Sitemize Hoşgeldiniz   |   Beydağ Kaymakamlığı   
   Ana Sayfa
   Kaymakamımız
   İlçemiz Hakkında
   İlçemizdeki Kurumlar
   Mahalli İdareler
   Kurum Telefonları
   Protokol Listesi
   Fotoğraf Galerisi
   Vatandaşlık Hakları
   İnsan Hakları
   Tüketici Hakları
   Gerekli Bilgiler
   İletisim
 
 
 
ANKET
Sitemizin Yeni Tasarımını Nasıl Buluyorsunuz?
Çok Güzel (61%)
İdare Eder (29%)
Eskisi Daha İyiydi (8%)


Toplam 705 kişi katıldı.
BİLGİ EDİNME
Online Başvuru
Bilgi Edinme Kanunu
IZMIR
SİTE İSTATİSTİK
Online 1 
 Bugün 187 
 Toplam 71753 
Ip No:38.103.63.60
internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

 
 
 
 

GÜNDELİK HAYAT


1- Takvim ve Zaman Ölçüleri:

a- Zaman ve ölçüleri: Gün doğmadan, şafakla, gün ağarmadan, sabah, kuşluk, kocakuşluk, öğle, ikindi, günün batmasına bir mi­nare boyu kala, (Çingenenin karı boşadığı zaman), bu zamana dar zaman da denir. Akşam, yatsı.

Günler: Gireyi (Pazar), Gireytesi (Pazartesi), Gocubazar, Tiri Pazarı, (Salı), Keleş bazarı (Çarşamba), Bellembol bazarı (Perşem­be), Kaymakçı bazarı (Cuma), Ödemiş bazarı (Cumartesi).m

b- Yıl ve kısımları:

İş durumuna göre: Tohum ekiminde (Arpa, buğday ekimi) Ekim ayı. Zeytin silkimi, kestane silkimi) Ekim, Kasım. Tütün di­kimi, mart, tütün çapası, nisan, orak biçimi (arpa biçimi) Mayıs-Haziran. Üzüme alaca düştüğünde, ağustos

Pekmez yapımında, Eylül, incir kurutumunda.

Leyleklerin gelmesi, Mart ayı.

Meşeler güvermişti. Mayıs sonu.

Gece ile gündüzün bir olduğu gün, Nevruz, 21 Mart.

Hıdırellez 6 Mayıs

Eyyambohur, 6 Ağustos bir hafta.

Coraz Gecesi, 17,18,19 Ocak geceleri. (Gelenek ve belirli gün­lerde Kış ayları (Erbain) 40 gün ve Hamsin 5ü) gün olmak üzere 90 gündür.

Cemreler 50 gün içindedir. "Hamsin her aylardan kemsin" kö­tüsün anlamındadır. "Kazma kürek yaktırır" tedbirsizler için zor günlerdir. "Mart içeri Çingen dışarı" "Mart mart atar, pire kıç atar".

Mevsimlerin nasıl geçeceğini Önceden anlama belirtileri:

Kavak yaprağını etekten dökmeye başlarsa, kış kuvvetli olacak ve kış erken gelecektir. Ayva, ahlat bol olursa yine kış çok soğuk yaz sıcak olacak demektir. (Meteoroloji ile ilgili bilgiler I. Bölümde verilmiştir.)

"Ülkerler 7 kız kardeşmişler, güvercin şeklinde gezerlermiş. Avcının biri bunları görüp ateş etmiş, onlar da uçup gitmişler, yıldız olmuşlar. Ülker yıldızının yedi olması bundanmış. 21 Ma­yıs da dünyaya gelirler, bu gelişlerinin süratinden, rüzgar ve so­ğuk olurmuş. Erken açmış bitkilere zarar vererek insanlardan öç alırlarmış." İpek böceği tutmuş olanlar, Ülker vurmasın, dokun­masın diye evlerinin kapılarına, pencerelerine yılanbıçağı (Yılan­yastığı, arum nickelii Miller, Arum maculatum, Çitlenbik (Yöre­mizde Çıtlık denir.) Celtis australis L.) dallan asılır.

