Tarihi Olaylar:
Çevremizde bu güne kadar ciddi bir
araştırma ve inceleme yapılmamış olduğunu üzülerek gördüm.
Geçmişte, yabancı araştırmacı gezginler Birgi'ye kadar
gelmişler, oradan Tire yolu ile B. Menderes yöresine
geçmişlerdir. Yerli ve
yabancı bitki
inceleyici gezginler bile, Bozdağ, Tire Dağlarına geldikleri
halde Beydağı'na gelmemişlerdir. Bu, çevrenin ormanlık
olması, eşkiyanın barınmasına elverişli olması ve
güvenlik güçlerinin
burada otorite temin edememesinden ve yeterli yola sahip
olamamasından ileri gelmiştir. Bu gün dahi yolun sonunda
gibidir...
Çevremizin
tarihi izleri silinmeye yüz tutmuştur. Kendimi bu
ilgisiz,
sorumsuzlar içinde buldum. Görebildiklerimi, bulabildiklerimi
duyduklarımı toplayarak kabahatimi azaltmaya çalıştım.
Bastığım her
yerde bir ata izi gördüm. Yöremde gezerken taşlar,
tepeler, otlar, benimle konuşur oldu. Kaya mezarlar,
lâhitler, tü-mülüsler, höyükler, pişirilmiş toprak
lâhitler, süslü, yazılı mezar taşlarının bana
güldüklerini görür oldum. Yöremiz halkının gavur
evi, gavur damı, Bey
mezarı, yörük mezarlığı, Tahtacı mezarlığı
dediği yerlerde
tarihin yattığını gördüm.
Gördüklerimi, bulduklarımı, duyduklarımı kâğıda dökmekle
bir şey yapmış kuruntusunda değilim. Ancak, bundan sonra
Beydağ
hakkında inceleme yapacaklara öncülük etmiş olmanın kıvancını
duyacağım..
Genel tarih komşu il, ilçe tarihlerine göre kronolojimiz:
Kemalpaşa (Nif)
Karabel abidelerine nazaran yöremiz M. Ö. 1900 yıllarında
Hititlerin hakimiyeti altındadır. Çevremizdeki kaya
mezarlar çok eskiden bu yana yerleşim merkezi olduğunu
göstermektedir. M. Ö. 1200 Hitit Devletinin
(Otoritesinin) bitimi ile yerli halk Grek geleneği
sayesinde en iyi tanınanıdır. Ancak Hitit
devletinin yıkılması
ile İyonyalı'lar Anadolu'ya göçmüşler ve şehir
devletleri kurmuşlardır. Çünkü çevredeki halk çeşitli
kabilelerden
oluştuğu için dil birliği kurulamamıştı. Anlaşma güçlüğüvardı.
İyonlar, Aka kabilelerinin müşterek adı, B. Menderes ile
Gediz
nehri arasında kalan sahil şeridine de İyonya denirdi.
İyonların 12 Sitesi
(Şehir devleti) vardı. Bu şehir devletlerine Polis deniyordu.
Şehir devletleri krallıkla değil. (Tiranlık)la idare
ediliyorlardı. Bu
yönetim şeklini İyonlar kurmuşlardır.
Beydağ'ın en
eski yerleşim alanı Erikli Köyü'nün bulunduğu
yerdir denebilir.
Buranın Osmanlılar zamanındaki adı Tesavra'dır.
Evliya Çelebi Tasahorya diye yazmış. Nazilli ilçesinin
Mastaura (Mastavra" ile adaş sayılır. Mastaura'nın Luwi
kabilesi tarafından kurulduğu kabul edilir. Luwiler M.Ö.
2000-1000 yıllarında yaşamış olduklarından, Erikli (Tasavra)
köyünün de çok eski olduğunu
söyleyebiliriz.
İyonlar 12 şehir devleti kurmuşlardır: Miletos, Myus,
Prine,
Efesos, Kolofon, lebedus, Teos, Klazomenae(Urla), Fokia
(Foça), Sakız, samos ve İzmir'dir. Bu idareyi (Tiranlık,
Polis)i iyonlar kurmuşlardır. İyonlar, Hititlerin
varisidir. (Prof. Laumonier) (İzmir ve
Havalisi Hakkında Tarihi Bilgiler. Beydağı'nın
Osmanlılardan önceki
adlarından biri de PALAİAPOLİS dir. Bu adına bakarak, Bey-dağı'nın
tarihi İyonlar'a kadar giden çok eski bir geçmişe sahip
olduğunu söyleyebiliriz.
Çevremizdeki tümülüsler, M.Ö. 700 yıllarında, buralarda
Lid-yahların
hükümran olduklarını hatırlatır. M.Ö. 12-7 yy, da Lidya
Krallığının bir
Hitit sülâlesi yönetmiştir. M.Ö.700 yy. Lidyalıların
başşehri Şart
idi. Birgi Lidyalıların yazlık şehri olmuştu. (31)
M.Ö.676 da
Kimerler Anadolu'ya akın etmişler, Lidyalılarla
birçok savaşlar
yaparak, Lidya şehirlerini harap etmişlerdir.
Çevremizdeki Pilâv tepe, İn tepe, Cin tepe, Beyler tepesi
tümü-lüsleri,
bir zamanlar yöremizde Lidyalı'ların hükümran olduklarının
belgeleri olabilir, tümülüsler, Lidya krallarının ya da
asil ve zenginlerinin mezarları olarak yapılmıştı.
Kimerler,
İskillerin bir koludur. Kimerlerin, Lidya şehirlerini
yakıp yıktıklarında (Beydağ) Palaiapolis de çok zarar
görmüştür.
