|
İSTİKLAL SAVAŞINDA BEYDAĞ
Birinci Cihan
Harbi, Çanakkale, Kafkas, Mısır, Irak, Galiçya
harplerinde Türk'ün
çilesi dolmamış olmalı ki "nefsi müdafaa" anlamındaki
istiklâl harbi ortaya çıktı. Zayıf düşen bünyelerde,
hastalıkların birbirini takip ettiği gibi, Osmanlı
İmparatorluğunun zayıf
düşmesi ile harpler birbirini kovalamış ve İstiklâl harbine
gelinmiştir, Osmanlı İmparatorluğu 30.10.918 de
Mondros antlaşması ile
çökmüş olmasına karşın, Türk ulusu bitmiş değildi.
Türk Ulusunun bitmediğini gören saldırgan devlet liderleri,
22.4.920'de, Türk Ulusunun temsilcisi olarak Osmanlı Imp.
yöneticilerini
kabul ederek, Sevr Andlaşmasmı yapmaya zorlanmıştır.
Türk Ulusal
Devleti kurulduğu halde, Osmanlı împ.luğu temsilcilerini
masaya oturtmayı başarmışlardır. Buna karşın, Türk Ulusunun
Millet Meclisi harekete geçip 18.6.1920'deki oturumunda,
"Misak-ı Millî" ye
sadık kalacağına yemin ederek, Türk topraklarının
parçalanmasına asla müsaade etmeyeceklerini dünyaya ilân
etmiştir.
Mondros ateşkes
sözleşmesine dayanarak itilâf devletlerinden,
ingilizler, Fransızlar
ve İtalyanlar, yurdumuzun çeşitli yerlerine
askerlerini göndererek
işgale başlamışlardır. Yunanlılara da Trakya ve Batı
Anadolu'yu işgale izin verdiler.
15.5.1919'da Yunanh'ların izmir'e ayak basması ile Ege halkı
direnme ve savunma tedbirlerine girişti. Bu direnme ve
tedbirler
dağınık ve yöreseldi. Düzenleme ve birleştirilmesine ihtiyaç
vardı.
Ödemiş halkının, aydınlarının önderliğinde, belediye
binasında
16.5.1919 da yaptıkları toplantı olumlu sonuçlanmamasına
karşın,
17.5.1919 toplanmayı hazırlamıştır. Bu toplantıda Avukat
Refik Şevket (İnce) tarafından yapılan konuşma Ödemiş Kuvva-i
Millîyesinin kurulmasını sağlamıştır.
izmir'in işgalinde Türk askeri birliklerinin silâhlarının ve
komutanlarının
yetkilerinin alınması karşısında, bir kısım asker
memleketlerine dağılmış, bir kısmı da subaylan ile Tire'ye
çekilmişler
oradan da Aydındaki 57. P. Alayına iltihak etmişlerdir. Bu
durumda meydanı boş bulan Yunan Alayı, komutanları
Stavriano-pulos
emrinde 20.5.1919 sah günü Torbalı'yı işgal etmişlerdir.
Çaylıh Yanık Halil İbrahim Efe ile Ödemiş'in ileri
gelenlerinden
Hanayhoğlu Mehmet
Emin Ağa, Hakkı Paşaoğlu Fahri Bey, ailelerini ve
paralarını alarak Nazilli'ye gitmek üzere yola çıkıyorlar.
Amaçlan, ailelerini
Nazilli'de emin bir yere yerleştirmek ve Nazilli
ileri gelenleri ile
müşterek Kuvva-i Millîye teşkilâtını kurmaktır.
20 Mayıs 1919 (x) günü
Ödemiş'den hareket eden kafile, Balyam-bo(Beydağ)
üstünden Sinekciler köyüne giderken Taşoluk denen
semtte bulunan Yanık
Halil İbrahim Efe'nin hasmı, Koca Mustafa
(Dıkleş efe,
seslerinden anlıyor ve kıpırdama demesi ile ateş başlıyor.
Nazilli yolcuları burada vuruluyor. Hanımları ve paralan
gidecekleri yere
götürülüp teslim ediliyor...
(Koca Mustafa (Dıkleş), Yanık Halil İbrahim'in
zeybekliğinden
ayrılarak efe olmuştur.) Yanık Halil İbrahim Efe, zeybek
Araplı Hasan askerde bulunduğu sırada, hanımı dahil, 5 aile
efradını Öldürmüştür.
Cenazeleri Beydağ merkezine getirilmiş. Doktor rapor
tuttuktan jandarma da
gerekeni yaptıktan sonra cenazeler Hah-köy'e götürülmüştür.
Durumu öğrenen Araplı Hasan askerden
kaçıp geliyor ve
köylüsü Koca Mustafa'nın yanına zeybek giriyor.
Taşoluk'da Yanık Halil
İbrahimden öcünü almış oluyor.
Osmanlı İmparatorluğunun Bahriye Nazırı, Hamidiye kahramanı
Rauf Bey(Orbay), Mustafa Kemal ile Amasya'da buluşup
vatanın kurtarılması
için işbirliği yapmak üzere İstanbul'dan 24
Mayıs cumartesi 1919
günü Bandırmaya hareket ediyor. Maiyetinde:
Topçuoğlu Nazmi (Sonraları mebus ve Ticaret Vekili), İzmirli
Mansurizade
Emin, Yzb. Osman (General Osman Tufan) ve Balkan
Harbine gönüllü katılmış
Hindli subay Abdurrahman Beyler bulunduğu halde
Bandırma'ya çıkışlarından sonra, Çerkez Ethem ve
kardeşlerine memleketin kurtarılması için harekete geçilmesi
gerektiğini söylüyor.