2- Bayramlar:

Dini bayramlar önemini yitirmedi. Dini vecibeler, çocukluk değişmedikçe bayramlar, değişik eğlencelerle devam edecek.

Erkekler camiden gelinceye kadar, sabahı zor eden çocukların giyinip hazırlanmaları bitirilir. Analar kızlar da bayramlıklarını giymiş olurlar. Anaların her zamankinden fazla işi vardır. Herkes kendisinin daha Önce hazırlanmasını istemesi gürültüye sebep olur. Ananın giyinmesi ile telâş biter. Babanın camiden gelmesi beklenir. Babanın camiden gelmesi ile bayramlaşma başlar. Bü­yüklerin elleri sıra ile öpülür, bayram harçlıktan, hediyeler alınır. Bayram yemeğine oturulur. Yemekten sonra baba kahveye, ço­cuklar yakındaki büyüklere gider. Anne, baba, nine, dede, kayna­na, kaymbaba akşam birlikte ziyaret edilir. Çocuklar gündüzden gitseler de akşam gidenlere katılırlar.

Oğlan tarafı, oğullarının yavuklusuna (nişanlısına) bayramlık hediyeler gönderir. Kız tarafı da oğlana bayramlık mendil, kıravat, çorap, süeter gibi hediyeler gönderir. Kız tarafı olsun, oğlan tarafı olsun, maddi durumlarına göre hediyenin cinsi, adedi değişir.

Oğlan tarafı, kurban bayramında, kız tarafına süslenmiş kur­banlık koç gönderir.

Kurban bayramı sabahı, kurban kesilip yendikten sonra çocuk­lar ziyaretlere başlar. Kurbanın sağ böbreği, kurban sahibine ye-dirilir. Kurban kavurması, pilâv, tatlı (sütlaç, baklava vs.) yendik­ten sonra bayra mi aşılır.

Çocuklar ziyaretlere gittikten sonra, kurbanın parçalanması yapılır. Bilinen fakirlere gönderilir. Gelenlere verilmek üzere de parçalar hazırlanır. Bu gün demirciler özellikle açık olur. Kelle, ayaklar, demirciye götürülür. Demirci kızgın demir ile kelle ve ayaklan dağlar, ütüler. Yüzülmez. Böylece pişirilir.

Kurban eti yedikten sonra uyumak iyi değildir derler. Fazla yemeden veya mide üşütmesinden hazımsızlık olursa (Yakı) ol­muş derler kekiksuyu, filizkin, nane suyu içirirler.

Et yemeği çeşidimiz azdır. Haşlama, güveç, kumbar dolması, sura dolması, (kıyma, köfte evlerde yenidir.) külbastı, kavurma, kuyruk eritilir, kuyruk eridikten sonra kalan kışıma "Kak" denir bu ayrı kapta saklanır, bununla yumurta pişirilir. Kuyruk yağı ile bulgur pilâvı çok güzel olur.

Bayramın birinci gününe, bayram namazı denir. İkinci gün gencerdir. Dördüncü günü kızlar genceridir. Beydağ'ın Kızlar Genceri-Adagüme (Konaklı) nin Davut Dede Genceri, Badelye (Bademli)nin Eselli Genceri meşhurdur.

            Gencerler:

Bayramın ikinci günü Pazaryeri (İlçe merkezi) Genceridir. Bu­gün çarşıda dükkânlar açıktır. Gencer yeri çok yer değiştirdi. Müsait geniş alan nerde varsa orada kuruldu. Yönetimin ilgi ve önem vermesi ile şenlikli olur. Gencer alanında dolaplar kurulur, oyuncak, çerez, simit, köfteci, ciğerci, bisiklet bindiriciler gibi sey­yar esnaf gelir. Dönme dolaplar kurulur, dönen atlar, uçaklar velhasıl çocukların gençlerin ilgisini çekecek her şey bulunur. Çok sevilen gencer macunu, elma şekeri, keten helvacı mevsim yaz ise dondurmacı, şerbetçiler gelir. Gencer yaz ayına rastlamış ise her yerde olmayan karcı, karhelvası, şerbeti yenmeden olmaz.