Lydalılarm
soyundan olan Kibyrahlann özelliklerinden biri de
Demir işçiliği ve
kakmacılıktır. (32) Adagüre köylülerinin demircilik
sanatı o zamandan devam edegelmiş olabilir.
Perslerin Lydya kralı Krezüs'ü M.Ö.603 de yenmeleri ile
yöremiz
200 yılı aşkın İranlıların yönetiminde kalmıştır. (31)
M.Ö. Bu gün
Ödemiş'in bir köyü olan Günlüce (Hypaipa) Pers
egemenliği çağında
adını duyurmağa başlamış ve Persler tarafından
kutsal bir şehir olarak kabul edilmiştir. Hypaipa'da
kurulmuş olan iki büyük Pers kutsal alanı, bu yıllarda
yöremizde yerleşilmiş olduğunu gösterir. (27) Beydağ'da
tarihi araştırma yapılmadığı için Perslerden kalma
eserler bilinemiyor.
M.Ö. 334 de
Büyük İskender'in Persleri yenmesinden sonra
İyon'ya istiklâline
kavuşmuştur. M.Ö. 334 de Yukarı Kaystros vadisi
B. İskender'in yönetimindedir. Iskenderin ölümü ile ovaya
Antigonos, daha sonra Trakya Satrabı Lysımakhos
egemen oldu.
Tarihçi Esebios'a göre Bergamon (Bergama) kralı I. Attolos,
Küçük Asya kralı Ant. Hioraks'ı yukarı kystrostaki
Koloe'de (Keleş.
Kiraz) M.Ö.229 da yenince, ova Pergamon Krallığı'nın
yönetimine
girmiştir.
Bergama Kralı III. Attolos'un M.Ö. 133 de ölmesi ile
Romalılar
Krallık
topraklarına el koymuşlar ve "Kilbis" adı verilen Yukarı
Kaystromtai Kiraz-Beydağ ovası Roma yönetimine girmiştir.
Nazilli
İlçesinin Mastavra (Mastaura) Köyü'nün M.Ö. I. yy. da
Luwi kabilesince
kurulduğu, ilk bakır paranın burada basıldığı
yazılıdır. (32) Bu
köyün adaşı durumundaki Erikli (Tasavra) köyü
aynı tarihlerde
kurulmuş olabilir. Beytepesi tümülüsünün incelenmesi,
bilinmeyeni çözebilirse, yöremizin bilinen ilk
yerleşenleri
hakkında bilgi edinebiliriz.
Romalı Manuel'in İyonya'daki orduları Ankara'ya yürüyüşlerinde
Kestel Boğazı, (Kapakdere, ULU YOL)'dan geçerken, bir kısım
askerinin Beydağ, Çomaklar köyü altındaki, (Kervansa, Ker-vansıra,
Karanlık Köprü Yolundan geçmeleri olasıdır. (33)
Pontus Kralı VI. Mitridat, Roma'nın tüm Asya eyaleti ile
birlikte
Kaystros
ovasına egemen olduysa da üç yıl sonra M.Ö.86 da Romalılar
yöreyi geri aldılar.
M.Ö.100 y.y.dan beri Kilbıanon denilen Yukarı Kaystros
ovası,
Efesos kentine bağlı bir bölge durumuna geldi. Ovanın bu
dönemdeki
adı Ephesiorum olarak anılır. Aroma döneminde yukarı
ve aşağı olmak üzere iki bölümden oluşuyordu. Yukarı
Kilbia-non'a
(Cilbianis, inferiores), aşağı Kilbionan'a (Cilbianis
superio-res)
deniliyordu. (31)
Milâttan Sonraki Durum:
M.S. 400. yüzyıla kadar, Yukarı Kilbiyanos(Küçük Menderes
doğu bölgesi) Bizans İmparatorluğunun hudutları içinde
kaldı. Bu
zaman içinde bakımsızlıktan harap oldu. Peganizm'in
yasaklanmasından
sonra Hıristiyanlık resmen bölgeye girdi ve kiliseler yapıldı.
(Beydağ Kalesi ile Seyrek Kavak semti arasındaki "Kirse"
mevkiinde kilise binasının olduğunu bilenler vardır.)
440 da İzmir ve civarı Hunlar'ın eline geçmişse de uzun
sürmemiştir.
451 tarihli Bizans Cholcedon meclisi kayıtlarında
Beydağ'ın ismi
palaiapolis olarak geçmektedir. 5300 tarihli liste'de
Nikopolis,
Palaiapolis, 787 tarihli, II. Nic. Meclisi listesinde,
Palaipolis, Kilise
listeleri, VII, VIII, X. listesinde; Palaioupolis, kilise
listesi I.de Pala-ioupolis,
Kilse listesi III X, XIII. Palaioupolus olarak
yazılmıştır.
(28)
Adı geçen listede, palaiapolis'in üstünde 14. sırada
Argiza
Chalced Meclisi listesinde ve Hirocles listesinde, II. Nic.
Meclisi
listesinde olduğu halde diğer listelerde yoktur. Bu Algiza
şehrinin
Yukarı Kilbiaonon'da olması düşünülebilir. Sarıkaya
köyünün
doğusunda, Uyuzpınarı'nın Asfalta yakın, İbrahim Kaynak'ın
benzin istasyonun arkasında bir kilise olduğunu, yağma
edildiğini, Beydağ Jandarma Komutanlığının bahçesine
dikilen sütunun
buradan götürüldüğü bilinmektedir. Sütunun başlığı,
enginar
yapraklan ile süslüdür.
