın yönetimin­de, durgunluk içindedir.

            1176da İmp. Maunel, Anadolu'ya hakim olmak için, büyük bir ordunun başına geçerek, Konya üzerine yürüdü. Bu yürüyüş sı­rasında yer yer Türkmen güçleri ile yıpranan ordu, Myriocephal­lon kalesinin bulunduğu Düzbel geçidinde II. Kılıç Arslan'm kuvvetlerine yenildiler. Bu savaş Bizans'ın Comene hanedanının so­nunu belirledi. Bizans savunmaya geçme zorunluğunda kaldı.Sablion kalesinin yıkılması, Türklerin batıya olan akınlarını ko­laylaştırdı.

            1177ında Atabey komutasındaki 24000 kişilik Türk ordusu,Denize kadar B. Menderes ovalarındaki yerleşim alanlarını yakıp yıkarak ele geçirildiler. Fakat uzun sürmedi. Bizans İmp.u Mauel  Jean Vatatzes, Const, Ducas ve Michalel Aspietes komutalarında ki gücünü Türkmenler üzerine gönderdi. Yapılan çarpışmada Ata­bey şehit oldu. Türkmenler dağıldı, fakat istilâlarını bırakmadı­
lar.

1187 Sultan Kıhçaslan'ın gönderdiği Şemsettin Bey yönetimin­deki Türkmen akıncıları K. Menderes ovasını istilâ ederek bol miktarda hayvan ve tutsak alıp götürdüler. Bizans İmp- u her yıl vergi Ödemeye zorunlu kılındı.

1204 yılında Latinler İstanbul'u zaptettiler. İmparatorluk yıkıl­dı. Theodoros Lascaris, İznik'i merkez yaptı. Lâtinlerle birleşip Lidya bölgesini ele geçirdi ve imparator oldu. Yukarı Kaystros bölgesi Michael Paleologos'un İstanbulu ele geçirmesine kadar İz­nik Basiluslar'ına bağlı kaldı.

Sultan I. Keyhüsrev ile İmp. I. Theodoros Lascaris arasında 1205 de dostluk kurulmuşsa da 1211 de bozuldu. 20.000 kişi ile B. Menderes vadisini I. Keyhüsrev işgal ederken, Yukarı Kaystros havzasının doğusundaki Alaşehir yörelerinin alınışında şehit ol­du. Bundan sonra yukarı Kaystros havzası 60 yıllık bir barış dö­nemi yaşadı. Bu devre içinde şehir ve köylerin imarı ile uğraşıldı. Nüfus artışı olduğu da muhakkaktır.

XIII. y.y. da Moğolların Anadolu'yu işgalinden tedirgin olan Türkmen oymakları, batıya aktılar. Bu akınlarla Batı Anadoluda Türkmenler çoğaldılar. 1261 de Denizli Bölgesinde 200.000 çadır göçebe Türkmen bulunmaktaydı. (66) sf. 232. Bunların çoğu Ger-miyanoğullarından olmalıdır.

1261-1300 yılları arasında Cenevizler İzmirde kalabilmişlerdir. Halıköyde Cenevzievi Tepesi Cenevizlilerin Beydağına geldikleri­ni anımsatır.

Türkmenlerin çoğalması ile, Kaystros bölgesindeki Bizans hal­kı, dinsel (Hiristiyan) liderler tedirgin oldular ve bölgeden uzak­laştılar. Fakat 1264 de Bizans, Kaystrosu elden kaçırmamak için, Despot Lcannis'i vadiye göndererek bizans varlığını güçlendirme­ye çalıştı.

1280 de Türkmenlerin Yukarı Kaystros halkını ezip mallarını yağmaladıklarını görüyoruz. Bizans, 1295 de geniş yetki vererek Alexios Philanthropenas'u vadiye göndermişse de semere alama­mıştır.

1302 de İmp. IX. Miail Paleologos, Türkmen ilerlemesini engel-leyemeyince, Sicilya Kralı Ferdinant 80.000 Katolanya (ağır dona­nımlı ada askerleri) ve Elmugaurla (Hafif donanımlı Kuzey İspan­ya dağlıları gönderdi. (36) sf. 19)

Katalanlar İstanbul'da halka eziyete başlayınca, İmparator bunları, 1304 de Hermos vadisine yolladı. Fladelfia'yı (Alaşehir) kuşatan Germiyan Türkmenleri üzerine yürüyerek yendi ve Fla­delfia'yı yağmaladılar. Katalanlar Alaşehir'i aldıktan sonra yukarı Kaystros vadisindeki Pyrgion'a (Birgi) indiler. Buradan Efes yolu ile memleketlerine gittiler.