Burada arkadaşları ile Akhisar, Gölmarmara, Salihli yolundan
Ödemiş'e geliyorlar. Ancak hazırlıkları yeterli
bulmuyor. Odemiş'de
kalmıyorlar. Ödemiş Jandarma K-umandanı Tahir (Özerk) bey,
kafilenin eşyalarını taşımak üzere bir at arabası ve
güvenliklerini sağlamak için de bir manga jandarma vermiş ve
Balyarnbollu (Beydağ)
nahiyesine uğurlamıştır. Buradan da Nazilliye
gidecektir. Takip edilecek yolda, bir hafta önceki eşkıyalık
olayı, güvenliğe önem verdirmiştir. Balyambolu'ya
geldiklerinde,
gidecekleri yolun bilinmemesi için, Çomaklar yolunu
sormuşlar fakat Beyköyü'ne gitmişlerdir. Beyköy de
Maarif önündeki bir
kahvenin önünde oturmuşlar kahve içerken, kendilerini
gizlemek için yabancı dille konuşmuşlar. Dönme
Abdullah {Emekli Öğretmen
Mehmet Ateşin dedesi) dillerini anlamış ve "Paşam benim
misafirim
olmanız bize şeref verir" demiş. "Benim paşa olduğumu
nereden anladın" demiş.
Dönmelerin Abdullah "ben sizin konuştuğunuz dili biliyorum,
ondan anladım" demiş. Böylece bir gece
Beyköy'ün Dinlecik
Mahallesinde, dönmelerin evinde misafir kalmışlar
ve ertesi gün Beyköy üstünden, bu günkü orman yolunu
takip ederek Sinekciler
köyüne oradan da Nazilli'ye gitmişlerdir.
(Değiştirmezlerse bu yolun adını Kuvva-yı Millîye yolu
koyduk. İleriki bir yılda bu yoldan, Nazilli'den Beydağına
top çıkarılmıştır.)
Rauf Orbay, Ödemiş ve Balyambolu'da, Samsun'da bulunan
Mustafa Kemal'e güvenilmesini, emirlerine uyulmasını
istemiştir.
Albay Şefik Aker, Ödemiş Askerlik Şubesi Başkanının yazısına
karşılık deposunda bulunan silâhların köylülere
dağıtılmasını
emretmiş ve silâhlar köylülere, halka dağıtılmıştır.
17. Kolordu komutan vekili ve 56. Tüm. komutanı Albay Bekir
Sami Bey, 27 Mayıs 1919/335'de emir subayı Yzb. Rasim (Aktuğ)
Beyi Keleş tarikiyle Ödemiş'e yollamış; Rasim Bey, Ödemiş
Kaymakamı
Erzurumlu Bekir Sami ve jandarma Bl. komutanı Kozan
Zade Tahir Fethi
beylerle görüştü ve onlara kumandanının birer
mektubunu verdi. Bu
mektupla Ödemişde silâhlı mukavemet yapılmasını
istiyordu.
27Mayıs 1919'da Aydın'ın Yunanlılar tarafından işgali,
çevre deki halk
üzerinde telâşa yol açtı.
28Mayıs 1919 Yunanlılar Tire ve Bayındır'ı takviyeli 3 evzontaburu
ile işgal ettiler.
29Mayıs 1919 perşembe günü Ödemiş halkı muharebeye hemen
hazırdı, ödemiş kaymakamının başkanlığında yapılan toplantı
sonunda: J.Ko. Tahir Fethi Bey Ödemiş Millî Kuvvetler Kumandanı
olarak (Yiğit Ordusu) belirlenmiş, Ali Orhan İlkurşun'a
göre (13 Yd. S.) B. Galip Yavuz'a göre (17 Yd. S.)
kaymakamın
odasında yemin ettikten sonra 11 md.yi içeren karar alınarak
Yd. S.
silâhlarını kuşanmış olarak Süvari Kışlasının ikinci katında
emre hazır
beklemişlerdir. Hacı ilyas istasyonundaki kurulacak
cephenin kumandanı olarak Ali Orhan (İlkkurşun) seçilmişti.
Hazır bulunan Yd. sb.
lar: San Gollü Selim, Mahmut, Ahmet Şükrü,
Salih Vecdi,
Selim örsel (Kara Selim), Aziz Kurtcebe, Hamdi Akalın,
Osman Şeref (Duygulu), Aydınlı Ahmet, muallimlerden de
Faik Remzi,
Tatar Nuri Beylerdi.
İlçe kaymakamı Bekir Sami, itilâf devletlerinin yüksek komiserliğine
çektiği telde "Artık kalem değil, silâh konuşuyor, göreceğiniz
sonuç çok acı olacaktır." demiştir. İstanbul İçişleri Bakanlığına
da çektiği telgrafda "Kâfi kudret ve kuvvet ve imanımız
vardır. Emirlerinizi makina başında bekliyorum" demiş fakat
aldığı cevap
"Talimatı validen alınız." İmza timolyon, olmuştur.
Ödemiş halkına bildiri
dağıtılarak uyarılmıştır.
30
Mayıs 1919 cuma günü, Ödemiş'teki askeri depoda bulunan(83
B.G. yavuza göre "arızalı 1600'e yakın tüfek, 200 'e yakın
sivilmilis güç
ile Hacıilyas köyünde mevzilendiler. Ali Orhan'a göre"Askeri
silâh debboyundan 240 Alman borulu tüfeği, 100 Osmanlı kasalı
mavzeri, 250 martin dağıtıldı. Bu 950 silâha ilâve olarak
jandarma debboyundaki 600'den fazla jandarma çavuşu Şuayip
tarafından tevzi edildi. Bunlardan başka, Etli imam
camiindeki
135. nizamiye
Alayının silâhlarını şehit teğmen Ali ve Adliye debboyunda
bulunan silâhlan da Ahmet Rifat Kemerdere ahiliye
dağıttı. Toplam
tahmini olarak 2000 idi.
Hacıilyas sırtlarını tutan Ödemişliler, düzenli Yunan
birlikleri
karşısında fazla tutunamamış fakat saldırgan düşmana karşı
ilk
halk direnişini göstermiştir. Çerkez Hasan'ın zeybekleri ile
cepheden
çekilmesi, cephenin dağılmasında önemli rol oynamış. Ka-şıkçıoğlu
Molla Hüseyin Efe 60 kişilik kuvvetiyle savaşmıştır. Bu
direnişte 80 Türk, 7 Yunanlı ölmüştür. Yunan askeri bir gün
sonra 1.6.1919 Ödemişe girebilmiştir.