Kilbianon ovasındaki palaiapolis (Beydağ), Koloe (Kiraz)
Pyrgion (Birgi), Hypaipa (Günlüce) Nikala gibi kentler V.
yy. da
psikoposluklar kuruldu ve Metropilidine bağlandı.
Beydağ (Balyambolu),
küçük Asya Tarihi Coğrafyası sf. 100
deki harita'da Nikaia/Plaiapolis
olarak gösterilmiştir. Batı Anadolu Arkeoloji
Haritası, palaiapolis/ Beydağ (Balyambolu) olarak
yazılmıştır. (74)
530 yılı Hieroclec listesinde, Algiza İle palaiapolis
piskoposlukları
birleştirilmiştir. 787 II.Nic Meclisi listesinde de
aynıdır.
Palaiapolis şehri V. yy-da bugünkü ilçe merkezinin
batısında
olmalıdır. Kilise kalenin batısındadır ve "Polis adını
taşıyan şehirler
bir saray ve çok kere bir mabet meydanına yelpaze şeklinde
gelen sokakların
kenarlarında dizilmiş evlerden meydana gelir-di.(30)
"Dukalar düzlüğü" Adaküre yolunun Beyköy yolu ile
birleştiği
yer ile kale arasındaki düzlüktür. Bu düzlük Türklerin
kaleyi almak
için at oynattıkları, kılınç salladıkları yerdir.
Arkeolojik araştırmaların
yapılması geciktikçe, belgeler gün geçtikçe yokolma
yolundadır. Nitekim,
Dükalar düzlüğünün güneyinde bir mezarlık
vardı Mezarlığın bir kısmını Beyköy yolu aldı. 1935
yılında geri
kalan kısmı sökülüp ev yapıldı. Şehitler mezarlığı
denirdi. Bu mezarlığın güney ucunda, Gülbey kızının evinin
arkasındaki kavak (çınar) vardır. Bu kavaga nur
indiği söylenir, Orada bir mezar
taşına mum yakarlar.
Kavağın savaşçı Türkmenler tarafından çadır direği olarak
dikildiği rivayet edilir.
Malazgirt savaşından sonra Alp Arslan'ın buyruğu ile
Türkler
Anadolu'yu ele geçirmeye başladılardı. Türkmen beyleri
Anadolu'ya
dağılmaya başlamıştı. Bu dağınık düzende tutunmak kolay
değildi. Kutulmuşoğlu Süleyman Şah, Türkmenleri
birleştirerek güçlü bir kuvvet haline getirmiş ve on yıl
gibi kısa bir zamanda,
Bizans
Anadoludan çıkarılmış gibiydi. 1079-1080 yıllarında Selçukluların
fetihleri Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz kıyılarına
kadar gelmişti. Bu tarihlerde, Kilbiyanon
ovasındaki: Palaiapolis
(Balyambolu,
Beydağ), Koloe (Keleş, Kiraz), Byrgion (Birgi). Hypaipa (Dabbey.
Günlüce), Nikaia gibi kent ve kalelerin Khome-ten
dedikleri yerli Hiristiyan halk Türklerin eline geçti.
Selçuklu Emirlerinden
Emir Çaka merkezi İzmir olan bir hükümet kurdu.
Kuzeyde Emir Tanrıbermiş, merkezi Pars'ın beyliği ile
Manisa topraklarını kapsayan, Alaşehir Beyliğini kurdu.
Palaiapolis belki bu
sırada, belki de bundan sonralarda Balyambolu adını
almıştır. Beydağ bu beyliklerin ortasında ve etki
alanı içindedir.
Süleyman Şah'ın Halep
muharebesinde ölmesi ile Anadoludaki
Türkmenler başsız
kalmış, bu feodal devrin doğması olmuştur.
1092
yılında Emir Caka ortadan kaldırılınca, 1. Haçlı
seferlerine
dayanacak ciddi güç kalmamış gibiydi. Efes'deki Tanrı
Bermiş
çetin
bir direnişten sonra Menderes boyunca çekildi. Bu
Türkmenlerin bir kısmı Balyambolu'da yerleşip kalmış
olabilir.
1098 İlkbaharında, Jean Doucas
komutasındaki bizans Ordusu
Thracessien
Themesi'ni geri almak için harekete geçti. Gediz, Küçük
Menderes, büyük Menderes vadileri işgal edilerek
Antalya'ya kadar Bizans'ın eline geçti. Beydağ bu
tarihlerde Bizans'ın elinde olmalıdır. Buralardaki Türkler
ya öldürüldü, ya da İç Anadolu'ya çekilmişlerdir.
1107
de
Bizans, doğudan Türklerden gelecek tehlikeyi sezmiş
ve
General Eumathius Philacales komutasında Denizli yöresine
gönderildi. Bizans ordusu Lampe'deki Türklerle kanlı
çarpışma
lardan sonra Alaşehir'e döndü.
1108de Sultan Şehinşah, Cappadocia Emiri
Hasan'ı 20.000 kişilik
bir kuvvetle Lidya bölgesine gönderdi. Emir Hasan ordusunun
birini Kilbianons (K. Menderes'in doğu ovası) ovasına gönderdi.
Bizans Generali Eumathus Philocales bu birliği yendi. Mevdud
bin Alıntekin komutasındaki B. Selçuklu ordusu, Anadolu
Rum Selçuklu hükümetine yardım için gelmişken, Kilbianons
(Yukarı Kystros Havzasında, Alaşehir (Fidelphia) vadisi
Costantin
Gabros
tarafından püskürtülmüştür.
1146 Bizans ordusunu zayıf
yakalayan Türk süvari gücü Thracessien
Themesi'ni talan ettikten sonra Kilbianons'a girdi.