1335 de Moğollar Orta Anadolu'ya egemen olurken uçlarda ye­ni Türkmen beylikleri kuruldu. Ancak bunlar îl-hanhlar'ı metbu tanıdılar. (81) sh. 176)

1283 de kurulmaya başlayan Germiyanoğulları Beyliği, Aydı-noğulları Beyliğinin de atasıdır. Aydınoğlu Mehmet Bey, Germi-yanoğlu Yakup Bey'in Subaşısı idi. (41) sf. 15

1304 de Katalanların vadiden çekilmesinden sonra Yukarı Kü­çük Menderes havzasına Türkmenler girdi. Emir Menteşe Bey'in damadı Sasa Bey ile Aydınoğlu Mehmet Bey ile birlikte Türkmen­lerden oluşan savaşçılarıyla, Küçük Menderes vadisindeki şehir­leri almaya başladılar. Coloe (Keleş, Kiraz 1304 de Mehmet Bey, Pyrgion (Birgi) Sasabey tarafından fethedildi. (82) sf. 37,38

1307 de Frenk ve Bizansla işbirliği yapan Sasa Bey ile Aydı­noğlu Mehmet Beyin arası açıldı. Sasabey işbirlikçileri ile Mehmet Bey'e hücum etti. Mehmet Bey, Osman, Hamza, Karaman, Hasan adlı kardeşleri ile birlikte Sasabey'i yendi. Sasa Bey bu savaşta öl­dü.

Mehmet Bey, 1307 veya 1308 de Birgi'yi (Pyrgion) ikinci kez fe-tetti. Ancak çevresini elde edememişti. Birgide Germiyan Beyi Ya­kup bin Alişir'in subaşısı olarak bir miktar askerle oturdu. 1312 de Bİrgi ve çevresinde emaret kurarak Germiyan Beyliğinden ayrıldı ve bağımsız bir duruma geldi. Böylece K. Menderesin doğu bölgesi Aydınoğulları Beyliğinin mülkü oldu. Merkezi Birgi kentidir.

Aydınoğlu Mehmet Bey 1327 de oğlu İbrahim Bahadır Beyi, Bodamya (Potamia)ya vali atadı. Balyambolu'nun bu tarihlerde Bodamya'ya bağlı olması düşünülebilir. Çünkü 1800 lü yıllarda Balyambol halkının Tire ile ticari ilişkili olduğunu biliyoruz, fakat Birgi ile hiçbir idari, ticari ilişki olmamıştır.

Aydınoğlu Mehmet Bey, oğlu Umur'a da: "Yöremizden 1000 atlı yiğit al, git İzmiri al ve oraya sahip ol" demiş. Umur Bey, Ödemiş ovasından aldığı atlı yiğitlerle İzmir'i aldıktan sonra ada­lar da seferler yapmıştır. Aşağıdaki türkü, Ödemişli yiğitlerin adalara seferlerini kanıtlar gibidir. "Efeler ve zeybekler hakkında bir inceleme yapmak üzere Ödemiş'e bir gezi yapmıştık. Orada bu

işlerle uğraşan Halil Duralı bize aşağıdaki türküyü okudu. Bunu Seyrek köyünden 65 yaşında Hasan Yılmaz adında bir köylü ihti­yardan işitmiş. İhtiyar türküye uygun, gayet orjinal hareketlerle bir zeybek oyunu oynamış." "Eğriboz kalesine yapılan hücumlar­da ve yapılan savaşlarda esir düşen Umur Bey kızanlarından, ka­lede hapsedilen zeybekler tarafından söylenmiştir."

 

 Eğriboz Türküsü

Altımızda yarım yırtık bîr hasır of

Üstümüzde kadir mevlâm hızırdır of

Eğriboz kalesinde kaldık yesir (esir) of

Yetiş imdadıma Hazreti Hızır of.