Bu yenilgi Ödemiş ve civar halk üzerinde körü etki yaratmış,
Beydağ halkı tedirgin hayat kaygısına düşmüştür. Ödemiş'de
bulunan 4000 kadar Rum'un coşkulu gösterisi unutulmamış ve
halâ anılmaktadır.
Ödemiş'in işgali
üzerine ilçe kaymakamı Erzurumlu Bekir Sami Bey yaya olarak
Alaşehir'e gitmiş. "Hükümette yanıma geldi.
Bu işin mantıksız
olduğunu, o kadar düşman kuvvetine karşı müşkülâtla
toplanabilen 120 kişilik bir müfreze ile taarruza kalkmanın
hiç de muvafık olmadığı müteessirane anlattı. "(Bir Roman
gibi; Bazmi Nüshet Kaygusuz)
"Jandarma Komutanının silâhlandırdığı 120 efe Yunan kuvvetlerine
ağır zayiat verdirdi. "(Ben de Yazdım. Celâl Bayar)
Yunanlılar 29 Mayıs 1919 İzmir Muhafız Taburunu Selânikten
İzmir'e getirmiş, 31.6.1919 Makedonyadaki bir makinalı
tüfek, bölüğünü,
Alb. Yorgi Skandalis emrinde İzmir'e getirmiştir. (Selek
1:1-132
Lütfü Arif
Kenber'ih verdiği bilgiye göre, Tire'yi işgal eden Yunan
kuvveti 300 piyade, 200 süvari, bir makinalı tüfekten ibarettir.
Ödemiş'de bulunan 57. Tümen'e bağlı 135. Piyade Alayı mütarekeden
önce 57. Tümen ile Çanakkale muharebelerine katılmak
üzere Gelibolu'ya gitmiş mütarekeden sonra Ödemiş'e ve
oradan
da 26.2.1919 da Kolordu emri ile Söke'ye gönderilmiştir.
Saldırgan
Yunan kuvvetleri karşısında direnecek nizami asker
bulunmadığı
biliniyordu. (57.
Tüm. ve Aydın Millî Odai)
4.6.1919 Nazilli Yunanlılarca işgal edilmiştir. İşgal
olaysız gerçekleşmiştir. (T.S. Kuvvetler Tarihi, Şapolyo 1;
53)
6 Haziran 1919
Cuma günü 57. Tümen komutanı Alb. Şefik
(Aker)in girişimi ile
Yörük Ali Efe ile Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Çine'ye gelerek
"Ş. Aker'e "Sen hiç merak etme yarın bismillah deyip
çıkacağız. Bundan sonra işimiz Yunanla uğraşmak olacaktır.
Bize silâh, cephane,
zabit ver" dediler.
Zeki Sarıhan: Demirci Mehmet Efe için "11 Haziran 1919 çarşamba;
Aydında eşkiyalık yapmakta olan Demirci Mehmet Efe,
57. Tümen Komutanı Alb. Şefik'in çağrısını olumlu
karşılayarak
200 kişilik
kuvvetiyle Aydm Umurludaki Kuvvayı Millîyeye katıldı.
Bölgede yaygın bir ünü olan Efe, 20 Temmuzda komşu il ve
ilçelere, daha sonra Umum Kuvvayı Millîye komutanı
olacaktır" (Şefik II:
162 sh. 328) Efe 11 haziranda Umurlu'ya gelerek Millî
Mücadeleye katılmıştır. Efe davet üzerine 80 kızanı ile 20
Temmuzda dağdan
inmiştir. (Sayı:95, sf. 892) Haziran 1919 da 200 kadar
maiyeti ile cepheye iltihak eden Demirci Mehmet Efe'ye
Denizli Hey'eti Mülîyesi tarafından Kuvvayı Millîye
Kumandanı unvanı
verilmiş ve mıntıkada büyük bir nüfuz ve şöhret kazanmıştır.
15/16 Haziran pazarı pazartesiye bağlayan gece 1919 Yörük
Ali
Efe kuvvetleri B. Menderes üzerindeki Malkaç köprüsünü
havaya
uçurdular. (Bu köprü Yunanlılar için önem taşıyordu.) Yunan
birlikleri bu baskında yok oldular. Teçhizat, eşya ve hafif
makinalı tüfeklerine el
koydular. (As. Mec. 105)
Nami Malkoç: 18.6.1919 "Bu müsademe gecesinde kuvvetlerimiz
cephe kurdular. Aydın havalisinde Celâl Bey ve rüfekâsı ve
Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe, Bnb. Hacı Şükrü Bey,
Ödemiş civarında Edip Bey (sarı efe), İsmail Efe, Muştan
Efe, ve arkadaşları
ve diğer zevat kuvvetler vücuda getirerek haziran sonuna
doğru
müsademeye başlamışlardı.
20 Haziran 1919 Cuma günü Yunan işgalinde bulunan Ödemiş,
Yunan
kuvvetlerinin yerleştirildiği Mektep-i İdadî binasından ayrılmadıklarından
öğrencilerin imtihanları yapılamamıştır. İlgililerin
bu husustaki müteaddit müracaatlarına da Yunan makamları
cevap dahi
vermemişlerdir. (İstiklâl Savaşı Günlüğü)
22.6.1919 Yunanlıların Nazilli'den kaçmaları üzerine, Beydağ
gönüllülerinin Nazilli'ye gelmeleri artmıştır. Ancak,
Ödemişliler düşmana aman vermiyorlardı. Refik Şevket İnce,
el altından halkı
uyandırıyordu. Kaymakçının, Beydağ birliklerinin hareketini
ayarlamak, Kaymakçı'ya fazla önem vermesi yüzünden Beydağ
yolu ile
gelecek yardımı engel olmuştur. (42,49. sh. 50, 2. yn. 48)
23 Haziran 1919 pazartesi günü yunan kuvvetleri Kiraz
(Keleş)
bucağını işgal etmişlerdir. (Nider:59) göre Venizelos Yunan
İşgal Kuvvetleri komutanına ilerleme emri vermiştir.)
Nider'in bu iddiasını,
24 Haziran 1919 salı günü, Yunanlılar üstün kuvvetlerle
Köşk'e
saldırmışlar ve Nazilli'ye de girmişlerdir.
