Sitemize Hoşgeldiniz   |   Beydağ Kaymakamlığı   
   Ana Sayfa
   Kaymakamımız
   İlçemiz Hakkında
   İlçemizdeki Kurumlar
   Mahalli İdareler
   Kurum Telefonları
   Protokol Listesi
   Fotoğraf Galerisi
   Vatandaşlık Hakları
   İnsan Hakları
   Tüketici Hakları
   Gerekli Bilgiler
   İletisim
 
 
 
ANKET
Sitemizin Yeni Tasarımını Nasıl Buluyorsunuz?
Çok Güzel (61%)
İdare Eder (29%)
Eskisi Daha İyiydi (8%)


Toplam 705 kişi katıldı.
BİLGİ EDİNME
Online Başvuru
Bilgi Edinme Kanunu
IZMIR
SİTE İSTATİSTİK
Online 2 
 Bugün 180 
 Toplam 71746 
Ip No:38.103.63.60
internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

 
 
 
 

İSTİKLAL SAVAŞINDA BEYDAĞ


Birinci Cihan Harbi, Çanakkale, Kafkas, Mısır, Irak, Galiçya harplerinde Türk'ün çilesi dolmamış olmalı ki "nefsi müdafaa" anlamındaki istiklâl harbi ortaya çıktı. Zayıf düşen bünyelerde, hastalıkların birbirini takip ettiği gibi, Osmanlı İmparatorluğunun zayıf düşmesi ile harpler birbirini kovalamış ve İstiklâl harbine gelinmiştir, Osmanlı İmparatorluğu 30.10.918 de Mondros antlaş­ması ile çökmüş olmasına karşın, Türk ulusu bitmiş değildi.

Türk Ulusunun bitmediğini gören saldırgan devlet liderleri, 22.4.920'de, Türk Ulusunun temsilcisi olarak Osmanlı Imp. yöneti­cilerini kabul ederek, Sevr Andlaşmasmı yapmaya zorlanmıştır. Türk Ulusal Devleti kurulduğu halde, Osmanlı împ.luğu temsilci­lerini masaya oturtmayı başarmışlardır. Buna karşın, Türk Ulu­sunun Millet Meclisi harekete geçip 18.6.1920'deki oturumunda, "Misak-ı Millî" ye sadık kalacağına yemin ederek, Türk toprakla­rının parçalanmasına asla müsaade etmeyeceklerini dünyaya ilân etmiştir.

Mondros ateşkes sözleşmesine dayanarak itilâf devletlerinden, ingilizler, Fransızlar ve İtalyanlar, yurdumuzun çeşitli yerlerine askerlerini göndererek işgale başlamışlardır. Yunanlılara da Trakya ve Batı Anadolu'yu işgale izin verdiler.

15.5.1919'da Yunanh'ların izmir'e ayak basması ile Ege halkı direnme ve savunma tedbirlerine girişti. Bu direnme ve tedbirler dağınık ve yöreseldi. Düzenleme ve birleştirilmesine ihtiyaç var­dı.

Ödemiş halkının, aydınlarının önderliğinde, belediye binasın­da 16.5.1919 da yaptıkları toplantı olumlu sonuçlanmamasına kar­şın, 17.5.1919 toplanmayı hazırlamıştır. Bu toplantıda Avukat Refik Şevket (İnce) tarafından yapılan konuşma Ödemiş Kuvva-i Millîyesinin kurulmasını sağlamıştır.

izmir'in işgalinde Türk askeri birliklerinin silâhlarının ve komu­tanlarının yetkilerinin alınması karşısında, bir kısım asker mem­leketlerine dağılmış, bir kısmı da subaylan ile Tire'ye çekilmişler

oradan da Aydındaki 57. P. Alayına iltihak etmişlerdir. Bu du­rumda meydanı boş bulan Yunan Alayı, komutanları Stavriano-pulos emrinde 20.5.1919 sah günü Torbalı'yı işgal etmişlerdir.

Çaylıh Yanık Halil İbrahim Efe ile Ödemiş'in ileri gelenlerinden Hanayhoğlu Mehmet Emin Ağa, Hakkı Paşaoğlu Fahri Bey, aile­lerini ve paralarını alarak Nazilli'ye gitmek üzere yola çıkıyorlar. Amaçlan, ailelerini Nazilli'de emin bir yere yerleştirmek ve Nazilli ileri gelenleri ile müşterek Kuvva-i Millîye teşkilâtını kurmaktır. 20 Mayıs 1919 (x) günü Ödemiş'den hareket eden kafile, Balyam-bo(Beydağ) üstünden Sinekciler köyüne giderken Taşoluk denen semtte bulunan Yanık Halil İbrahim Efe'nin hasmı, Koca Mustafa (Dıkleş efe, seslerinden anlıyor ve kıpırdama demesi ile ateş baş­lıyor. Nazilli yolcuları burada vuruluyor. Hanımları ve paralan gidecekleri yere götürülüp teslim ediliyor...

(Koca Mustafa (Dıkleş), Yanık Halil İbrahim'in zeybekliğinden ayrılarak efe olmuştur.) Yanık Halil İbrahim Efe, zeybek Araplı Hasan askerde bulunduğu sırada, hanımı dahil, 5 aile efradını Öl­dürmüştür. Cenazeleri Beydağ merkezine getirilmiş. Doktor rapor tuttuktan jandarma da gerekeni yaptıktan sonra cenazeler Hah-köy'e götürülmüştür. Durumu öğrenen Araplı Hasan askerden kaçıp geliyor ve köylüsü Koca Mustafa'nın yanına zeybek giriyor. Taşoluk'da Yanık Halil İbrahimden öcünü almış oluyor.