Beydağ'ın tepesinde karlık denen yerde kar kuyularına kıştan karbasılır, yazın keçeler ve çuvalların içine konarak pazarlara gö­türülüp satılır. Mevlüdü olanlar, karcılara sipariş vermek suretiyle karlı mevlüt şerbeti de yaparlar.

Gencer günü için, bazı becerikli yöneticiler, ödemişten çalgı getirtmiş, gençlerin oynayıp eğlenmesini temin etmiştir.

Gencerler, gençlerin kendilerini göstermek için, oynayıp eğlen­meleri için geçmişten devamedegelen gelenektir.

3- Gün: Beyköy Genceridir. Çevre köylüler, satıcılar oraya sa­bahın erken saatlerinde taşınmaya başlarlar. Bazı satıcılar yer tu­tabilmek için akşamdan gider.

1934-1935 yıllarında Hüdaverdi muhtar idi. Vali Kâzım Dirik'in takdirini kazanmıştı. Gencer günleri yağlı pehlivan güreşleri yaptırmış, köye gelir de temin etmişti. O yılların namlı pehlivan­ları getirilmiş, çevre ilçe ve nahiyelerden geniş ilgi görmüştü.

4. Gün: Kızlar Genceridir. Bu gencer yalnız BeykÖyde kurulur. Okulun üstünden K. Menderes ovasına bakar gibi duran asırdide Koca kavak (Çınar) belki beşyüz yıldır gördüğü gencerlerdeki gençlerin heyecanı ile yaşar gibidir. Oğuzlar Ege'ye gelişlerinde, sulak, yüksek yerleri seçmiş olmalılar. Kondukları yere de bir çınar dikmeyi âdet edinmişler. Onların çadırlarına kazık olarak diktik­leri çınardan kazıklar da boy atmış, abideleşmiş, Oğuzlar burada oturdu der gibidir. Beydağ kalesini almak için harpte şehit dü­şenlerin mezarları kalmadı, bu mezarlığa yakın, çadır kazığı bü­yümüş, çökmüş, köylülerin oraya nur indi, iniyor demeleri üzeri­ne bu sonuca vardım.

Gencer geleneği bizde bir hayli eski. Taassubun güçlü olduğu yıllarda başlayan bir gelenektir. Kırkağac'ın Çam Şenliği, gibi kız ve erkeklerin birbirlerini görebilmesi, beğenilmesi, kendilerini

gösterebilmesi olanağının yaratılmasından doğmuş olmalıdır. Bu gelenekten doğma bir de atasözümüz var. "Gencerde kız, baharda at beğenen aldanır." Buraya kızlar ve oğlanlar beğenme ve beğe­nilmeye gelmektedir.

1984 yılında vefat eden 1311 doğumlu babam Mustafa Yapıcı, "Gençliğimde gencere gelirken, mavi çuhadan yelek, kısadon, yozdaraklı mintan, mavi, lâcivert çuhadan yelek, başımda yeni yapılmış iyneoyalı yazma, belimde ince zarif dokunmuş kırmızı kuşak, üstünde silâhlık, gümüş işlemeli ağızlık, tütün ve saat ke­sesi işleme uçları dışarı sallanır, güzel saplı kamada sokulu, küçük bir barut kabağı da belinde sallanır, omuzda dolma tüfek, bazıla­rımızda kabzası süslü tabanca vardı. Koca kavağın altında gurup gurup otururduk. Davullar çalar, gençler oynardı. Koca kavağın dalma kurulan salıncağa kızlar, yeni evli ve nişanlı kızlar binerdi. Salıncağa binen kızın kim olduğunu giysisinden öğrenir, kızı be­ğenen delikanlı havaya bir el tabanca veya tüfek atar, bir müddet sonra aynı kız için başka delikanlılar da ateş ederse, bu kızı birkaç kişinin beğendiği anlamına gelir, işte kız o zaman tam uçardı. Koltuklarına karpuz sığmaz, etekleri zil çalardı. Bu arada, kızı be­ğenip silâh atan oğlan, bu sefer arkadaşları ile birlikte ateş ederler. Bu atış delikanlının isteğinin tastiki anlamını taşırdı. Kavga gü­rültü edildiği de olurdu. Bu yüzden iki köy delikanlıları arasında dargınlık olursa da köy ileri gelenleri aralarını bulurdu/' diye an­latırdı...