Altımızda yarım yırtık bir hah of                                                 Üstümüzde gölgeler bir ardıç dalı of                                                        Mevlânı seversen Hazreti Ali of                                                        Yetiş imdadıma Hazreti Hızır of

Halılar olayın ben yazılayın of                                                   Kurbanlık koyun gibi kesileyin of                                                      Kadir mevlâm bir kanat ver uçayın of                                   Ya Eğriboz Kalesinde asılayın of.(83)

 

Aydınoğlu Mehmet Bey'in Hızır Bey. İbrahim Bahadır Bey, Sü­leyman Şah, İsa Bey, Umur Bey adlarında beş oğlu vardı. Memle­ketini beş oğluna dağıttı. Bodamye'yi İbrahim Bahadır'a, Tire'yi Süleyman Şaha, en küçük oğlu İsa Bey'i Birgide kendi yanında alıkoydu. İkinci oğlu Umur'a sen git İzmir'i al dedi. 18 yaşında olan Umur, bin kadar yiğit alarak İzmir'e gitti ve bu günkü Eski İzmir ve Bozyaka semtine karargah kurdu. Umur Bey 1328 de İzmir Beyi olduktan sonra 26 deniz seferi yaptı. (85)

1334 de Aydınoğlu Mehmet Bey'in Ölümü ile yerine oğlu Umur Amcalarının ve kardeşlerinin tasvibi ile seçildi.

1248 de Umur Bey'in Ölümü üzerine yerine Hızır Bey getirildi. Beyliğin merkezi Ayasuluk oldu.

1390 da Osmanlı Sultanı I. Bayezıt Alaşehiri aldıktan sonra Bozdağa geldi; burada bir müddet kaldıktan sonra, Denizli (Lao-dikeia üzerinden Ayasuluğa gitti. (41) sf. 60

Aydınoğlu Fahrettin İsa Bey. Sultan Bayezıd'ın huzuruna gelip bağlılık yemini ederek sikke basımında ve Aydın Eli memleketle­rindeki hudbede Bayezid'in adının okunması suretiyle Osmanlıla­ra bağlı bir valiliği kabul etti. Aydın Eh vilâyetlerinin bazılarını İsa Bey'e verdi ve Vilâyet merkezini de Tire yaptı. (60) sf. 257

Bu tarihlerde Balyambolu (Beydağ) küçük bir kasaba olarak Ti­re'ye bağlıdır. Ekonomik bakımdan da Tire ile ilişkilidir.

 

Yıldırım Bayezid bundan sonra Ayasuluktan Küçük Menderes vadisi boyundan Tire'ye geldi. Buradan da Birgi'ye ulaştı. Burada, K. Menderes ve Aydın Eli kalelelerine Osmanlı çerileri yerleştirdi. Buradan Bozdağ, Allahdiyen yoluyla Sart'a vardı. (25)

1402 yılı kışında Timur Kütahya-Denizli-Nazilli-Sultanhisar-Ayasuluk (Selçuk) yolu ile Tire'ye gelip Kalay Tepe'ye yerleşmiş­tir. Timur Han kışı burada geçirmek niyetindedir. Havası güzel, suyu bol. Askerinin iaşe ve ibatesi kolay, ancak Aydınoğullarının, İzmir'i küffardan ancak siz kurtarabilirsiniz diyerek, kışkırtmaları üzerine, 26 Aralıkta İzmir kalesine hücum edilmiştir. Kalenin muhkem olmasına rağmen 14 günde İzmir'in alındığını yazanlar var. İzmir'i Aydınoğullarmdan Cüneyd Bey'e teslim etmiştir.

Yıldırım Bayezid'in Alaşehir-Denizli-Ayasuluk-Tire-Birgi-Sart yolunu takip etmesi; Timur'un Kütahya-Denizli-Nazilli-Sultanhisar-Ayasuluk-Tire yolunu takip etmesi gösteriyor ki Bal­yambolu daima büyük yolların dışında kalmıştır. Bunun faydalı yönleri olduğu gibi zararlı yönleri de çoktur.

II. Umur Bey'in 1405 de ölümü ile Cüneyd Bey tüm Aydın eline sahip oldu. Bundan sonra K. Menderes ovası, Osmanlılar ile Ay-dınoğlu Cüneyd Bey arasında el değiştirip durmuştur.