Osmanlı İmparatorluğunun Bahriye Nazırı, Hamidiye kahra­manı Rauf Bey(Orbay), Mustafa Kemal ile Amasya'da buluşup vatanın kurtarılması için işbirliği yapmak üzere İstanbul'dan 24 Mayıs cumartesi 1919 günü Bandırmaya hareket ediyor. Maiyetin­de: Topçuoğlu Nazmi (Sonraları mebus ve Ticaret Vekili), İzmirli Mansurizade Emin, Yzb. Osman (General Osman Tufan) ve Balkan Harbine gönüllü katılmış Hindli subay Abdurrahman Beyler bulunduğu halde Bandırma'ya çıkışlarından sonra, Çerkez Ethem ve kardeşlerine memleketin kurtarılması için harekete geçilmesi ge­rektiğini söylüyor. Burada arkadaşları ile Akhisar, Gölmarmara, Salihli yolundan Ödemiş'e geliyorlar. Ancak hazırlıkları yeterli bulmuyor. Odemiş'de kalmıyorlar. Ödemiş Jandarma K-umandanı Tahir (Özerk) bey, kafilenin eşyalarını taşımak üzere bir at arabası ve güvenliklerini sağlamak için de bir manga jandarma vermiş ve Balyarnbollu (Beydağ) nahiyesine uğurlamıştır. Buradan da Na­zilliye gidecektir. Takip edilecek yolda, bir hafta önceki eşkıyalık olayı, güvenliğe önem verdirmiştir. Balyambolu'ya geldiklerinde, gidecekleri yolun bilinmemesi için, Çomaklar yolunu sormuşlar fakat Beyköyü'ne gitmişlerdir. Beyköy de Maarif önündeki bir kahvenin önünde oturmuşlar kahve içerken, kendilerini gizlemek için yabancı dille konuşmuşlar. Dönme Abdullah {Emekli Öğret­men Mehmet Ateşin dedesi) dillerini anlamış ve "Paşam benim misafirim olmanız bize şeref verir" demiş. "Benim paşa olduğumu nereden anladın" demiş. Dönmelerin Abdullah "ben sizin konuş­tuğunuz dili biliyorum, ondan anladım" demiş. Böylece bir gece Beyköy'ün Dinlecik Mahallesinde, dönmelerin evinde misafir kal­mışlar ve ertesi gün Beyköy üstünden, bu günkü orman yolunu takip ederek Sinekciler köyüne oradan da Nazilli'ye gitmişlerdir. (Değiştirmezlerse bu yolun adını Kuvva-yı Millîye yolu koyduk. İleriki bir yılda bu yoldan, Nazilli'den Beydağına top çıkarılmış­tır.)

Rauf Orbay, Ödemiş ve Balyambolu'da, Samsun'da bulunan Mustafa Kemal'e güvenilmesini, emirlerine uyulmasını istemiştir.

Albay Şefik Aker, Ödemiş Askerlik Şubesi Başkanının yazısına karşılık deposunda bulunan silâhların köylülere dağıtılmasını emretmiş ve silâhlar köylülere, halka dağıtılmıştır.

17. Kolordu komutan vekili ve 56. Tüm. komutanı Albay Bekir Sami Bey, 27 Mayıs 1919/335'de emir subayı Yzb. Rasim (Aktuğ) Beyi Keleş tarikiyle Ödemiş'e yollamış; Rasim Bey, Ödemiş Kaymakamı Erzurumlu Bekir Sami ve jandarma Bl. komutanı Kozan Zade Tahir Fethi beylerle görüştü ve onlara kumandanının birer mektubunu verdi. Bu mektupla Ödemişde silâhlı mukavemet ya­pılmasını istiyordu.

            27Mayıs 1919'da Aydın'ın Yunanlılar tarafından işgali, çevre­ deki halk üzerinde telâşa yol açtı.

            28Mayıs 1919 Yunanlılar Tire ve Bayındır'ı takviyeli 3 evzontaburu ile işgal ettiler.

29Mayıs 1919 perşembe günü Ödemiş halkı muharebeye hemen hazırdı, ödemiş kaymakamının başkanlığında yapılan top­lantı sonunda: J.Ko. Tahir Fethi Bey Ödemiş Millî Kuvvetler Ku­mandanı olarak (Yiğit Ordusu) belirlenmiş, Ali Orhan İlkurşun'a
göre (13 Yd. S.) B. Galip Yavuz'a göre (17 Yd. S.) kaymakamın
odasında yemin ettikten sonra 11 md.yi içeren karar alınarak Yd. S. silâhlarını kuşanmış olarak Süvari Kışlasının ikinci katında
emre hazır beklemişlerdir. Hacı ilyas istasyonundaki kurulacak cephenin kumandanı olarak Ali Orhan (İlkkurşun) seçilmişti. Ha­zır bulunan Yd. sb. lar: San Gollü Selim, Mahmut, Ahmet Şükrü,
Salih Vecdi, Selim örsel (Kara Selim), Aziz Kurtcebe, Hamdi Aka­lın, Osman Şeref (Duygulu), Aydınlı Ahmet, muallimlerden de Faik Remzi, Tatar Nuri Beylerdi.

İlçe kaymakamı Bekir Sami, itilâf devletlerinin yüksek komi­serliğine çektiği telde "Artık kalem değil, silâh konuşuyor, göre­ceğiniz sonuç çok acı olacaktır." demiştir. İstanbul İçişleri Bakan­lığına da çektiği telgrafda "Kâfi kudret ve kuvvet ve imanımız vardır. Emirlerinizi makina başında bekliyorum" demiş fakat al­dığı cevap "Talimatı validen alınız." İmza timolyon, olmuştur. Ödemiş halkına bildiri dağıtılarak uyarılmıştır.

      30 Mayıs 1919 cuma günü, Ödemiş'teki askeri depoda bulunan(83 B.G. yavuza göre "arızalı 1600'e yakın tüfek, 200 'e yakın sivilmilis güç ile Hacıilyas köyünde mevzilendiler. Ali Orhan'a göre"Askeri silâh debboyundan 240 Alman borulu tüfeği, 100 Osmanlı kasalı mavzeri, 250 martin dağıtıldı. Bu 950 silâha ilâve olarak jandarma debboyundaki 600'den fazla jandarma çavuşu Şuayip tarafından tevzi edildi. Bunlardan başka, Etli imam camiindeki 135. nizamiye Alayının silâhlarını şehit teğmen Ali ve Adliye debboyunda bulunan silâhlan da Ahmet Rifat Kemerdere ahiliye dağıttı. Toplam tahmini olarak 2000 idi.