Balyambol (Beydağ) halkı,-Nazilli'nin boşalması ile birlikte
hatta önceden (Öte yüze) göçe başlamıştır. Köylerde uzun
yola
gidemiyecekler kalmıştır. Göçün çilesini anlatmakla
bitiremezlerdi.
Eskici çocuğunu taşımaktan halsiz düşmüş, çocuğunu çaya
atmış, sonra da gözü kör olmuş "Çocuğunun kahrından,
karısının anından gözü kör oldu" diye anlatırlardı.
30 Haziran 1919 Pazartesi günü "Ayrıca Ödemiş ovasından
Nazilli
kuzeyindeki Beydağ üzerinden Ovacık istikametine bir
düşman yürüyüş kolunun
ilerlemekte olduğu bildirilmiş.
Demirci Mehmet Efe ilk iş olarak asayişi temin etmek
gereğini
duymuş ve Nazilli ile Ödemiş arasındaki Beydağ eteklerini
koruması
altına almıştır. Hatta Nazilli-Balyambolu araşma telefon
hattı
döşetmiştir. Koca Mustafa'ya (Dıkleş) Beydağ yöresinin komutanlığını
vermiştir.
20 Temmuz 1919 Pazar günü Demirci Mehmet Efe Ege ilçelerine
yazılı emir gönderdi. Emirde: 1310-1314 doğumluların 48 saat
içinde
şubelerine giderek asker yazılmalarını istemiştir. Emre uymayanların,
vatanın selâmeti için yargılanmaksızm idam edileceği
bildiriliyordu. (Gökbel:
228, Şcpolyo 2: 87)
Yunan işgali sırasında, Türk halkına insanlık dışı yapılan
mezalim
için, 21 Temmuz 1919 da bir inceleme komisyonu kurulmuştur.
Komisyonda oy hakkı olmamakla beraber Alb. Kadri,
Yunanlılardan Alb.
Mazarakis danışman olarak heyete katılmıştır.
İnceleme kurulu ilk toplantısını, 12 Ağustos 1919 da
İstanbul'da
yapmış, daha sonra İzmir, Aydın, Nazilli, Çine, Ödemiş,
Menemen,
Manisa ve Ayvalıkta Türk ve Rumlar dinlenmiştir. (Kurtuluş
Savaşında Türk
Basını, Dr. İ. öztoprak)
Cevat Sökmen Süer,
ödemişteki Yunan kuvvetinin Beydağını aşacağına ihtimal
verilmemesinden, Balyambol cephesi zayıf bırakılmıştı.
Keşif taarruzları ile durumu hisseden düşman, Bal-yambol'daki
bin kişilik kuvvetimize karşı bir piyade, bir süvari,
bir de topçu alayı ile
taarruza geçmiştir" der.
Kurmay Albay Nami Malkoç, "Milis kıtaatı: Adagide (ÜÇYOL)
cepehsinde
Adagide top taburu (418 silâhlı), Balyambolu cephesinde:
Balyambolu bölüğü ve müstakil zeybek müfrezeleri (260)
silâhlı, Adagide
(Üçyol) cephesinde milis süvari bölüğü (197)
silâhlı, Adagide
cephesi müstakil zeybek müfrezesi (167) silâhlı.
Balyambolu cephesi komutanı: Yzb. Manastırlı Rifat Bey, Adagide
cephesi komutanı Kaymakam Galip Bey'dir. (As. Mecmua
sa:48,1937
sh, 109)
10 Haziran 1919 sah günü, 5 taburdan kurulu 5. Arhipelagos
Alayı İzmir'e gelmiş, Yunanlılar bu alayla Aydındaki
kuvvetlerini,
Denizli'yi işgal etmekle görevlendireceklerdir. (Kurtuluş
Savaşı
Günlüğü, Z. Sarınan)
16 Pazartesi 1919
L Kolordu Komutanı General Nieder, İşgal
Kuvvetleri
Komutanlığını, Zafiriu'dan devraldı. (Kurtuluş Savaşı
Günlüğü, Z. Saruhan)
Haziran ayında
Türk ve Yunan kuvvetlerinin sayısal ve teknik
bakımdan durumlarını
bilmeden, olayların ve sonuçlarım değerlendirmede
yanlışlığa götürmemesi için verilmiştir.
Menderes cephesi
1919 Temmuzunun ilk haftasında Demirci Mehmet Efenin
iltihakından sonra teşkilât bakımından birçok değişiklikler
arzetmiştir. ilk defaki teşkilât şöyle olmuştur:
Badamiye'de: Hasan Hüseyin Efe müfrezesi,
Balyonbolu'da: Keleş Mehmet Efe,
Keleş nahiyesinde: Kelâsh Murat ve Musa Beylerle Kara Ahmet
Efe,
Daha kuzeyde,
Bozdağda: Muştan Efe,
Adagide ile Tire
arasında: Gökçen Hüseyin Efe' bulunuyordu. (İstiklâl
Savaşında Garp Cephesi Nasıl Kuruldu, Rahmi Apak, sf.
92) Bu teşkilât 1919
Temmuz ayı ortasında tamamlanmıştır.
6 Ağustos 1919 da yöremiz kurtuluş savaşları için çok önemli
olan Nazilli Kongresinin 1. sinin açılışı yapılmıştır.
Kongreye,
Aydın çevresinde savaşan 10 ilçe 11 bucaktan delegeler
katılmıştır. Katılan
heyetlere Millî Heyetlerdendi. Nazilli Kongresinin tarihinde
değişikliğe sebep: 6 Ağustosta yapılan toplantıda
çoğunluğun sağla nmamasıdır.
Bu kongre: Aydın,
Menteşe, Denizli, Burdur, İsparta, Antalya
livaları ile izmir'in
Ödemiş ve Kuşadası kazalarını ve önemli bucak
merkezlerini içine alıyordu. Balyambolu (Beydağ) bucağından
kongreye katılanlar öğrenilememiştir. 23 Eylül 1919
da yapılan Nazilli
Kongresine (Balyambollu İsmail Hakkı ve Abdullah Efendiler
(Emekli Öğrt. Rifat Yatağanlı'mn babası) katıldıklarını
(Liste No 46,
cilt:7, sh. 2368, Belge No 133) öğreniyoruz."