Salıncaktaki kız nişanlı ise, çok yükseklere kadar sallanır, kor­kunca ayaklarım sallar, nişanlısı salıncağı sallayanlara lokum, halva ısmarlar veya para vererek salıncağın yavaşlamasını sağlar. (Öğretmen Safinaz Hanım da salıncağa binmiş, salıncağı yavaş-latamamışlar, mezarlığa uçmuş fakat birşey oImamıştı.)Gencer kurulan yerin doğu ve güneyi büyük mezarlıktır. Güney de kavağa yakın yerde Emir Bey türbesi vardır. (Define arayıcıları türbeyi harabe etmişler).

Kızlar gencerine çalgı getirilir, gençler çalar oynarlar. Güreş

tutarlar. Yer içerler. Bu gün cilveleşmelere, şakalaşmalara göz yumulur.

(Salıncağa binenleri otobüs, vapur tutmaz, safra kesesi taşın­dan rahatsız olan kimselerin şifa bulduğu söylenir.)

3- Diğer tören ve eğlenceler:

Dini bayram günlerinin dışında önem verilen günler;

Coraz Gecesi (Cachh Geceler): Zemheri ayının 25-30 u arası, 17, 18, 19 Ocak günleri yılın en soğuk günleri sayılır. Bu soğuk günlerin geceleri "CORAZ GECESİ" dir. Bu günlerde evlerde bul­gur aşı yapılmaz, yapılırsa o yıl evde çok karınca olurmuş. Bamya yemeği yapılmaz, yapılırca o yıl evde sümüklü böcek (Salyangoz) gezermiş. Su kaplarının ağızları kapatılmaz. Kadınlar, kızlar saç­larını taramadan yatağa girmezler, yoksa Coraz kansı (cadı) bü­yük tarağı ile gelir, başı açıta açıta saçlarını tararmış. Coraz Karısı, çirkin, korkunç görünüşlü, elinde büyük tarağı ile evlerin bacala­rından evlere girermiş. Saçı başı karışık, seyrek dişli ihtiyar ka-dınmış.

Coraz gecesinde özellikle kabak tatlıları, kabak yemekleri ya­pılır. Bu günler kabak yendiği takdirde, o yıl boğaz ağrısı görül-mezmiş. Bu geceler. Kabak aşı, kabak kavurması, kabak kaygana­sı, fırında kabak, yoğurtlu fırında kabak tatlısı. Kabak hoşafı, ka­bak kızartması gibi yemekler her öğünde yenmeye çalışılır. Dan (Mısır) unundan helva karılır.

Hıdırellez: (Hizırilyas) Hızır günlerini başlangıcı 6 Mayıs ola­rak bilinir ve 196 gün sürer. Bu bereketli günleri eğlencelerle kar­şılanır.

Sabahleyin erkenden, gün doğmadan kalkılır. Renk renk çiçek­ler toplanır, başlara, yakalara takılır. Vazolar çiçekle doldurulur. Hıdırellez sofrasında süt, yumurta, bal, peynir bulunur. Börek, katmer yapılır. Yeşillikli mesire yerlerine gidilir. Yemekler yenir, ağaçlara salıncaklar kurulur. Kimi sallanır, kimi ip atlar, top oyna­nır. Genç erkekler içki içerler. Çalıp oynanır. O günü hoşça geçi­rirler. Kıştan çıkışın sevincini yaşarlar.