Hacıilyas sırtlarını tutan Ödemişliler, düzenli Yunan birlikleri karşısında fazla tutunamamış fakat saldırgan düşmana karşı ilk halk direnişini göstermiştir. Çerkez Hasan'ın zeybekleri ile cep­heden çekilmesi, cephenin dağılmasında önemli rol oynamış. Ka-şıkçıoğlu Molla Hüseyin Efe 60 kişilik kuvvetiyle savaşmıştır. Bu direnişte 80 Türk, 7 Yunanlı ölmüştür. Yunan askeri bir gün sonra 1.6.1919 Ödemişe girebilmiştir.

Bu yenilgi Ödemiş ve civar halk üzerinde körü etki yaratmış, Beydağ halkı tedirgin hayat kaygısına düşmüştür. Ödemiş'de bulunan 4000 kadar Rum'un coşkulu gösterisi unutulmamış ve halâ anılmaktadır.

Ödemiş'in işgali üzerine ilçe kaymakamı Erzurumlu Bekir Sa­mi Bey yaya olarak Alaşehir'e gitmiş. "Hükümette yanıma geldi. Bu işin mantıksız olduğunu, o kadar düşman kuvvetine karşı müşkülâtla toplanabilen 120 kişilik bir müfreze ile taarruza kalk­manın hiç de muvafık olmadığı müteessirane anlattı. "(Bir Roman gibi; Bazmi Nüshet Kaygusuz)

"Jandarma Komutanının silâhlandırdığı 120 efe Yunan kuvvet­lerine ağır zayiat verdirdi. "(Ben de Yazdım. Celâl Bayar)

Yunanlılar 29 Mayıs 1919 İzmir Muhafız Taburunu Selânikten İzmir'e getirmiş, 31.6.1919 Makedonyadaki bir makinalı tüfek, bö­lüğünü, Alb. Yorgi Skandalis emrinde İzmir'e getirmiştir. (Selek 1:1-132

Lütfü Arif Kenber'ih verdiği bilgiye göre, Tire'yi işgal eden Yunan kuvveti 300 piyade, 200 süvari, bir makinalı tüfekten iba­rettir.

Ödemiş'de bulunan 57. Tümen'e bağlı 135. Piyade Alayı müta­rekeden önce 57. Tümen ile Çanakkale muharebelerine katılmak üzere Gelibolu'ya gitmiş mütarekeden sonra Ödemiş'e ve oradan da 26.2.1919 da Kolordu emri ile Söke'ye gönderilmiştir. Saldırgan Yunan kuvvetleri karşısında direnecek nizami asker bulunmadığı biliniyordu. (57. Tüm. ve Aydın Millî Odai)

4.6.1919 Nazilli Yunanlılarca işgal edilmiştir. İşgal olaysız gerçekleşmiştir. (T.S. Kuvvetler Tarihi, Şapolyo 1; 53)

6 Haziran 1919 Cuma günü 57. Tümen komutanı Alb. Şefik (Aker)in girişimi ile Yörük Ali Efe ile Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Çi­ne'ye gelerek "Ş. Aker'e "Sen hiç merak etme yarın bismillah deyip çıkacağız. Bundan sonra işimiz Yunanla uğraşmak olacaktır. Bize silâh, cephane, zabit ver" dediler.

Zeki Sarıhan: Demirci Mehmet Efe için "11 Haziran 1919 çar­şamba; Aydında eşkiyalık yapmakta olan Demirci Mehmet Efe, 57. Tümen Komutanı Alb. Şefik'in çağrısını olumlu karşılayarak 200 kişilik kuvvetiyle Aydm Umurludaki Kuvvayı Millîyeye ka­tıldı. Bölgede yaygın bir ünü olan Efe, 20 Temmuzda komşu il ve ilçelere, daha sonra Umum Kuvvayı Millîye komutanı olacaktır" (Şefik II: 162 sh. 328) Efe 11 haziranda Umurlu'ya gelerek Millî Mücadeleye katılmıştır. Efe davet üzerine 80 kızanı ile 20 Tem­muzda dağdan inmiştir. (Sayı:95, sf. 892) Haziran 1919 da 200 ka­dar maiyeti ile cepheye iltihak eden Demirci Mehmet Efe'ye Denizli Hey'eti Mülîyesi tarafından Kuvvayı Millîye Kumandanı unvanı verilmiş ve mıntıkada büyük bir nüfuz ve şöhret kazanmıştır.

15/16 Haziran pazarı pazartesiye bağlayan gece 1919 Yörük Ali Efe kuvvetleri B. Menderes üzerindeki Malkaç köprüsünü havaya uçurdular. (Bu köprü Yunanlılar için önem taşıyordu.) Yunan bir­likleri bu baskında yok oldular. Teçhizat, eşya ve hafif makinalı tüfeklerine el koydular. (As. Mec. 105)

Nami Malkoç: 18.6.1919 "Bu müsademe gecesinde kuvvetleri­miz cephe kurdular. Aydın havalisinde Celâl Bey ve rüfekâsı ve Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe, Bnb. Hacı Şükrü Bey, Ödemiş civarında Edip Bey (sarı efe), İsmail Efe, Muştan Efe, ve arkadaşları ve diğer zevat kuvvetler vücuda getirerek haziran sonuna doğru müsademeye başlamışlardı.

20 Haziran 1919 Cuma günü Yunan işgalinde bulunan Ödemiş, Yunan kuvvetlerinin yerleştirildiği Mektep-i İdadî binasından ay­rılmadıklarından öğrencilerin imtihanları yapılamamıştır. İlgili­lerin bu husustaki müteaddit müracaatlarına da Yunan makamları cevap dahi vermemişlerdir. (İstiklâl Savaşı Günlüğü)

22.6.1919 Yunanlıların Nazilli'den kaçmaları üzerine, Beydağ gönüllülerinin Nazilli'ye gelmeleri artmıştır. Ancak, Ödemişliler düşmana aman vermiyorlardı. Refik Şevket İnce, el altından halkı uyandırıyordu. Kaymakçının, Beydağ birliklerinin hareketini ayarlamak, Kaymakçı'ya fazla önem vermesi yüzünden Beydağ yolu ile gelecek yardımı engel olmuştur. (42,49. sh. 50, 2. yn. 48)

23 Haziran 1919 pazartesi günü yunan kuvvetleri Kiraz (Keleş) bucağını işgal etmişlerdir. (Nider:59) göre Venizelos Yunan İşgal Kuvvetleri komutanına ilerleme emri vermiştir.) Nider'in bu iddi­asını, 24 Haziran 1919 salı günü, Yunanlılar üstün kuvvetlerle Köşk'e saldırmışlar ve Nazilli'ye de girmişlerdir.