1424 de Sultan Murad kuvvetleri ile Aydın Eli'ne yürüdü. Cü­neyd Bey kaçtı. Sultan tüm Aydın Eli'ni ülkesine kattı. Yönetimini komutanlarından Yahşi Bey'e verdi. 1426 da Cüneyd Bey öldürül­dü, başı Saray'a gönderildi. Böylece Aydınoğulları tarihe karıştı. Rivayete göre; Cüneyd Bey'in başsiz cesedi Ödemiş'e getirilmiş ve bu gün Tekke denilen kümbet'e gömülmüştür. Aydınoğulları Beyliğinin son Bey'i Ödemiştedir.

1443 de Sultan II Murad Aydın Sancağını kendine yıllık ödenek olarak ayırdığından Yukarı K.Menderes havzası gelirleri de Ma-nisada oturan Sultan Murad II ye bırakıldı.

Balyambolu ile ilgili yazılı belge vardır. Ancak bulabildiğim yazılı belge H. 855/M. 1439/40 yılına ait. Fatih Tahrir defterinin incelenmesinde: Liva-i Aydın'a bağlı yerler içinde Balyambolu il­çeler içinde görülmemiştir.

Sf. 99 da bu gün o havalideki belli başlı ilçe ve bucak merkez­lerinin adlan da karye (köy) olarak geçmektedir. Balyambolu bun­lar içindedir. (41) sf. 99

Yukarı Menderes Havzası 1451 de merkezi Tire olan Aydın İline o da Kütahya'da oturan Anadolu Beylerbey'ine bağlıydı.

1624 yılı Cennetkarıoğlu ayaklanması olmuştur. Yöremizde eşkiyalık olayları bölümünde geniş açıklama vardır.

Büyük Türk gezgini Evliya Çelebi 1671 yılında İzmire gelmiştir. (49) Bu tarihte İzmir, Anadolu Eyaletlerindendir; amma deniz ke­narında olduğundan Derya kaleminden Kaptan Paşa'nın Cezayir Eyaleti hükmünde olup, Sığla sancağı Paşasının kaymakamı 30Ü kişi ile idare eder.

Evliya Çelebi 1671 yılında Tire'yi ziyaret etmiştir. (86)

Evliya Çelebi aynı tarihlerde Balyambolu'ya gelmiştir. "Evsafı kasaba-i ve kaza-i Balyambolu.

Bu dahi Aydın hakinde yüz elli akçei şerif kazadır ve nahiyeleri yedi pare kuradır ve hâkimi has voyvodasıdır. Kethûdayeri yok­tur. Amma mahsus serdarı vardır. Ve bir kasabası bağ ve bahçeli bir cebel dameninde üçyüz haneli ve bir minareli camii ve bir han hamamlı ve birkaç dükkanlı kariyeden bozma kasabai mamurdur. Bunda dahi haftada pazarı olup âdem deryası olur. Ve zeyli şe­hirde dirahtistan sayesinde herkes kâlâyı metaın bazarı muhabbete çıkarub beyii şira olunur. Balyambol bazarı meşhuru 'af'aktır. Pembe ipliği ve pembe bezi ve dimisi meşhurdur kim cemii di­yarlara bundan müstevli olur ve bu kazada hasıl olan kutur(kutun) meğer Kastamonide ve Merzivan şehirlerinde oldi. Ve bunda Bi-yankökü çok olduğundan Biyanboldan galat kavmi etrak tahfifi kelâm idüb Balyambolu derler. (3) Elhasıl bu pazar Aydında ve Saruhanda ve Menteşede meşhur pazardır. Andan kalkub kıble canibine ağaçlı dağlar içre yokuş yukarı nim saat gidüb

Evliya Çelebi, Seyahatnamesindeki dizine göre: Alaşehir, Birgi, Kiraz, yolu ile Balyambolu'ya gelmiştir. (14)

Evliya Çelcbi'nin geldiği, gördüğü Balyambolu bu gün ilçe merkezi olan yerdir. Gördüğünü söylediği han, cami bilinmemekle beraber hamamın yıkıklıkları durmaktadır. Eğer gördüğü hamam o ise kasaba, kalenin doğusunda olmalıdır. Makif tarla diye anılan (Rifat Yatağanli'nın incirliği merkez, Zeyve'ye kadar varmaktadır.