Yukarıdan aşağıya Kaystros vadisi Türkmenlerce
işgal edildi. (Yöremizdeki
söylenceye göre: Bu akıncıların başında bulunan beylerden
biri olan Aslan Bey bu gün Oyuk Dede diye anılan
yerde şehit
düşmüştür. Balyambolu'nun yaslandığı (Mesogis dağı) nın
adı bundan sonra, Aslan Bey kısaltılarak, Aslan
Dağı olarak söylenir olmuş. Aslan Bey'in vurulduğu semte,
Büyük Oyuk Dede denmiş
ve ziyaret yeri olmuş.) Bir yıl sonra, İmp. Manuel, Konya
seferi
dönüşünde Khoma'dan geçerek, Meandar (B. Menderes) ırmağının
kaynağı çevresinde bulunan Sungurlu'da ordugah kurdu, ordularını
dinlendirdiği sırada, Türk akıncılarının batıdaki İmp. luk
arazisini yağmaladığını duyunca, hemen hareket etti ve
zayıf durumdaki Türk
kuvvetlerini dağıttı ve İstanbul'a döndü. 1156 da
Kılıçaslan II,
Anadolu Selçuklu Sultanı oldu. İmparator Manuel'in
entrikasını
anlayarak, 1162 yılında, karşılıklı yardımlaşma anlaşması
imzaladı.
Myriocephallon
savaşına kadar yöremiz Bizans'ın yönetiminde,
durgunluk içindedir.
1176da İmp. Maunel, Anadolu'ya hakim olmak için, büyük bir
ordunun başına
geçerek, Konya üzerine yürüdü. Bu yürüyüş sırasında
yer yer Türkmen güçleri ile yıpranan ordu, Myriocephallon
kalesinin bulunduğu Düzbel geçidinde II. Kılıç Arslan'm
kuvvetlerine
yenildiler. Bu savaş Bizans'ın Comene hanedanının sonunu
belirledi. Bizans savunmaya geçme zorunluğunda kaldı.Sablion
kalesinin yıkılması, Türklerin batıya olan akınlarını kolaylaştırdı.
1177ında Atabey komutasındaki 24000 kişilik
Türk ordusu,Denize
kadar B. Menderes ovalarındaki yerleşim alanlarını yakıp
yıkarak ele
geçirildiler. Fakat uzun sürmedi. Bizans İmp.u Mauel
Jean Vatatzes,
Const, Ducas ve Michalel Aspietes komutalarında ki
gücünü Türkmenler
üzerine gönderdi. Yapılan çarpışmada Atabey şehit oldu.
Türkmenler dağıldı, fakat istilâlarını bırakmadı
lar.
1187 Sultan Kıhçaslan'ın gönderdiği Şemsettin Bey
yönetimindeki
Türkmen akıncıları K. Menderes ovasını istilâ ederek bol
miktarda hayvan ve
tutsak alıp götürdüler. Bizans İmp- u her yıl
vergi Ödemeye
zorunlu kılındı.
1204 yılında Latinler İstanbul'u zaptettiler. İmparatorluk
yıkıldı.
Theodoros Lascaris, İznik'i merkez yaptı. Lâtinlerle
birleşip
Lidya bölgesini
ele geçirdi ve imparator oldu. Yukarı Kaystros
bölgesi Michael
Paleologos'un İstanbulu ele geçirmesine kadar İznik
Basiluslar'ına bağlı kaldı.
Sultan I. Keyhüsrev ile İmp. I. Theodoros Lascaris
arasında 1205
de dostluk
kurulmuşsa da 1211 de bozuldu. 20.000 kişi ile B. Menderes
vadisini I. Keyhüsrev işgal ederken, Yukarı Kaystros
havzasının doğusundaki
Alaşehir yörelerinin alınışında şehit oldu.
Bundan sonra yukarı Kaystros havzası 60 yıllık bir barış
dönemi yaşadı. Bu devre içinde şehir ve köylerin
imarı ile uğraşıldı.
Nüfus artışı olduğu da muhakkaktır.
XIII. y.y. da
Moğolların Anadolu'yu işgalinden tedirgin olan Türkmen
oymakları, batıya aktılar. Bu akınlarla Batı Anadoluda
Türkmenler
çoğaldılar. 1261 de Denizli Bölgesinde 200.000 çadır
göçebe Türkmen bulunmaktaydı. (66) sf. 232. Bunların çoğu
Ger-miyanoğullarından
olmalıdır.
1261-1300 yılları arasında Cenevizler İzmirde
kalabilmişlerdir. Halıköyde Cenevzievi Tepesi
Cenevizlilerin Beydağına geldiklerini
anımsatır.
Türkmenlerin çoğalması ile, Kaystros bölgesindeki Bizans
halkı,
dinsel (Hiristiyan) liderler tedirgin oldular ve bölgeden
uzaklaştılar. Fakat
1264 de Bizans, Kaystrosu elden kaçırmamak için, Despot
Lcannis'i vadiye göndererek bizans varlığını
güçlendirmeye çalıştı.
1280 de
Türkmenlerin Yukarı Kaystros halkını ezip mallarını
yağmaladıklarını görüyoruz. Bizans, 1295 de geniş yetki
vererek Alexios Philanthropenas'u vadiye göndermişse de
semere alamamıştır.