Balyambol (Beydağ) halkı,-Nazilli'nin boşalması ile birlikte hatta önceden (Öte yüze) göçe başlamıştır. Köylerde uzun yola gidemiyecekler kalmıştır. Göçün çilesini anlatmakla bitiremezler­di. Eskici çocuğunu taşımaktan halsiz düşmüş, çocuğunu çaya atmış, sonra da gözü kör olmuş "Çocuğunun kahrından, karısının anından gözü kör oldu" diye anlatırlardı.

30 Haziran 1919 Pazartesi günü "Ayrıca Ödemiş ovasından Nazilli kuzeyindeki Beydağ üzerinden Ovacık istikametine bir düşman yürüyüş kolunun ilerlemekte olduğu bildirilmiş.

Demirci Mehmet Efe ilk iş olarak asayişi temin etmek gereğini duymuş ve Nazilli ile Ödemiş arasındaki Beydağ eteklerini koru­ması altına almıştır. Hatta Nazilli-Balyambolu araşma telefon hattı

döşetmiştir. Koca Mustafa'ya (Dıkleş) Beydağ yöresinin komu­tanlığını vermiştir.

20 Temmuz 1919 Pazar günü Demirci Mehmet Efe Ege ilçelerine yazılı emir gönderdi. Emirde: 1310-1314 doğumluların 48 saat içinde şubelerine giderek asker yazılmalarını istemiştir. Emre uy­mayanların, vatanın selâmeti için yargılanmaksızm idam edileceği bildiriliyordu. (Gökbel: 228, Şcpolyo 2: 87)

Yunan işgali sırasında, Türk halkına insanlık dışı yapılan me­zalim için, 21 Temmuz 1919 da bir inceleme komisyonu kurul­muştur. Komisyonda oy hakkı olmamakla beraber Alb. Kadri, Yunanlılardan Alb. Mazarakis danışman olarak heyete katılmış­tır. İnceleme kurulu ilk toplantısını, 12 Ağustos 1919 da İstanbul'da yapmış, daha sonra İzmir, Aydın, Nazilli, Çine, Ödemiş, Mene­men, Manisa ve Ayvalıkta Türk ve Rumlar dinlenmiştir. (Kurtuluş Savaşında Türk Basını, Dr. İ. öztoprak)

Cevat Sökmen Süer, ödemişteki Yunan kuvvetinin Beydağını aşacağına ihtimal verilmemesinden, Balyambol cephesi zayıf bı­rakılmıştı. Keşif taarruzları ile durumu hisseden düşman, Bal-yambol'daki bin kişilik kuvvetimize karşı bir piyade, bir süvari, bir de topçu alayı ile taarruza geçmiştir" der.

Kurmay Albay Nami Malkoç, "Milis kıtaatı: Adagide (ÜÇYOL) cepehsinde Adagide top taburu (418 silâhlı), Balyambolu cephe­sinde: Balyambolu bölüğü ve müstakil zeybek müfrezeleri (260) silâhlı, Adagide (Üçyol) cephesinde milis süvari bölüğü (197) silâhlı, Adagide cephesi müstakil zeybek müfrezesi (167) silâhlı.

Balyambolu cephesi komutanı: Yzb. Manastırlı Rifat Bey, Ada­gide cephesi komutanı Kaymakam Galip Bey'dir. (As. Mecmua sa:48,1937 sh, 109)

10 Haziran 1919 sah günü, 5 taburdan kurulu 5. Arhipelagos Alayı İzmir'e gelmiş, Yunanlılar bu alayla Aydındaki kuvvetlerini, Denizli'yi işgal etmekle görevlendireceklerdir. (Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Z. Sarınan)

16 Pazartesi 1919 L Kolordu Komutanı General Nieder, İşgal Kuvvetleri Komutanlığını, Zafiriu'dan devraldı. (Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Z. Saruhan)

Haziran ayında Türk ve Yunan kuvvetlerinin sayısal ve teknik bakımdan durumlarını bilmeden, olayların ve sonuçlarım değer­lendirmede yanlışlığa götürmemesi için verilmiştir.

Menderes cephesi 1919 Temmuzunun ilk haftasında Demirci Mehmet Efenin iltihakından sonra teşkilât bakımından birçok de­ğişiklikler arzetmiştir. ilk defaki teşkilât şöyle olmuştur:

Badamiye'de: Hasan Hüseyin Efe müfrezesi,

Balyonbolu'da: Keleş Mehmet Efe,

Keleş nahiyesinde: Kelâsh Murat ve Musa Beylerle Kara Ahmet Efe,

Daha kuzeyde, Bozdağda: Muştan Efe,

Adagide ile Tire arasında: Gökçen Hüseyin Efe' bulunuyordu. (İstiklâl Savaşında Garp Cephesi Nasıl Kuruldu, Rahmi Apak, sf. 92) Bu teşkilât 1919 Temmuz ayı ortasında tamamlanmıştır.

6 Ağustos 1919 da yöremiz kurtuluş savaşları için çok önemli olan Nazilli Kongresinin 1. sinin açılışı yapılmıştır. Kongreye, Aydın çevresinde savaşan 10 ilçe 11 bucaktan delegeler katılmış­tır. Katılan heyetlere Millî Heyetlerdendi. Nazilli Kongresinin tari­hinde değişikliğe sebep: 6 Ağustosta yapılan toplantıda çoğunlu­ğun sağla nmamasıdır.