Beydağ Kuvva-i Milliye Heyetinde bulunanlar:
Avuncular
köyünden Şahbaz (Emekli Öğrt. Rifat Yatağanlı'nın
kayınpederi), Nuri Tabak, İbrahim Pulcu, Ahmet Kiremitçi
(Hafız Çavuş), Tabaklar
Köyünden Haci Hüseyinoğlu Molla Ahmet, Abdullah
Efendi (Emekli Öğrt.
Rifat Yatağanlı'mn babası) Erikli Köyünden İsmail Hakkı,...
Saraç Ali Rıza Öztürk: "Hacı Hüseyin oğlu Molla Ahmet
dayımdır. Yunan Beydağına gelmeden biz öteyüze (Nazil-li-Bozdoğan-Karacasu)
taraflarına kaçtık. Ben çocuktum. Gedik'te
(Beydağının Nazilli
tarafına geçiş yeri) dayım bir kısım kâğıtları yırtıp yaktı.
Sorduğumda, Kuvva-i Milliye Reisi idi o evrakları
yırtıp yakıyor
dediler. Molla Ahmet'in Kuvva'yı Milliyede çalıştığını
orada duydum.) "Geçmiş zaman olduğu için unutuluyor.
Dayım Molla Ahmet'i
Yunanlılar yakalamışlar, o zaman Balyam-bolda yerli Rum ve
Ermeniler varmış. Bunlar zeybeklere silâh temin edermiş.
Ermeni Sava, Rum, Boğuz dayımı Yunanlıların elinden
kurtarmışlardı."
Yeniyurt (Cibre) köyünden Ali Molla (Uysal); (Süleyman Çavuş
(Demir) Beydağ Kuvva-i Milliye Reisi idi. Tahsildarlık
görevi ile
Balyambol'a
gelmiş ve burada yerleşmiş kalmış. Zengindi. Develeri,
fırını, bakkal ve manifatura dükkânları vardı. Kuvva-i
Milli-ye'de Beyköylü
Hacı Ahmet (Emin Kutlu'nun babası), Avuncular-dan
Şahbaz, Halıköyden Zeybek Koca Mustafa cephe kumandanı
durumundaydı. Demirci
Mehmet Efeden emir alırdı."
Alakeçii köyünden Mustafa Dede: Biz Yarengüme'ye kaçtık.
Macır olduk. Kuyucak'ta zeybek Koca Mustafa ile karşılaştım.
Komşu Köyden (Halıköyden) olduğu için tanışıyorduk. Demirci
Mehmet Efe
ile çalıştığını ve Denizliye gideceğini söyledi. Daha
önce Balyambolu
cephesinde kumandanlık yapmıştı. Bizlerden
cephedekiler için
yiyecek toplattığını, kuvvayı milliyenin Balyam-bol
kumandanı deniyordu. Küçük olduğum için bunları anlamı-yordum.
Kaynak kişileri, o günleri yaşamış, görmüş olanlar, ilk
gelen
Yunan askeri, asker elbiseli olandan başka, fistanlı,
pabuçlarının
üstünde top gibi yuvarlak bişeyler vardı. Efzon askerinin de
bulunduğunu, ancak ikinci gelişinde nizami asker geldiğini
söylemişlerdir.
"Cavurun (Yunan) ilk gelişinde tütün çapasındaydık. Tarihini
bilemiyorum. Alakeçili köyüne geldiler. Hayvanlarımızı,
tüfeklerimizi
topladılar. Konu komşuda tavuk kalmadı. Yakaladıkları
tavukları torbalarına dolduruyorlardı. Bizim köyden Küre
(Ada-güre)
köyüne geçtiler. Bizim köye gelen cavur bir bölük kadar vardı.
Biz Yarengümeye kaçtık. Macır olduk. Burada 15-20 gün kaldıktan
sonra Karahisar'a geldik. Burada fazla kalmadık. Köyümüzden
ve Yağcılar köyünden Hüseyin esaretten gelmiş, bizi çağırıyordu.
Yunanlı askerler de evlerinize gelin demişler. Kadı
Hakkı Efendi de
evlerinize gelin diye haber göndermiş, macirhk-tan döndük.
Esaretten donen Hüseyin'in üstünde ingiliz asker elbisesi
vardı. Yunanlı asker "Bu elbiseyi nereden buldun bunu çıkar
diye diretti. "İngilize
esir düştüm bu elbiseyi onlar verdi deyince
bıraktılar.
İlk gelen Yunanlı fistanlı, papuçlarının üstünda yuvarlak
top
gibi toka vardı. Başlarında da bere vardı. Çok edepsizdiler.
Ma-cırlıktan döndüğümüzde nizami asker vardı.
İşgalden önce
Balyambol'da cavur(ecnebi) vardı. Kasap Şakir-lerin Nurinin
fırını (Şimdi Eczane) Acuk cavınnmdı. Acuk cavın
Ermeni cavuri idi.
Kahvecilik yapardı. Görünen işi oydu. Zeybeklere
silâh temin ederdi. Onun sayesinde Yunan cavurunun
hışmından kurtulanlar omuştur. (1)
Çarkbaşında babam (Hacı Ömeroğlu Mehmet Aydoğdu) anlattığına
göre, bunu anamdan da çok dinledim. Yunan cavuru bir
gün ne olmuşsa
babamı, Dolapçı Osmanın babası, Koca Saraç ve
dokuz kişiyi
Çarkbaşında döğmüşler. Osmanın babası dayanamamış ölmüş.
Babamı çivili moraîya ile döğmüşler, her yanını
kan revan içinde
bırakmışlar. Babamı sıcak deriye sarmışlar, neler
ettilerse etmişler 6 ay
yatıp iyileşmiş. Koca Saraç'ın göbeğine kızartılmış
yağ dökülmüş, taş altına bastırılmış, üç gün böylece
bırakıldıktan sonra
gece alıp girmişler.