1302 de İmp. IX. Miail Paleologos, Türkmen ilerlemesini
engel-leyemeyince, Sicilya Kralı Ferdinant 80.000
Katolanya (ağır donanımlı
ada askerleri) ve Elmugaurla (Hafif donanımlı Kuzey İspanya
dağlıları gönderdi. (36) sf. 19)
Katalanlar İstanbul'da halka eziyete başlayınca, İmparator
bunları,
1304 de Hermos vadisine yolladı. Fladelfia'yı (Alaşehir)
kuşatan Germiyan
Türkmenleri üzerine yürüyerek yendi ve Fladelfia'yı
yağmaladılar. Katalanlar Alaşehir'i aldıktan sonra yukarı
Kaystros vadisindeki
Pyrgion'a (Birgi) indiler. Buradan Efes yolu
ile memleketlerine
gittiler.
1335 de Moğollar Orta Anadolu'ya egemen olurken uçlarda
yeni
Türkmen beylikleri kuruldu. Ancak bunlar îl-hanhlar'ı
metbu
tanıdılar. (81) sh. 176)
1283 de
kurulmaya başlayan Germiyanoğulları Beyliği, Aydı-noğulları
Beyliğinin de atasıdır. Aydınoğlu Mehmet Bey, Germi-yanoğlu
Yakup Bey'in Subaşısı idi. (41) sf. 15
1304 de Katalanların vadiden çekilmesinden sonra Yukarı
Küçük
Menderes havzasına Türkmenler girdi. Emir Menteşe Bey'in
damadı Sasa Bey ile
Aydınoğlu Mehmet Bey ile birlikte Türkmenlerden
oluşan savaşçılarıyla, Küçük Menderes vadisindeki şehirleri
almaya başladılar. Coloe (Keleş, Kiraz 1304 de Mehmet Bey,
Pyrgion
(Birgi) Sasabey tarafından fethedildi. (82) sf. 37,38
1307 de Frenk ve Bizansla işbirliği yapan Sasa Bey ile
Aydınoğlu
Mehmet Beyin arası açıldı. Sasabey işbirlikçileri ile
Mehmet
Bey'e hücum etti. Mehmet Bey, Osman, Hamza, Karaman, Hasan
adlı kardeşleri ile birlikte Sasabey'i yendi. Sasa Bey bu
savaşta öldü.
Mehmet Bey, 1307 veya 1308 de Birgi'yi (Pyrgion) ikinci
kez fe-tetti.
Ancak çevresini elde edememişti. Birgide Germiyan Beyi Yakup
bin Alişir'in subaşısı olarak bir miktar askerle oturdu.
1312 de Bİrgi ve çevresinde emaret kurarak Germiyan
Beyliğinden ayrıldı
ve bağımsız bir duruma geldi. Böylece K. Menderesin doğu
bölgesi
Aydınoğulları Beyliğinin mülkü oldu. Merkezi Birgi
kentidir.
Aydınoğlu Mehmet Bey 1327 de oğlu İbrahim Bahadır Beyi,
Bodamya
(Potamia)ya vali atadı. Balyambolu'nun bu tarihlerde
Bodamya'ya bağlı
olması düşünülebilir. Çünkü 1800 lü yıllarda
Balyambol halkının
Tire ile ticari ilişkili olduğunu biliyoruz, fakat Birgi
ile hiçbir idari, ticari ilişki olmamıştır.
Aydınoğlu
Mehmet Bey, oğlu Umur'a da: "Yöremizden 1000
atlı yiğit al, git
İzmiri al ve oraya sahip ol" demiş. Umur Bey,
Ödemiş ovasından aldığı atlı yiğitlerle İzmir'i aldıktan
sonra adalar da
seferler yapmıştır. Aşağıdaki türkü, Ödemişli yiğitlerin
adalara seferlerini kanıtlar gibidir. "Efeler ve
zeybekler hakkında
bir inceleme yapmak üzere Ödemiş'e bir gezi yapmıştık.
Orada bu
işlerle uğraşan Halil Duralı bize aşağıdaki türküyü okudu.
Bunu
Seyrek köyünden 65 yaşında Hasan Yılmaz adında bir
köylü ihtiyardan
işitmiş. İhtiyar türküye uygun, gayet orjinal hareketlerle
bir zeybek oyunu oynamış." "Eğriboz kalesine
yapılan hücumlarda
ve yapılan savaşlarda esir düşen Umur Bey kızanlarından,
kalede hapsedilen zeybekler tarafından söylenmiştir."
Eğriboz
Türküsü
Altımızda yarım yırtık bîr hasır of
Üstümüzde kadir mevlâm hızırdır of
Eğriboz
kalesinde kaldık yesir (esir) of
Yetiş imdadıma Hazreti Hızır of.
Altımızda yarım yırtık bir hah
of
Üstümüzde gölgeler bir ardıç dalı of
Mevlânı
seversen Hazreti Ali of
Yetiş
imdadıma Hazreti Hızır of
Halılar olayın ben yazılayın
of
Kurbanlık koyun gibi kesileyin of
Kadir
mevlâm bir kanat ver uçayın
of
Ya Eğriboz Kalesinde
asılayın of.(83)
Aydınoğlu Mehmet Bey'in Hızır Bey. İbrahim Bahadır Bey,
Süleyman
Şah, İsa Bey, Umur Bey adlarında beş oğlu vardı. Memleketini
beş oğluna dağıttı. Bodamye'yi İbrahim Bahadır'a, Tire'yi
Süleyman
Şaha, en küçük oğlu İsa Bey'i Birgide kendi yanında
alıkoydu. İkinci oğlu
Umur'a sen git İzmir'i al dedi. 18 yaşında olan
Umur, bin kadar yiğit alarak İzmir'e gitti ve bu günkü
Eski İzmir ve Bozyaka
semtine karargah kurdu. Umur Bey 1328 de İzmir
Beyi olduktan sonra
26 deniz seferi yaptı. (85)
1334 de Aydınoğlu Mehmet Bey'in Ölümü ile yerine oğlu Umur
Amcalarının ve kardeşlerinin tasvibi ile seçildi.