Bu kongre: Aydın, Menteşe, Denizli, Burdur, İsparta, Antalya livaları ile izmir'in Ödemiş ve Kuşadası kazalarını ve önemli bu­cak merkezlerini içine alıyordu. Balyambolu (Beydağ) bucağından kongreye katılanlar öğrenilememiştir. 23 Eylül 1919 da yapılan Nazilli Kongresine (Balyambollu İsmail Hakkı ve Abdullah Efen­diler (Emekli Öğrt. Rifat Yatağanlı'mn babası) katıldıklarını (Liste No 46, cilt:7, sh. 2368, Belge No 133) öğreniyoruz."

 

Beydağ Kuvva-i Milliye Heyetinde bulunanlar: Avuncular köyünden Şahbaz (Emekli Öğrt. Rifat Yatağanlı'nın kayınpederi), Nuri Tabak, İbrahim Pulcu, Ahmet Kiremitçi (Hafız Çavuş), Ta­baklar Köyünden Haci Hüseyinoğlu Molla Ahmet, Abdullah Efendi (Emekli Öğrt. Rifat Yatağanlı'mn babası) Erikli Köyünden İsmail Hakkı,... Saraç Ali Rıza Öztürk: "Hacı Hüseyin oğlu Molla Ahmet dayımdır. Yunan Beydağına gelmeden biz öteyüze (Nazil-li-Bozdoğan-Karacasu) taraflarına kaçtık. Ben çocuktum. Gedik'te (Beydağının Nazilli tarafına geçiş yeri) dayım bir kısım kâğıtları yırtıp yaktı. Sorduğumda, Kuvva-i Milliye Reisi idi o evrakları yırtıp yakıyor dediler. Molla Ahmet'in Kuvva'yı Milliyede çalıştı­ğını orada duydum.) "Geçmiş zaman olduğu için unutuluyor. Dayım Molla Ahmet'i Yunanlılar yakalamışlar, o zaman Balyam-bolda yerli Rum ve Ermeniler varmış. Bunlar zeybeklere silâh te­min edermiş. Ermeni Sava, Rum, Boğuz dayımı Yunanlıların elin­den kurtarmışlardı."

 

Yeniyurt (Cibre) köyünden Ali Molla (Uysal); (Süleyman Çavuş (Demir) Beydağ Kuvva-i Milliye Reisi idi. Tahsildarlık görevi ile Balyambol'a gelmiş ve burada yerleşmiş kalmış. Zengindi. Deve­leri, fırını, bakkal ve manifatura dükkânları vardı. Kuvva-i Milli-ye'de Beyköylü Hacı Ahmet (Emin Kutlu'nun babası), Avuncular-dan Şahbaz, Halıköyden Zeybek Koca Mustafa cephe kumandanı durumundaydı. Demirci Mehmet Efeden emir alırdı."

 

Alakeçii köyünden Mustafa Dede: Biz Yarengüme'ye kaçtık. Macır olduk. Kuyucak'ta zeybek Koca Mustafa ile karşılaştım. Komşu Köyden (Halıköyden) olduğu için tanışıyorduk. Demirci Mehmet Efe ile çalıştığını ve Denizliye gideceğini söyledi. Daha önce Balyambolu cephesinde kumandanlık yapmıştı. Bizlerden cephedekiler için yiyecek toplattığını, kuvvayı milliyenin Balyam-bol kumandanı deniyordu. Küçük olduğum için bunları anlamı-yordum.

 

Kaynak kişileri, o günleri yaşamış, görmüş olanlar, ilk gelen Yunan askeri, asker elbiseli olandan başka, fistanlı, pabuçlarının üstünde top gibi yuvarlak bişeyler vardı. Efzon askerinin de bu­lunduğunu, ancak ikinci gelişinde nizami asker geldiğini söyle­mişlerdir.

 

"Cavurun (Yunan) ilk gelişinde tütün çapasındaydık. Tarihini bilemiyorum. Alakeçili köyüne geldiler. Hayvanlarımızı, tüfekle­rimizi topladılar. Konu komşuda tavuk kalmadı. Yakaladıkları tavukları torbalarına dolduruyorlardı. Bizim köyden Küre (Ada-güre) köyüne geçtiler. Bizim köye gelen cavur bir bölük kadar var­dı. Biz Yarengümeye kaçtık. Macır olduk. Burada 15-20 gün kal­dıktan sonra Karahisar'a geldik. Burada fazla kalmadık. Köyü­müzden ve Yağcılar köyünden Hüseyin esaretten gelmiş, bizi ça­ğırıyordu. Yunanlı askerler de evlerinize gelin demişler. Kadı Hakkı Efendi de evlerinize gelin diye haber göndermiş, macirhk-tan döndük. Esaretten donen Hüseyin'in üstünde ingiliz asker el­bisesi vardı. Yunanlı asker "Bu elbiseyi nereden buldun bunu çıkar diye diretti. "İngilize esir düştüm bu elbiseyi onlar verdi deyince bıraktılar.

 

İlk gelen Yunanlı fistanlı, papuçlarının üstünda yuvarlak top gibi toka vardı. Başlarında da bere vardı. Çok edepsizdiler. Ma-cırlıktan döndüğümüzde nizami asker vardı.

 

İşgalden önce Balyambol'da cavur(ecnebi) vardı. Kasap Şakir-lerin Nurinin fırını (Şimdi Eczane) Acuk cavınnmdı. Acuk cavın Ermeni cavuri idi. Kahvecilik yapardı. Görünen işi oydu. Zeybek­lere silâh temin ederdi. Onun sayesinde Yunan cavurunun hış­mından kurtulanlar omuştur. (1)

 

Çarkbaşında babam (Hacı Ömeroğlu Mehmet Aydoğdu) an­lattığına göre, bunu anamdan da çok dinledim. Yunan cavuru bir gün ne olmuşsa babamı, Dolapçı Osmanın babası, Koca Saraç ve dokuz kişiyi Çarkbaşında döğmüşler. Osmanın babası dayana­mamış ölmüş. Babamı çivili moraîya ile döğmüşler, her yanını kan revan içinde bırakmışlar. Babamı sıcak deriye sarmışlar, neler ettilerse etmişler 6 ay yatıp iyileşmiş. Koca Saraç'ın göbeğine kı­zartılmış yağ dökülmüş, taş altına bastırılmış, üç gün böylece bırakıldıktan sonra gece alıp girmişler.