Evliya Çelebi 1671/72 yıllarında Tire'ye gelmiştir. Tire "Aydın Sancağı Paşasının tahtıdır... dedikten sonra : Sancak kazaları şunlardır: Tire, Fevene, Bergesu kebir, Bergesu sagir, Meden, Ba­yındır, Birgi, Şart Balyambolu, Kilis, Güzelhisar, Köşk, Sultanhisar. Nazilli, Arpaz, Amasya, İnagöl, Alaşehir vakıf kazalarıdır." (42) Buradan öğrendiğimize göre, Balyambolu bu tarihlerde Tire'ye bağlı bir kazadır.

Balyambolu'dan Tasahorya (Erikli) köyüne geçen Evliya Çele­bi:" "Balyambolu nahiyesindedir. Sarp, dereli, tepeli bahçeli, bir dağ eteğinde havası güzel, kasaba misal 500 kiremit örtülü, mamur ve kagir ev vardır. Bir camii, 3 mescidi, bir kapalı hamamı, bir hanı, yedi dükkanı vardır. İrem misal bir şirin beldedir. Üzümü ve ki­razı bol ve güzeldir. Her kiraz ağacı beşer onar katır yükü kiraz verir. Her kiraz tanesi keklik yumurtası kadardır. Bey yaylağın eteğinde olduğundan abıhayat suları vardır ki tabir olunmaz. (42) Evliya Çelebi'nin görüp yazdığı yedi dükkândan 4. ü yıkılıp köy kahvesi yapılmış, 3 ü durmaktadır. Han yıkılmış yerine köy ko­nağı yapılmıştır. Cami (Cuma Camii) yıkılmış, yerine okul yapıl­mıştır. Merkez mescidinin yerine cami yapılmıştır. Hamam, ca­minin bahçe kapısının batısından çaya inen yolun üstünde yıkın­tısı durmaktadır. (42)    .

Erikliden Beyköy'e gelen Evliya Çelebi: "Karye-i Bey, Bu gün Beyköy mahallesi, 200 evli bir camili, havası güzel bir köydür."

Beyköy'ün en eski camii Aşağı cami olduğu söylenir. Evliya Çelebinin gördüğü cami bu olsa gerektir. Hasan Hüseyin mezarlı­ğının alt köşesinde yıkıntısı vardır. Oradaki iki büyük karaselvi o günlerin anıtı gibi durmaktadır.

Balyambolu çevresinin engebeli arazisi, ormanların sık olması, uzun yolların buradan geçmemesi, devletin güvenlik güçlerinin yetersizliği yörenin eşkıya yatağı haline gelmesine neden olmuş­tur. Bu yüzden yöremize Evliya Çelebiden başka gezgin geleme­miştir. İbni Baduta bile, Birgi'den Tire'ye gitmiştir. Strabon Nazilli, Sultanhisar yörelerini anlattığı halde, Beydağ yöresinin ürenlerin-den söz etmiştir. 1657 yılında yukarı K. Menderes havzasında Ka­ra Memhmet adlı Sivri Bölükbaşı'nın arkadaşlarından biri, başına topladığı adamları ile yol kesip köy ve kasabaları soymaya başla­dı. Bu şakı, Balyambolu, Keles, Köşk, Sultanhisar, Arpaz kazala­rında otururdu. Kara Mehmedi yok etmek için Kulada oturan Dünya Ağa mübaşir atandı. Kara Mehmet kaçtı. Dünya Ağanın Aydın sancağından ayrılması üzerine yeniden dönüp başına top­ladığı 50 adamı .ile sancak içinde dolaşıp, yolları belleri tutup va­tandaşı soymağa başladı. Kara Mehmet ve diğer çetelerin zulmü­nün artması üzerine Sultanhisar Kadısı ve ileri gelenleri Güzelhisar kalesine sığınıp durumu İstanbul'a bildirdiler. Bunun üzerine hü­kümet yeniden Dünya Ağayı mübaşir atayıp, Balyambolu ile Ke­les'in Kethüdayeri ve Yeniçeri serdarlarına, Ağaya yardım etmele­rini buyurdu. Ancak bir süre sonra Dünya Ağa, çete başlarından Bergamalı Sivri Bölükbaşı ile birleşince, üzerlerine Vezir İsmail Paşa gönderildi ise de başarısız oldu. Kara Mehmet 1660 ya da 1662 de Saruhan Mutasanfı Kaplan Mustafa Paşanın eşkıya mü­fettişliği sırasında yok edildi. (25)

Balyambolu'nun kaza olduğunu belirleyen bir belge tesadüfen elimize geçmiştir: Belge: Memuru Aşar, Kaza-i Balyambolu H. 284-H. 1767/68 tarihli mühürdür. Bu mühür, orman Muhafaza Memuru Feyzi Atun'dadır. (İlçenin mülki ve idare amirlerine, eş­rafına duyrulmuşsa da bu tarihi kıymeti olan mührü alıp saklamakkonusunda ilgi göstermemişlerdir.