1248 de Umur Bey'in Ölümü üzerine yerine Hızır Bey
getirildi.
Beyliğin merkezi Ayasuluk oldu.
1390 da Osmanlı Sultanı I. Bayezıt Alaşehiri aldıktan
sonra
Bozdağa geldi; burada bir müddet kaldıktan sonra, Denizli
(Lao-dikeia
üzerinden Ayasuluğa gitti. (41) sf. 60
Aydınoğlu
Fahrettin İsa Bey. Sultan Bayezıd'ın huzuruna gelip
bağlılık yemini ederek sikke basımında ve Aydın Eli
memleketlerindeki
hudbede Bayezid'in adının okunması suretiyle Osmanlılara
bağlı bir valiliği kabul etti. Aydın Eh vilâyetlerinin
bazılarını İsa
Bey'e verdi ve
Vilâyet merkezini de Tire yaptı. (60) sf. 257
Bu tarihlerde Balyambolu (Beydağ) küçük bir kasaba olarak
Tire'ye
bağlıdır. Ekonomik bakımdan da Tire ile ilişkilidir.
Yıldırım
Bayezid bundan sonra Ayasuluktan Küçük Menderes
vadisi boyundan
Tire'ye geldi. Buradan da Birgi'ye ulaştı. Burada,
K. Menderes ve Aydın
Eli kalelelerine Osmanlı çerileri yerleştirdi.
Buradan Bozdağ,
Allahdiyen yoluyla Sart'a vardı. (25)
1402 yılı
kışında Timur Kütahya-Denizli-Nazilli-Sultanhisar-Ayasuluk
(Selçuk) yolu ile Tire'ye gelip Kalay Tepe'ye yerleşmiştir.
Timur Han kışı burada geçirmek niyetindedir. Havası güzel,
suyu bol.
Askerinin iaşe ve ibatesi kolay, ancak Aydınoğullarının,
İzmir'i küffardan ancak siz kurtarabilirsiniz
diyerek, kışkırtmaları
üzerine, 26 Aralıkta
İzmir kalesine hücum edilmiştir. Kalenin muhkem olmasına
rağmen 14 günde İzmir'in alındığını yazanlar var. İzmir'i
Aydınoğullarmdan Cüneyd Bey'e teslim etmiştir.
Yıldırım Bayezid'in Alaşehir-Denizli-Ayasuluk-Tire-Birgi-Sart
yolunu
takip etmesi; Timur'un
Kütahya-Denizli-Nazilli-Sultanhisar-Ayasuluk-Tire yolunu
takip etmesi gösteriyor ki Balyambolu
daima büyük yolların dışında kalmıştır. Bunun faydalı
yönleri olduğu gibi zararlı yönleri de çoktur.
II. Umur Bey'in 1405 de ölümü ile Cüneyd Bey tüm Aydın
eline
sahip oldu. Bundan sonra K. Menderes ovası, Osmanlılar ile
Ay-dınoğlu Cüneyd Bey
arasında el değiştirip durmuştur.
1424 de Sultan
Murad kuvvetleri ile Aydın Eli'ne yürüdü. Cüneyd
Bey kaçtı. Sultan tüm Aydın Eli'ni ülkesine kattı.
Yönetimini
komutanlarından Yahşi Bey'e verdi. 1426 da Cüneyd Bey
öldürüldü,
başı Saray'a gönderildi. Böylece Aydınoğulları tarihe
karıştı.
Rivayete göre; Cüneyd Bey'in başsiz cesedi Ödemiş'e
getirilmiş ve
bu gün Tekke denilen kümbet'e gömülmüştür. Aydınoğulları
Beyliğinin
son Bey'i Ödemiştedir.
1443 de Sultan II Murad Aydın Sancağını kendine yıllık
ödenek
olarak ayırdığından Yukarı K.Menderes havzası gelirleri de
Ma-nisada oturan Sultan Murad II ye bırakıldı.
Balyambolu ile
ilgili yazılı belge vardır. Ancak bulabildiğim
yazılı belge H.
855/M. 1439/40 yılına ait. Fatih Tahrir defterinin
incelenmesinde:
Liva-i Aydın'a bağlı yerler içinde Balyambolu ilçeler
içinde görülmemiştir.
Sf. 99 da bu gün o havalideki belli başlı ilçe ve bucak
merkezlerinin adlan da karye (köy) olarak geçmektedir.
Balyambolu bunlar
içindedir. (41) sf. 99
Yukarı Menderes Havzası 1451 de merkezi Tire olan Aydın
İline o da Kütahya'da oturan Anadolu Beylerbey'ine
bağlıydı.
1624 yılı Cennetkarıoğlu ayaklanması olmuştur. Yöremizde
eşkiyalık olayları bölümünde geniş açıklama vardır.
Büyük Türk gezgini Evliya Çelebi 1671 yılında İzmire
gelmiştir.
(49) Bu tarihte İzmir, Anadolu Eyaletlerindendir; amma
deniz kenarında
olduğundan Derya kaleminden Kaptan Paşa'nın Cezayir
Eyaleti
hükmünde olup, Sığla sancağı Paşasının kaymakamı 30Ü kişi
ile idare eder.
Evliya Çelebi 1671 yılında Tire'yi ziyaret etmiştir. (86)
Evliya Çelebi aynı tarihlerde Balyambolu'ya gelmiştir.