 

Bir bölük Yunan askeri Çarkbaşında, yemek için toplanmış. Yemek kazanları ocakta bulunduğu sırada, aniden boru çalıp kaç­mışlar. Yemek kazanlarım devirip gitmişler. Bu arada dağdan silâh sesleri duyulmuş. (4)

 

(Çarkbaşı: Beyköy'ün Mahkeme Mahallesinin çarşısı duru­munda idi. Kahveler, bakkal dükkânı,, mescidi, un değirmeni var­dı. Işık Çayının kenarında bu gün mesire yeridir.)

 

Biz macırlığa gittiğimizde, incir bahçelerimizi cavur icara ver­miş. Biz Balyambola döndüğümüzde, bahçelerimizin icara veril­diğine dair bize makbuz vermişlerdi. İncir bahçelerimiz icara ve­rildiği için bozulmamıştı, korunmuştu. (2)

 

Şahbazın yerevindeydim. Ermeni bir cavur vardı. -Osman bur-dan kaç, burayı Yunanlılar basacak dedi. Ben o cavurun yanında tütün işliyordum. Kaçtım kurtuldum.

 

Başka bir gün, Zeybek Zülâmoğlu kaleden, "Hezim gel, bizden ayrılma, bize katıl" diyor, Hezim- "Efe ben size yaramam" dediğini duydum. Cibreli Hezim, zeybek Zülâmoğlunun yanında kızan idi. Kaçmış, cavura elçilik yapmaya başlamış. Zülâmoğlu da bunu biliyo ve gel bize katıl diyo, emme dönse ne olceni bildiği için dönmedi. Dönmedi emme sonunda zeybekle onu astı. Biz, Şah-baz'ın yerinden düşmana ateş ediyorduk. Silâhlarımız adi, çabu­cak ısınıyo, soğan fadıp demire sürerek soğutuyoduk. Bazımız işiyerek soğutuyodu. Koca Mustafa (Dıkleş), Zülâmoğlu, Çaylıh Keleş delik Tepeyi cephe tutmuştu.

 

Sarayköyüne macır gittik. Burası da düşmana yakındı. Deniz­liye gidelim dedik, orada da zeybekler asıp kesmeye başlamışlar diye duyduk. Karacalı'ya gittik. Soğanın, göverin (arpacık) bol ol­duğu yer. Orada üç ay kaldık. Laplar (Taze yemiş, İncir) ermişti, Balyambola döndük. Cavur incir bahçalarımızı tohura (kiraya) satmışlar. Dönüşümüzde cavurdan eziyet görmedik. Bizim ca-vurla eziyet etti. înek satsak, haber alır, gelip paramızı elimizden alıladı. (3)

 

Yunanlıların ilk gelişlerinde fistanlı ile asker karışıktı. Çok eziyet ediyorlardı. İtalyan bölgesinde eziyet olmadığı için oraya göç ettik. (6)

Balyambol köylerinde Yunan devriye birlikleri dolaşıyordu. Asayişi temin amacı altında köylülerin hareketleri kontrol altındatin olması yanında, Milne Hattının buradan geçmesinin de rolü. olduğunu daha önce belirtmiş olmakla beraber; İngiliz Ordusu Başkumandanı General Corc Milen 3.11.1919 da Yunanlılar ile Türkler arasındaki hudut hattını, Harbiye Nazın Cemal Paşa'ya, Millî kıtaların bu hattın gerisine alınmasını emrediyor. Türk kuv­vetlerinin 12 kasıma kadar 3 km. geri çekilmesini istemiştir. Bu durum Yunan İşgal kuvvetlerine de bildirilmiştir.

 

       16 Kasım 1919 Türk kuvvetlerinin resmi düzene sokulması ve kuvvetlendirilmesi için ilk emir Mustafa Kemal tarafından 23,57,61. Tümen komutanlarına bu gün verilmiştir. Bu maksat ile Refet Bey Denizli'ye gelmiş, buradan da Nazilli'ye geçmiştir.

 

Temsil Kurulu Aydın cephesini üç bölgeye ayırmıştır. Tümü­nün başına Refet Bey'i atamıştır.

Demirci Mehmet Efe, 18 Ekim 1919 da, Savaş Bakanlığına Na­zilli'den çektiği telde: Çok beklemeden düşmana saldıracağını bildirdi. Göçmenlere dağıtılacakmış gibi 10 bin kaput, 10 bin bey­lik gönderilmesini istedi.

 

21 Kasım 1919 Cuma günü, Ödemiş cephesi için önemli, önemli olduğu kadar da üzüntülü gündür. Bu gün ünlü Gökçen efe Kay­makçı cephesinde düşman ile çarpışırken şehit olmuştur. Düş­mana saldırıda toplar da kullandı. Türkler mevzilerini dirayetle savundular. Çok şiddetli çarpışma oldu. Yunanlıların 6 subayı, 22 assubayı ve birçok eri Öldü. Biz Kaymakçı cephesinin kahraman, yiğit lideri Gökçen Efeyi kaybettik. 1989 yılında konuştuğum 120 yaşında olduğunu söyleyen Sarıkayalı Ayşe Nine: Oğul, efe de­nince Çakıcı, Yörük Ali Efe ve Gökçenden gayrisini sayma. Cep­heyi tutan GÖkçen'di o gitti, cephe bitti. Cavır rahat etti. Meydan çahkakıcılara kaldı. Allah Gökçen Efenin yattığı yeri nur etsin. Mustafa Kemal diye bi böyük Paşa başımıza geçti de cavuru ko­valadık, memleketimiz, milletimiz dirlik düzenliğe kavuştu. Ben başkasını bilmem. Gökçen Efe Çakıcının akrabasıdır. Yunanın teyyareleri vardı. Eşek arısı gibi başımızın üstünde dolaşırdı. Önceleri korktuk. Sonra umura almadık." (13)

 

Gökçen Efe Kaymakçı cephesi komutanlığı yaptığı sırada hastalanır. Muharebeyi yatağından yönettiğini öğrenen Yunan kuvetlerinin kumandanı, makineli tüfek, top ateşini artırır. Hasta haliyle ateş hattına giren Gökçen Hüseyin Efe, ölü sanılan yaralı bir Yunan eri tarafından şehit edilir. Gökçen'in yerine yönetimi Hacı Halil Ağa almıştır.