Yüzlerinde çil olanlar, çillerini yok etmek için, Hıdırellez saba­hı, gölgede pişen mercimek suyu ile yıkarlar. Denenmiş ve faydası görülmüş...

 

Kadınların yaptığı el işleri:

                Oyalar:

Beydağ kadınlarının birlikte boş kaldıkları günler çok azdır. Arazinin dar, tarım ürünlerinin çeşitliliği, birlikte dinlenme za­manlarını azaltır. Aralık, Ocak, Şubat ayının ortasına kadar olan zamanda birlikte olabilirler. Bu günlerde ev işlerinden vakit bul­dukça mekik, iğne, tığ, şiş eksik olmaz. Oturmaya (Gezmeye) git­tikleri yerlerde ellerinde işleri vardır. Hem konuşur, hem oyaları­nı yaparlar. Oya örneklerini birbirlerinden saklarlar. Kendisinde olan motiften başkasında olmasını istemezler.

Oya veya diğer işlerine başlarken uluk (Tembel, tabanı ağır) kimselerin görmesini istemezler. Gelirse, çık dışarı yeniden gel derler ve ondan önce eli çabuk birini içeri alırlar. Eğer ilk işe baş­larken tembel kimse gelir görürse, elindeki iş sürüncemede kalır, bitiremezmiş...

Eskiden iğne oyası, tığ oyası, boncuk, pul oyası, gergef işleri yünden çorap, eldiven, ceket Örülürdü. Sonraları mekik oyası, ka-naviçe, kasnakta hesap işleri, hazır yünden süeter örme işleri ya­pılmaya başladı. Boncuk ve pul oyalarını dağ kadınları yapmak­tadır. Yün bükmek, kırman çevirmek dağ köylerinin kadınlarına kaldı. Hem hayvan otlatır hem kirman çevirirler.

El işlerinde kullanılan araçlar: Kirman, gergef, kasnak, tığ, şiş, iğne, yassı iğne, mekik, mil, ıstar, çengelli iğne.

İplikler: İpek iplik (kendileri çeker ve boyarlar) hazır boyalı ipek, pamuk, renkli yumaklar, keten iplik, sim (Gılbıdan), tel, yün, kendir, keten, kıl, kendi eğirdikleri yün, boncuk, pul, sutaşı, sim kordon.

Kumaşlar: Çember, krep, tülbent, yollu ipek (Bürümcük) pem­bezar, patiska(Hümayın), yoz bez, İbrişim dokuma, havlu, çarşaf (Çiğ dokuma, hambez, düz incebez, düzince ipek), mendil (yağlık), kendir, yün, kıl dokumalar, kadife.

Yapılan işlerin çeşit ve adları:

Peşkir, çevre, başörtüsü, mendil (yağlık), para kesesi, saat kesesi, tütün kesesi, (Kav, çakmak konacak büyüklükte), çember, ye­meni, uçkur(eskiden) alın çclgisi veya tuğrelik, peçe, ocaklık per­desi, çarşaf, bohça, yastık kılıfı, baş terliği, beşik örtüsü, kısa don, pencere perdesi, gömlek, kilot, dikolta, köşe yastığı, ayna örtüsü, pano (Duvar süsü), hırka, sedir örtüsü, masa örtüsü, döşeklik (ya­taklık) örtüsü, mangal altı, beşik örtüsü, örme, musaflık (Kuran muhafazası).

Dağ köylerinin kadın ve kızları daha bağırgan, frapan renkleri kullanırlar.

Yöremizde Renkler:

Renk bilen, ipek boyayanlar ayrı kişelerdir. Örneğin verilen her renk bulunur. Okka yok, dirhem yok, mıskal yok, el ayarı göz ka­rarı bulunan renkler insanda hayranlık bırakır. Renk ve ses yetenek işi. Renklerin isimleri de yöreye göre değişiyor. Bitki, çiçek, meyve v. s. isimlendirmede kullanılıyor.