"Evsafı
kasaba-i ve kaza-i Balyambolu.
Bu dahi Aydın hakinde yüz elli akçei şerif kazadır ve
nahiyeleri
yedi pare kuradır ve hâkimi has voyvodasıdır. Kethûdayeri
yoktur. Amma mahsus serdarı vardır. Ve bir kasabası bağ
ve bahçeli
bir cebel dameninde üçyüz haneli ve bir minareli camii ve
bir han
hamamlı ve birkaç dükkanlı kariyeden bozma kasabai
mamurdur. Bunda dahi
haftada pazarı olup âdem deryası olur. Ve zeyli şehirde
dirahtistan sayesinde herkes kâlâyı metaın bazarı
muhabbete
çıkarub beyii şira olunur. Balyambol bazarı meşhuru 'af'aktır.
Pembe ipliği
ve pembe bezi ve dimisi meşhurdur kim cemii diyarlara
bundan müstevli olur ve bu kazada hasıl olan kutur(kutun)
meğer Kastamonide ve Merzivan şehirlerinde oldi. Ve
bunda Bi-yankökü çok
olduğundan Biyanboldan galat kavmi etrak tahfifi
kelâm idüb
Balyambolu derler. (3) Elhasıl bu pazar Aydında ve
Saruhanda ve Menteşede
meşhur pazardır. Andan kalkub kıble
canibine ağaçlı
dağlar içre yokuş yukarı nim saat gidüb
Evliya Çelebi, Seyahatnamesindeki dizine göre: Alaşehir,
Birgi, Kiraz, yolu ile Balyambolu'ya gelmiştir. (14)
Evliya
Çelcbi'nin geldiği, gördüğü Balyambolu bu gün ilçe
merkezi olan yerdir.
Gördüğünü söylediği han, cami bilinmemekle
beraber hamamın
yıkıklıkları durmaktadır. Eğer gördüğü hamam
o ise kasaba,
kalenin doğusunda olmalıdır. Makif tarla diye anılan (Rifat
Yatağanli'nın incirliği merkez, Zeyve'ye kadar
varmaktadır.
Evliya Çelebi 1671/72 yıllarında Tire'ye gelmiştir. Tire
"Aydın
Sancağı Paşasının tahtıdır... dedikten sonra : Sancak
kazaları
şunlardır: Tire, Fevene, Bergesu kebir, Bergesu sagir,
Meden, Bayındır,
Birgi, Şart Balyambolu, Kilis, Güzelhisar, Köşk,
Sultanhisar.
Nazilli, Arpaz,
Amasya, İnagöl, Alaşehir vakıf kazalarıdır." (42)
Buradan öğrendiğimize
göre, Balyambolu bu tarihlerde Tire'ye bağlı bir
kazadır.
Balyambolu'dan Tasahorya (Erikli) köyüne geçen Evliya
Çelebi:"
"Balyambolu nahiyesindedir. Sarp, dereli, tepeli bahçeli,
bir dağ eteğinde
havası güzel, kasaba misal 500 kiremit örtülü, mamur
ve kagir ev
vardır. Bir camii, 3 mescidi, bir kapalı hamamı, bir hanı,
yedi dükkanı
vardır. İrem misal bir şirin beldedir. Üzümü ve kirazı
bol ve güzeldir. Her kiraz ağacı beşer onar katır yükü
kiraz verir. Her kiraz tanesi keklik yumurtası
kadardır. Bey yaylağın eteğinde olduğundan abıhayat suları
vardır ki tabir olunmaz. (42)
Evliya Çelebi'nin
görüp yazdığı yedi dükkândan 4. ü yıkılıp köy
kahvesi yapılmış, 3 ü
durmaktadır. Han yıkılmış yerine köy konağı
yapılmıştır. Cami (Cuma Camii) yıkılmış, yerine okul
yapılmıştır. Merkez
mescidinin yerine cami yapılmıştır. Hamam, caminin bahçe
kapısının batısından çaya inen yolun üstünde yıkıntısı
durmaktadır. (42) .
Erikliden Beyköy'e gelen Evliya Çelebi: "Karye-i Bey, Bu
gün
Beyköy mahallesi, 200 evli bir camili, havası güzel bir
köydür."
Beyköy'ün en
eski camii Aşağı cami olduğu söylenir. Evliya Çelebinin
gördüğü cami bu olsa gerektir. Hasan Hüseyin mezarlığının
alt köşesinde yıkıntısı vardır. Oradaki iki büyük
karaselvi o
günlerin anıtı gibi durmaktadır.
Balyambolu çevresinin engebeli arazisi, ormanların sık
olması,
uzun yolların buradan geçmemesi, devletin güvenlik
güçlerinin
yetersizliği
yörenin eşkıya yatağı haline gelmesine neden olmuştur. Bu
yüzden yöremize Evliya Çelebiden başka gezgin gelememiştir.
İbni Baduta bile, Birgi'den Tire'ye gitmiştir. Strabon
Nazilli, Sultanhisar yörelerini anlattığı halde,
Beydağ yöresinin ürenlerin-den
söz etmiştir. 1657 yılında yukarı K. Menderes havzasında
Kara Memhmet adlı Sivri Bölükbaşı'nın
arkadaşlarından biri, başına topladığı adamları ile yol
kesip köy ve kasabaları soymaya başladı.