M.Mü.K. Özalp: "General Milen'in gösterdiği hattı işgal için, Yunanlılar ödemiş mıntıkasında Keleş istikametinde şiddetli topçu ateşi ile taarruza başladılar. Kuvva-i Milliye tarafından mevziler şiddetli müdafaa edilmektedir. Bu taarruzda Yunanlıla­rın hattı muaayineyi de tecavüz ederek Keleş ve civar karyelerini işgal etmeleri muhtemeldir. Dünkü muharebede en meşhur zey­beklerden Gökçen Efe pek büyük kahramanlık gösterdikten sonra şehit düştüğü maateessüf maruzdur. İşbu rapor nezaret ve kolor­dulara yazılmıştır." (Belge no:84) Bu rapor da Gökçen Efe'nin 21 Kasımda şehit olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda Milne hattının aşıldığını ve Balyambol'un da bu hattın dışında kaldığını gösterir.

14 Aralık 1919 pazar günü, İzmir'de seçim yapılmıştır. Yunan işgali altında olmayan Kuşadası, Ödemiş ile Balyambolu ve Kilâs bucakları ile işgal altındaki yerlerden göçenlerin delegeleri oy kullandılar. (36)

İzmir eski valisi Tahsin Bey, 48 oyla İzmir Mebusluğuna seçildi. Yunanlılar İzmirde seçim yapılmasına izin vermeyeceklerini daha önce açıklamışlardı. (Meşhur Valiler sh. 518)

Bu bilgiler, bu tarihlerde Balyambolu'nun Yunan işgalinde ol­madığını gösteriyor.

15.12.1919 tarih, Harbiye-i Umumiye Dairesi Dolap no: 49, Göz No:9, Dosya No: 92 ekli belge:

 

"25.11,1919 günü sabahleyin saat 6 da Ödemiş'in Birgi nahiye­sinden ilerlemek üzere hareket eden Yunan askerleri ile Kuvva-i Milliye beyninde Bezdegüme-ve Kaymakçı karyeleri arasında, müsademe vukua gelerek akşama kadar devam eylediği ve Yu­nanlılardan bir tabur kumandanı ile 6 zabit ve bir küçük zabit namzedinin mecruh olduğu ve bunlardan tabur kumandanı ileküçük zabit Ödemiş'de vefat ederek cenaze merasimi esnasında bütün Hıristiyanların dükkânlarını kapattıklarını ve Yunanlılara hizmet ve rehberlik etmekte olan yerli ahaliden Bardakçı Dimit-ro'nun da işbu müsademede ağır surette mecruh olarak Ödemiş'e nakil olunduğu ve esnayı müsademede Kuwa-i Millîye zanm ile Yunan topçulan tarafından açılan ateşten pek çok Yunan askerinin maktul düştüğü Aydın Vilâyetinden işar kılınmak olmakla ol-bapta emr-ü ferman hazreti menlehülemrimdir. (Dahiliye Nazın Namına, Müsteşar Keşfî.)Kuvva-i Milliye ihtiyaçları, Savaş Bakanlığı bütçesinden kar­şılanması Cemal Paşa'dan istenmişti. İngiliz Haberalma Teşkilâtı istanbul kolunun 2 Ocak 1920 Cuma günkü 15 günlük raporun­da İstanbul 3. Kolorduya ve Ödemiş'e cephane gönderildiğini bildiriyor. Bu haber Cemal Paşadan istenen cephane olabilir, (liste no: 49)

 

            13Aralıkta kurulan Yunan Küçük Asya Ordusu ve karargahı­nın İzmir'e nakli ile YuTıan kuv,veti Ege bölgesinde, 2400 subay, 62743 er, 22285 hayvan ile büyük bir güce erişmiştir. Bu da yeni bir taarruz hazırlığı demek idi. Ocak 1920 Düşman Adagide cephesinde uyumadığını gös-
terircesine isabetsiz top atışları yapıyor, Bademya Köyü top ateşi
altındadır.

 

Bu cephede çarpışan Mustafa Yapıcı (Kerimoğlu) "Birimizde mavzer var. Diğerleri tek tüfek, çifte. Bu silâhlarla düşmanı oyalı­ yoruz. Araziyi bildiğimiz için, kendimizi ateşten koruyabiliyoruz.


Zaman zaman düşmanı pusuya düşürüp gözlerini korkutup iler­lemelerine engel oluyoruz. Bize güç veren Badamye'nin kadınları oldu. Gerimizden ne doğru dürüst cephane, ne yiyecek geliyordu.


Amma Bedemmeli (Bademye) kadınlar; hadin efeler, su, yiyecek bizden deyip ateşin altından yanımıza gelmesi, bize onur veriyor­du. Kadınların yaptığı ibret verici davranışı karşısında cepheyi bırakıp gitmek erkekliğe sığmazdı. Yağmur kar demedik cephe­den ayrılmadık, ayrılamadık."        N

Kerimoğlu Mustafa (Yapıcı): Balyambolu yöresinin kuvvayı  Milliye kumandanı Koca Mustafa idi. Hahköylü Araph Hasan, Yağcılardan Koca İbrahim cephe kumandanlığı yaptılar. Cephede çarpışmaya katılanı azdı. Cepheye insan getirirler ve eskileri de­ğiştirirlerdi. Birbirleri ile takışmaları da işin tadını kaçınyordu.

 

22.2.1920 Makam-ı Sadaret-i Uzmaya: Aydın'm Ödemiş cephe­sinde, Yunan topçusunun Kuvva-i Milliye tarafından meşgul hat­tın gerisinde ve ahali ile meskûn Çaylı ve civan köylerine... fasılalı bir surette ateş ettiğini nazar-ı ittila-i efhamillerine arzeylerim. Ol babta. imza (Feyzi).