Bir bölük Yunan askeri Çarkbaşında, yemek için toplanmış.
Yemek
kazanları ocakta bulunduğu sırada, aniden boru çalıp kaçmışlar.
Yemek kazanlarım devirip gitmişler. Bu arada dağdan
silâh sesleri duyulmuş.
(4)
(Çarkbaşı: Beyköy'ün Mahkeme Mahallesinin çarşısı durumunda
idi. Kahveler, bakkal dükkânı,, mescidi, un değirmeni vardı.
Işık Çayının kenarında bu gün mesire yeridir.)
Biz macırlığa gittiğimizde, incir bahçelerimizi cavur icara
vermiş.
Biz Balyambola döndüğümüzde, bahçelerimizin icara
verildiğine dair bize makbuz vermişlerdi. İncir
bahçelerimiz icara verildiği
için bozulmamıştı, korunmuştu. (2)
Şahbazın yerevindeydim. Ermeni bir cavur vardı. -Osman bur-dan
kaç, burayı Yunanlılar basacak dedi. Ben o cavurun yanında
tütün işliyordum.
Kaçtım kurtuldum.
Başka bir gün, Zeybek Zülâmoğlu kaleden, "Hezim gel, bizden
ayrılma, bize katıl" diyor, Hezim- "Efe ben size yaramam"
dediğini
duydum. Cibreli Hezim, zeybek Zülâmoğlunun yanında kızan
idi. Kaçmış, cavura
elçilik yapmaya başlamış. Zülâmoğlu da bunu biliyo ve
gel bize katıl diyo, emme dönse ne olceni bildiği için
dönmedi. Dönmedi emme
sonunda zeybekle onu astı. Biz, Şah-baz'ın
yerinden düşmana ateş ediyorduk. Silâhlarımız adi, çabucak
ısınıyo, soğan fadıp demire sürerek soğutuyoduk. Bazımız
işiyerek
soğutuyodu. Koca Mustafa (Dıkleş), Zülâmoğlu, Çaylıh
Keleş delik Tepeyi cephe
tutmuştu.
Sarayköyüne macır gittik. Burası da düşmana yakındı.
Denizliye gidelim dedik, orada da zeybekler asıp kesmeye
başlamışlar
diye duyduk. Karacalı'ya gittik. Soğanın, göverin (arpacık)
bol olduğu
yer. Orada üç ay kaldık. Laplar (Taze yemiş, İncir) ermişti,
Balyambola döndük.
Cavur incir bahçalarımızı tohura (kiraya)
satmışlar. Dönüşümüzde
cavurdan eziyet görmedik. Bizim ca-vurla
eziyet etti. înek satsak, haber alır, gelip paramızı
elimizden
alıladı. (3)
Yunanlıların ilk gelişlerinde fistanlı ile asker karışıktı.
Çok
eziyet ediyorlardı. İtalyan bölgesinde eziyet olmadığı için
oraya
göç ettik. (6)
Balyambol köylerinde Yunan devriye birlikleri dolaşıyordu.
Asayişi
temin amacı altında köylülerin hareketleri kontrol altındatin
olması yanında, Milne Hattının buradan geçmesinin de rolü.
olduğunu daha önce belirtmiş olmakla beraber; İngiliz Ordusu
Başkumandanı General Corc Milen 3.11.1919 da Yunanlılar ile
Türkler arasındaki hudut
hattını, Harbiye Nazın Cemal Paşa'ya, Millî kıtaların
bu hattın gerisine alınmasını emrediyor. Türk kuvvetlerinin
12 kasıma kadar 3 km. geri çekilmesini istemiştir. Bu
durum Yunan İşgal
kuvvetlerine de bildirilmiştir.
16 Kasım
1919 Türk kuvvetlerinin resmi düzene sokulması ve
kuvvetlendirilmesi için
ilk emir Mustafa Kemal tarafından 23,57,61. Tümen
komutanlarına bu gün verilmiştir. Bu maksat ile Refet Bey
Denizli'ye gelmiş, buradan da Nazilli'ye geçmiştir.
Temsil Kurulu
Aydın cephesini üç bölgeye ayırmıştır. Tümünün
başına Refet Bey'i atamıştır.
Demirci Mehmet Efe, 18 Ekim 1919 da, Savaş Bakanlığına Nazilli'den
çektiği telde: Çok beklemeden düşmana saldıracağını
bildirdi. Göçmenlere dağıtılacakmış gibi 10 bin kaput, 10
bin beylik
gönderilmesini istedi.
21 Kasım 1919 Cuma günü, Ödemiş cephesi için önemli, önemli
olduğu kadar da üzüntülü gündür. Bu gün ünlü Gökçen efe Kaymakçı
cephesinde düşman ile çarpışırken şehit olmuştur. Düşmana
saldırıda toplar da kullandı. Türkler mevzilerini dirayetle
savundular. Çok şiddetli çarpışma oldu. Yunanlıların 6
subayı, 22 assubayı ve
birçok eri Öldü. Biz Kaymakçı cephesinin kahraman, yiğit
lideri Gökçen Efeyi kaybettik. 1989 yılında konuştuğum 120
yaşında olduğunu
söyleyen Sarıkayalı Ayşe Nine: Oğul, efe denince
Çakıcı, Yörük Ali Efe ve Gökçenden gayrisini sayma. Cepheyi
tutan GÖkçen'di o gitti, cephe bitti. Cavır rahat etti.
Meydan çahkakıcılara kaldı. Allah Gökçen Efenin yattığı yeri
nur etsin. Mustafa
Kemal diye bi böyük Paşa başımıza geçti de cavuru
kovaladık, memleketimiz, milletimiz dirlik düzenliğe
kavuştu. Ben başkasını bilmem. Gökçen Efe Çakıcının
akrabasıdır. Yunanın
teyyareleri vardı. Eşek
arısı gibi başımızın üstünde dolaşırdı.
Önceleri korktuk.
Sonra umura almadık." (13)
Gökçen Efe
Kaymakçı cephesi komutanlığı yaptığı sırada hastalanır.