1820 yılında Aydın livasında bulunan memleketler içinde Bal-yambolu'da bezirhane var imiş. Balyambolu (bir kelime okuna­madı) mülkiyet üzerine tasarruf idermiş elvakt mezkûr neslinden Hüsnü Bey mutasarrıftır. Mülkiyet üzerine tımar'a nesne virmezlermiş mülknameleri olmadığı sebepten öşrü tımar'a emrolundu." Bu belgede geçen bezirhanenin Beyköyünde Çarkbaşı semtinde olduğu ve Hüsnü Bey'in de Hüsnü Tezgin'in dedesi olduğu anla­şılmıştır.

Bu belgeyi önemli buldum. Evliya Çelebi Seyahatnamesinin Balyambolu ile ilgili bölümünde: "Bu kazada hasıl olan kutur (Ku­tun) meğer Kastamonide ve Merzivan şehirlerinde ola" diyor. Bu­radaki (Kutun) yanlış okunma sonucu, kutundur. Keten okunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bezirhanede beziryağı çıkarılır. Pamuktan beziryağı çıkarılmaz. Bezirhanenin bulunması ve belge bu bakımdan önem taşımıştır.

Zuhuri Danışman tercümesi de "Pamuk ipliği ve pamuk bezi" olarak almıştır. Pamuğun yöremizdeki geçmişi 40-50 yıllıktır.

                 1829yıllarında Balyambolu, Atçalı Kel Mehmet'in etki alam içindedir. Yaşlılar, Atçalı'nm menkibelerini halâ gülerek, överekanlatmaktadırlar.

                 1830yıllarının anısını taşıyan tek kalıntı, bu gün ilçenin orta­sındaki camidir. Bu cami 1830 yılında Tasahorya'lı (Erikli) Hacı Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. (49) Hacı Ahmet Ağa bu ca­
miin bakımı için Abornoz suyunun yanındaki 15 dönümlük dutluk
ve zeytinliği vakıf bırakmıştır.

                 1831yılında, Osmanlı İmparatorluğunda yapılan ilk nüfus sa­yımında, Balyambolu halkının sayımını; Mevaliden Arifbeyzade Raşit Bey yapmıştır. Bu sayımda: 1709 islâm, 11 reaya yazılmıştır.
Kıpti, yahudi, Ermeni yoktur. 1709 nüfus içinde, kadın çocuk ve ihtiyarlar yoktur. Tahmini olarak bu günkü nüfusa yakın bir nüfu­sa sahip olduğunu varsayıyoruz. (Bölüm 11/81)

Prof. Dr. Tuncer Baykara'nın yazdığı, Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası Giriş I. Anadolu'nun İdari taksimatı adlı kitabının 132.sayfasında: 1284/1867 Salnamesi, İzmir Livası: Maa Nevâhi-i İzmir ve, 2-Urla, 3-Kuşadası, 4-Çanlı, 5- Karaburun, 6- Çeşme, 7- Seferi­hisar, 8- Akça-şehir-i Ay-dın nam-ı diğer Söke, 9- Mandice, 10-Balat, 11- Kızılhisar nam-ı diğer-Torbah, 12- İne-âbât, 13- Nahiye-i Alaçatı, 14-Mcnemen kaza olduğu halde, bir sonraki Üstede: 1285/1868 Salnamesinde İzmir Sancağı:

 1- İzmir Kazası:

1-    Burunabad Nahiyesi, 2- Seydiköy na., 3- Torbalı na., 4- Ter-
yanda na., 5- Nif na.,

2-    Urfa Kazası:

1- Seferhisar na., 2- Kilizman na.

3- Menemen Kazası:

1- Yamanlar na., 2- Karşıyaka na.

4- Foçateyn Kazası:

1- Güzelhisa-ı Menemen na.

5- Kuşadası Kazası:

1- Canlı na., 2- Ayasuluk na.