 

3.2.1920 Balyambolu Cephesinde fasılalı topçu ateşi teati edil­miştir, îmza, İzmir Şimal Cephesi Kumandanı Miralay Kâzım.

Aydın Valiliğinin İçişleri Bakanlığına 23 Şubat 1920 tarihli ra­poru:

Yunanlılar, sakız toplantısından sonra sürekli olarak asker ve savaş araçları getiriyorlar. Dün de 5 vapur dolusu asker geldi. İş­gal kuvveti 100.000 i geçti. Dışarıdan gelen Rumlar, yerli Rumlarla, birlikte örgütleniyorlar.

 

28 Şubat 1920 Cumartesi: Yunan Başkomutanlığı Karargâhı İz­mir'e nakledildi. Başkumandan paraskevopulos, Adriyatik gemi­siyle İzmir'e geldi. İşgal ordusu karargâhını dağıtarak komutayı üzerine aldı.

 

Bu bilgiler, o günkü ortamı ve şartları değerlendirmemiz bakı­mından önemlidir. Nitekim bu hazırlıklar, taarruz için haberciydi. 3 Mart 1920 çarşamba günü, iki Yunan Tümeni ileri harekâta ge­çerek Gölcük ve Bozdağ'ı işgal etti. Burada, San Efe'nin bir müf-jezesi, Postlu Muştan Efenin zeybeklerinden ibaret bir kuvvetimiz vardı. (260 piyade, 60 süvari, 2 makinalı tüfek.)

 

2 Mart 1920 günü de Yunanlılar, Kaymakçı istikametini ve Adagide'nin güney doğusundaki cepheyi de topçu ateşi ile döv­müşlerdir, kaymakçı istikametinde fecirle beraber bir saat devam etmiş olan topçu ateşi, Kaymakçı'ya yakın bir köyün yanmasına sebep olmuştur.

Yunanlı işgalciler gün geçtikçe taarruzlarını artmyorlardı. Hırçınlıkları, edepsizlikleri de artıyordu. Dışarıdan gelen kuvvet­lerini az bulan ve Türk milletini yakından bilen yerli Rumlardanfaydalanmayı düşünerek, 12 Mart 1920 Cuma günü, İzmirde bu­lunan Yunan Genel Karargâhı, işgal albndaki Rum nüfus için se­ferberliği resmen ilân etti. 20-21 yaşlarındaki Rum gençlerinin 28 Mart'a kadar askere yazılmaları için başvurmaları emredildi. Başlarında Papazları olduğu halde İzmir'e gelen ve törenle ka­rargâha başvuran Rumlardan üç alay kurulacak. Yunan Ordusu bu uygulamayı resmi olmayan yollardan yürütüyordu.

 

Anadoludaki Rumların hepsi gönüllü değil, zorlama ile asker olmuşlardır. Nitekim, Balyambolu'nun Cibre (Yeniyurt) köyün­den, Mehmet Balcı: "Ben küçüktüm. Pazaryerinde Keçecilerin ha­nına bitişikti evimiz. Cavurun Karargahı da Keçecilerin hanıydı. Babam bahçaya gitti. Bana, şunları şunları Pazaryerindeki evden al gel dedi. Kendisi Pazaryerine gelmekten korkuyor olmalıydı. Gittim evden alcemi aldım, goycemi goydum evden çıktım. Kapı­da bir gavur askeri yanıma geldi. Benim duyacağım kadar bir sesle, "eyleşme çabuk git" dedi. Ben afallamıştım, hem de korkmuştum. "Ben Yunan değilim, Rumum, İzmirliyim. Duymasınlar, seni de beni de öldürürler. Ortalık karışacak kaç buradan" dedi. Ben ço­cuktum amma demek istediğini anlamış olmalıyım ki dabanı kal-dırdım(Koştum). Soluk soluğa bahçeye vardım. Babam halimden şüpelendî- "Oğlum ne oldu, bu telâşın ne" dedi. Duyduklarımı anlattım. Bahçamizdeki işimizi aladı aladı (acele) bitirdik, köyü­müz Cibreye gittik. Mevsim güz'dü. Üzümle olmaya başlamıştı. Ertesi günü pazaryerini cavurla yakmış. Ben ateşin alavını (alevi­ni) köyden gördüm."

 

Balcı emminin anlattıkları, Rumların hepsinin gönüllü asker olmadıklarını doğrular örneklerdendir.

1.5.1920 Balyambolu cephesinde keşifkolu müsademesi ol­muştur. Bir düşman tayyaresi Ödemiş'ten kalkarak Balyambolu mevzileri üzerinde bir müddet dolaştıktan sonra geldiği yere dönmüştür. (Kâzım Özalp) Kaynak kişi Kara Ayşe ninenin de­diklerini doğrulamaktadır.

 

Ankaraya bağlı resmi güçlerin, milist güçlere hakim olması, yönetimi subaylann ele alması ile cephelerdeki direnme gücümüz artmış, düşmanın kayıpları çoğalmıştır. Bu Yunan ordusununbaşarısızlığı olarak değerlendirilmiş, tahrik ve tenkitlere uğra­mıştır. Yunan Genel Kurmayı yeni tedbirler almak durumunda kalmıştır. Bu amaçla: 15 Mayıs 1920 de Yunan askeri gücü:3.248 subay, 91,063 er, 28.804 hayvan, 3.042 çeşitli atlı araç ve 937 oto­mobil vardı. (Lis. No:49) Mayıs sonuna doğru Yunan kuvvetleri takviye almaya başlamıştır. Bir makineli tüfek Bl.gü, Alb- Yorgi Skandalis emrinde, Mekadonyadan getirildiği gibi, 5 taburdan ku­rulu 5. Arhipelagos Alayı İzmir'e gelmiş, 3 Tümen 1. Kolordu Ko­mutanlığına atanan Gnl Nieder, karargâhı ile birlikte Syria gemisi ile izmir'e gelmiştir. İzmir'e bir Yunan Piyade Alayının da geldiği bildirilmiştir. (Liste No:49)