Muharebeyi yatağından yönettiğini öğrenen Yunan kuvetlerinin
kumandanı, makineli tüfek, top ateşini artırır. Hasta
haliyle ateş hattına giren Gökçen Hüseyin Efe, ölü sanılan
yaralı bir Yunan eri tarafından şehit edilir. Gökçen'in
yerine yönetimi Hacı Halil Ağa almıştır.
M.Mü.K. Özalp:
"General Milen'in gösterdiği hattı işgal için,
Yunanlılar ödemiş
mıntıkasında Keleş istikametinde şiddetli
topçu ateşi ile
taarruza başladılar. Kuvva-i Milliye tarafından
mevziler şiddetli müdafaa edilmektedir. Bu taarruzda
Yunanlıların hattı muaayineyi de tecavüz ederek Keleş ve
civar karyelerini işgal
etmeleri muhtemeldir. Dünkü muharebede en meşhur zeybeklerden
Gökçen Efe pek büyük kahramanlık gösterdikten sonra
şehit düştüğü
maateessüf maruzdur. İşbu rapor nezaret ve kolordulara
yazılmıştır." (Belge no:84) Bu rapor da Gökçen Efe'nin 21
Kasımda şehit
olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda Milne
hattının aşıldığını ve
Balyambol'un da bu hattın dışında kaldığını
gösterir.
14 Aralık 1919
pazar günü, İzmir'de seçim yapılmıştır. Yunan işgali altında
olmayan Kuşadası, Ödemiş ile Balyambolu ve Kilâs
bucakları ile işgal
altındaki yerlerden göçenlerin delegeleri oy
kullandılar. (36)
İzmir eski valisi Tahsin Bey, 48 oyla İzmir Mebusluğuna
seçildi.
Yunanlılar İzmirde seçim yapılmasına izin vermeyeceklerini
daha önce
açıklamışlardı. (Meşhur Valiler sh. 518)
Bu bilgiler, bu tarihlerde Balyambolu'nun Yunan işgalinde
olmadığını
gösteriyor.
15.12.1919 tarih, Harbiye-i Umumiye Dairesi Dolap no: 49,
Göz No:9, Dosya No: 92 ekli belge:
"25.11,1919 günü sabahleyin saat 6 da Ödemiş'in Birgi
nahiyesinden
ilerlemek üzere hareket eden Yunan askerleri ile Kuvva-i
Milliye beyninde
Bezdegüme-ve Kaymakçı karyeleri arasında,
müsademe vukua gelerek
akşama kadar devam eylediği ve Yunanlılardan
bir tabur kumandanı ile 6 zabit ve bir küçük zabit
namzedinin mecruh olduğu
ve bunlardan tabur kumandanı ileküçük
zabit Ödemiş'de vefat ederek cenaze merasimi esnasında bütün
Hıristiyanların dükkânlarını kapattıklarını ve Yunanlılara
hizmet ve
rehberlik etmekte olan yerli ahaliden Bardakçı Dimit-ro'nun
da işbu müsademede ağır surette mecruh olarak Ödemiş'e
nakil olunduğu
ve esnayı müsademede Kuwa-i Millîye zanm ile
Yunan topçulan
tarafından açılan ateşten pek çok Yunan askerinin
maktul düştüğü Aydın
Vilâyetinden işar kılınmak olmakla ol-bapta
emr-ü ferman hazreti menlehülemrimdir. (Dahiliye Nazın
Namına, Müsteşar
Keşfî.)Kuvva-i
Milliye ihtiyaçları, Savaş Bakanlığı bütçesinden karşılanması
Cemal Paşa'dan istenmişti. İngiliz Haberalma Teşkilâtı
istanbul kolunun
2 Ocak 1920 Cuma günkü 15 günlük raporunda
İstanbul 3.
Kolorduya ve Ödemiş'e cephane gönderildiğini
bildiriyor. Bu haber Cemal Paşadan istenen cephane olabilir,
(liste
no: 49)
13Aralıkta kurulan Yunan Küçük Asya Ordusu ve
karargahının
İzmir'e nakli ile YuTıan kuv,veti Ege bölgesinde, 2400
subay,
62743 er, 22285 hayvan ile büyük bir güce erişmiştir. Bu da
yeni bir
taarruz hazırlığı demek idi.
Ocak 1920 Düşman Adagide cephesinde uyumadığını gös-
terircesine isabetsiz top atışları yapıyor, Bademya Köyü top
ateşi
altındadır.
Bu cephede
çarpışan Mustafa Yapıcı (Kerimoğlu) "Birimizde
mavzer var. Diğerleri
tek tüfek, çifte. Bu silâhlarla düşmanı oyalı yoruz.
Araziyi bildiğimiz için, kendimizi ateşten koruyabiliyoruz.
Zaman zaman düşmanı
pusuya düşürüp gözlerini korkutup ilerlemelerine
engel oluyoruz. Bize güç veren Badamye'nin kadınları oldu.
Gerimizden ne doğru dürüst cephane, ne yiyecek geliyordu.
Amma Bedemmeli (Bademye)
kadınlar; hadin efeler, su, yiyecek bizden deyip
ateşin altından yanımıza gelmesi, bize onur veriyordu.
Kadınların yaptığı ibret verici davranışı karşısında cepheyi
bırakıp gitmek
erkekliğe sığmazdı. Yağmur kar demedik cepheden
ayrılmadık, ayrılamadık."
■ N
Kerimoğlu Mustafa (Yapıcı): Balyambolu yöresinin kuvvayı
Milliye kumandanı Koca Mustafa idi. Hahköylü Araph Hasan,
Yağcılardan Koca İbrahim cephe kumandanlığı yaptılar.
Cephede çarpışmaya
katılanı azdı. Cepheye insan getirirler ve eskileri değiştirirlerdi.
Birbirleri ile takışmaları da işin tadını kaçınyordu.
22.2.1920 Makam-ı Sadaret-i Uzmaya: Aydın'm Ödemiş cephesinde,
Yunan topçusunun Kuvva-i Milliye tarafından meşgul hattın
gerisinde ve ahali ile meskûn Çaylı ve civan köylerine...
fasılalı bir surette ateş ettiğini nazar-ı ittila-i
efhamillerine arzeylerim. Ol
babta. imza (Feyzi).