Bu şakı, Balyambolu, Keles, Köşk, Sultanhisar, Arpaz
kazalarında
otururdu. Kara Mehmedi yok etmek için Kulada oturan
Dünya Ağa mübaşir
atandı. Kara Mehmet kaçtı. Dünya Ağanın
Aydın sancağından
ayrılması üzerine yeniden dönüp başına topladığı
50 adamı .ile sancak içinde dolaşıp, yolları belleri tutup
vatandaşı soymağa
başladı. Kara Mehmet ve diğer çetelerin zulmünün
artması üzerine Sultanhisar Kadısı ve ileri gelenleri
Güzelhisar
kalesine sığınıp durumu İstanbul'a bildirdiler. Bunun
üzerine hükümet yeniden Dünya Ağayı mübaşir
atayıp, Balyambolu ile Keles'in
Kethüdayeri ve Yeniçeri serdarlarına, Ağaya yardım etmelerini
buyurdu. Ancak bir süre sonra Dünya Ağa, çete başlarından
Bergamalı
Sivri Bölükbaşı ile birleşince, üzerlerine Vezir İsmail
Paşa gönderildi
ise de başarısız oldu. Kara Mehmet 1660 ya da
1662 de Saruhan
Mutasanfı Kaplan Mustafa Paşanın eşkıya müfettişliği
sırasında yok edildi. (25)
Balyambolu'nun
kaza olduğunu belirleyen bir belge tesadüfen
elimize geçmiştir:
Belge: Memuru Aşar, Kaza-i Balyambolu H.
284-H. 1767/68
tarihli mühürdür. Bu mühür, orman Muhafaza Memuru
Feyzi Atun'dadır. (İlçenin mülki ve idare amirlerine, eşrafına
duyrulmuşsa da bu tarihi kıymeti olan mührü alıp saklamakkonusunda
ilgi göstermemişlerdir.
1820
yılında Aydın livasında bulunan memleketler içinde Bal-yambolu'da
bezirhane var imiş. Balyambolu (bir kelime okunamadı)
mülkiyet üzerine tasarruf idermiş elvakt mezkûr neslinden
Hüsnü Bey mutasarrıftır. Mülkiyet üzerine tımar'a nesne
virmezlermiş
mülknameleri olmadığı sebepten öşrü tımar'a emrolundu."
Bu belgede geçen
bezirhanenin Beyköyünde Çarkbaşı semtinde
olduğu ve Hüsnü Bey'in
de Hüsnü Tezgin'in dedesi olduğu anlaşılmıştır.
Bu
belgeyi önemli buldum. Evliya Çelebi Seyahatnamesinin
Balyambolu ile ilgili
bölümünde: "Bu kazada hasıl olan kutur (Kutun)
meğer Kastamonide ve Merzivan şehirlerinde ola" diyor. Buradaki
(Kutun) yanlış okunma sonucu, kutundur. Keten okunması
gerektiğini ortaya koymaktadır. Bezirhanede beziryağı
çıkarılır. Pamuktan beziryağı çıkarılmaz. Bezirhanenin
bulunması ve belge
bu bakımdan önem
taşımıştır.
Zuhuri
Danışman tercümesi de "Pamuk ipliği ve pamuk bezi" olarak
almıştır. Pamuğun yöremizdeki geçmişi 40-50 yıllıktır.
1829yıllarında Balyambolu, Atçalı Kel
Mehmet'in etki alam
içindedir. Yaşlılar, Atçalı'nm menkibelerini halâ gülerek,
överekanlatmaktadırlar.
1830yıllarının anısını taşıyan tek
kalıntı, bu gün ilçenin ortasındaki
camidir. Bu cami 1830 yılında Tasahorya'lı (Erikli) Hacı
Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. (49) Hacı Ahmet Ağa
bu ca
miin bakımı için Abornoz suyunun yanındaki 15 dönümlük
dutluk
ve
zeytinliği vakıf bırakmıştır.
1831yılında, Osmanlı İmparatorluğunda
yapılan ilk nüfus sayımında,
Balyambolu halkının sayımını; Mevaliden Arifbeyzade
Raşit Bey yapmıştır. Bu
sayımda: 1709 islâm, 11 reaya yazılmıştır.
Kıpti, yahudi, Ermeni
yoktur. 1709 nüfus içinde, kadın çocuk ve
ihtiyarlar yoktur.
Tahmini olarak bu günkü nüfusa yakın bir nüfusa
sahip olduğunu varsayıyoruz. (Bölüm 11/81)
Prof. Dr. Tuncer Baykara'nın yazdığı, Anadolu'nun Tarihi
Coğrafyası Giriş I. Anadolu'nun İdari taksimatı adlı
kitabının 132.sayfasında:
1284/1867 Salnamesi, İzmir Livası: Maa Nevâhi-i İzmir ve,
2-Urla, 3-Kuşadası, 4-Çanlı, 5- Karaburun, 6- Çeşme, 7-
Seferihisar,
8- Akça-şehir-i Ay-dın nam-ı diğer Söke, 9- Mandice, 10-Balat,
11- Kızılhisar nam-ı diğer-Torbah, 12- İne-âbât, 13-
Nahiye-i Alaçatı, 14-Mcnemen kaza olduğu halde, bir
sonraki Üstede:
1285/1868 Salnamesinde İzmir Sancağı:
1-
İzmir Kazası:
1-
Burunabad Nahiyesi, 2- Seydiköy na., 3- Torbalı na., 4-
Ter-
yanda na., 5- Nif na.,
2-
Urfa Kazası:
1- Seferhisar na., 2- Kilizman na.
3-
Menemen Kazası:
1- Yamanlar na., 2- Karşıyaka na.
4-
Foçateyn Kazası:
1- Güzelhisa-ı Menemen na.
5-
Kuşadası Kazası:
1- Canlı na., 2- Ayasuluk na.