3.2.1920 Balyambolu Cephesinde fasılalı topçu ateşi teati
edilmiştir,
îmza, İzmir Şimal Cephesi Kumandanı Miralay Kâzım.
Aydın Valiliğinin İçişleri Bakanlığına 23 Şubat 1920 tarihli
raporu:
Yunanlılar, sakız toplantısından sonra sürekli olarak asker
ve savaş araçları getiriyorlar. Dün de 5 vapur dolusu asker
geldi. İşgal
kuvveti 100.000 i geçti. Dışarıdan gelen Rumlar, yerli
Rumlarla,
birlikte örgütleniyorlar.
28 Şubat 1920 Cumartesi: Yunan Başkomutanlığı Karargâhı İzmir'e
nakledildi. Başkumandan paraskevopulos, Adriyatik gemisiyle
İzmir'e geldi. İşgal ordusu karargâhını dağıtarak komutayı
üzerine aldı.
Bu bilgiler, o
günkü ortamı ve şartları değerlendirmemiz bakımından
önemlidir. Nitekim bu hazırlıklar, taarruz için haberciydi.
3 Mart 1920 çarşamba günü, iki Yunan Tümeni ileri harekâta
geçerek Gölcük ve Bozdağ'ı işgal etti. Burada, San Efe'nin
bir müf-jezesi, Postlu
Muştan Efenin zeybeklerinden ibaret bir kuvvetimiz
vardı. (260 piyade, 60
süvari, 2 makinalı tüfek.)
2 Mart 1920 günü
de Yunanlılar, Kaymakçı istikametini ve
Adagide'nin güney
doğusundaki cepheyi de topçu ateşi ile dövmüşlerdir,
kaymakçı istikametinde fecirle beraber bir saat devam
etmiş olan topçu ateşi,
Kaymakçı'ya yakın bir köyün yanmasına
sebep olmuştur.
Yunanlı işgalciler gün geçtikçe taarruzlarını artmyorlardı.
Hırçınlıkları, edepsizlikleri de artıyordu. Dışarıdan gelen
kuvvetlerini az bulan
ve Türk milletini yakından bilen yerli Rumlardanfaydalanmayı
düşünerek, 12 Mart 1920 Cuma günü, İzmirde bulunan
Yunan Genel Karargâhı, işgal albndaki Rum nüfus için seferberliği
resmen ilân etti. 20-21 yaşlarındaki Rum gençlerinin 28
Mart'a kadar
askere yazılmaları için başvurmaları emredildi.
Başlarında Papazları
olduğu halde İzmir'e gelen ve törenle karargâha
başvuran Rumlardan üç alay kurulacak. Yunan Ordusu bu
uygulamayı resmi olmayan
yollardan yürütüyordu.
Anadoludaki Rumların hepsi gönüllü değil, zorlama ile asker
olmuşlardır. Nitekim, Balyambolu'nun Cibre (Yeniyurt) köyünden,
Mehmet Balcı: "Ben küçüktüm. Pazaryerinde Keçecilerin hanına
bitişikti evimiz. Cavurun Karargahı da Keçecilerin hanıydı.
Babam bahçaya gitti. Bana, şunları şunları Pazaryerindeki
evden al gel dedi. Kendisi Pazaryerine gelmekten korkuyor
olmalıydı.
Gittim evden
alcemi aldım, goycemi goydum evden çıktım. Kapıda
bir gavur askeri yanıma geldi. Benim duyacağım kadar bir
sesle, "eyleşme çabuk git" dedi. Ben afallamıştım,
hem de korkmuştum. "Ben Yunan değilim, Rumum, İzmirliyim.
Duymasınlar, seni de
beni de öldürürler. Ortalık karışacak kaç buradan" dedi. Ben
çocuktum amma demek istediğini anlamış olmalıyım ki dabanı
kal-dırdım(Koştum). Soluk soluğa bahçeye vardım. Babam
halimden
şüpelendî- "Oğlum ne oldu, bu telâşın ne" dedi. Duyduklarımı
anlattım. Bahçamizdeki işimizi aladı aladı (acele)
bitirdik, köyümüz
Cibreye gittik. Mevsim güz'dü. Üzümle olmaya başlamıştı.
Ertesi günü pazaryerini cavurla yakmış. Ben ateşin
alavını (alevini) köyden gördüm."
Balcı emminin anlattıkları, Rumların hepsinin gönüllü asker
olmadıklarını doğrular örneklerdendir.
1.5.1920
Balyambolu cephesinde keşifkolu müsademesi olmuştur.
Bir düşman tayyaresi Ödemiş'ten kalkarak Balyambolu
mevzileri üzerinde bir müddet dolaştıktan sonra geldiği yere
dönmüştür. (Kâzım Özalp) Kaynak kişi Kara Ayşe ninenin
dediklerini doğrulamaktadır.
Ankaraya bağlı resmi güçlerin, milist güçlere hakim olması,
yönetimi
subaylann ele alması ile cephelerdeki direnme gücümüz
artmış, düşmanın
kayıpları çoğalmıştır. Bu Yunan ordusununbaşarısızlığı
olarak değerlendirilmiş, tahrik ve tenkitlere uğramıştır.
Yunan Genel Kurmayı yeni tedbirler almak durumunda
kalmıştır. Bu amaçla: 15 Mayıs 1920 de Yunan askeri
gücü:3.248 subay, 91,063 er, 28.804 hayvan, 3.042 çeşitli
atlı araç ve 937 otomobil
vardı. (Lis. No:49) Mayıs sonuna doğru Yunan kuvvetleri
takviye
almaya başlamıştır. Bir makineli tüfek Bl.gü, Alb- Yorgi
Skandalis emrinde,
Mekadonyadan getirildiği gibi, 5 taburdan kurulu
5. Arhipelagos Alayı İzmir'e gelmiş, 3 Tümen 1. Kolordu Komutanlığına
atanan Gnl Nieder, karargâhı ile birlikte Syria gemisi
ile izmir'e gelmiştir. İzmir'e bir Yunan Piyade
Alayının da geldiği
bildirilmiştir. (Liste No:49)
|