Gül kırmızısı, kırmızı, Narçiçeği, bayrak alı, vişne çürüğü, bordo, fes rengi, nar kırmızısı, kiremit kırmızısı, şarabi, yavru ağ­zı, kan kırmızısı, şeftali bahan, çingene pembesi, pembe, şeker pembe, gül pembe, turuncu, gurub rengi, alev rengi, kor kırmızı, portakal rengi, san, hayıt sarı, safran sarısı, yumurta şansı, bebek bokusarı, kanarya şansı, ayva sarısı, yaprak sarısı, limon sarısı, çiğ sarı, kavun içi. Çuha yeşili, yeşil, çimen yeşili, fıstık yeşili(Fıstıkı), türbe yeşili, zeytin yaprağı yeşili, yağ yeşili, Ördekbaşı yeşil, kurbağa boku yeşil, acı yeşil, nil yeşili, filizi yeşil, nefti, koyu ye­şil, haki, ceviz yeşili, mavi, gök mavi, petrol mavisi, gece mavisi, açık mavi, sümbül mavisi, limon küfü, mor, patlıcan moru, lâcivert, menekşe moru, patlıcan moru, pekmez kefi, sıçan tüyü, gri, füme, vapurdumanı, gümüşi, kahverengi, bej, deve tüyü, kakao rengi (Çikolata), krem, sütlü kahve, kestane rengi, kula(fındıkı), fındık kabuğu, muşmula, ayva çürüğü, vizon, siklamen, altın sarısı, buğday rengi, elmasiye, kül rengi, kor rengi, kayısı rengi... siklamen rengi, kemik beyazı.

Kadınlann yaptıkları işlerin admı koyarken, sosyal olaylar, doğal olaylar, geometrik örgüler, işlenmiştir. Kullanılan teknikle­re göre adlandırmak mümkündür.

Kullanılan motifler içinde, Orta Asya'dan geldiği söylenen teç-timani motifine rastladım. Nesilden nesile devreden motifler ol­duğu gibi, güncel, gelişen teknik ve sosyal olaylar da etkilemiş yörem kadınını. Kore kilidi, tren yolu, Zeki Müren Dişi, aşık yo­lunu şaşırdı, Fuar gülü, elti eltiye küstü, kaynana sillesi, işkembe, zengin göbeği, cennet süpürgesi, apartman örnek , gizli ıraspı (Orospu), kaynanadili, cilveli, sevgiliye mektup, Kıbrıs çiçeği, üzüm, çilek, armut, domates, biber, bamya çiçeği, enginar, nar çi­çeği, Payam(Badem), Kompir çiçeği (Patates), Fasille çiçeği, kabak çiçeği, tirfil, efengi çiçeği, duvar sarmaşığı, teşbih çiçeği (Ayı fın­dığı)/ gargeç pulu (Karaağaç), ceviz sülüğü, kelçiçek (papatya), karpuz çekirdeği, çimdirik, pıppır, yasemin, mor menekşe, zel-lengadeh(Nergiz); padişahyanağı, aslan pençesi, köpek dişi, şim­şir oya, kopuk oya, sarhoşbacağı, yarımay, küpe, hercai menekşe dut üzümü, sinekkanadı, tütünçiçeği, dağ karanfili, pampır çarkı, elmas küpe, yıldız, hanım göbeği, Gavak yaprağı (Çınar), süm­bül.

Evde uğurlu, uğursuz sayılan kısımlar:

Kapı eşiğine oturmak, evin nasibini kesmek kabul edilir. Otu­ran için de iftiraya uğrar denir. Kapı eşiğine basarak geçmek de iyi sayılmaz.

Gece tırnak kesmek uğursuzluk sayılır.

Gece ıslık çaldırmazlar. Şeytanları başına çağırdığı kabul edi­lir. Küçüklüğümüzde, tenha yerlerden geçerken korkudan inanı­şın aksine ıslık çalardık. Bu bize adeta güven verirdi. Islığı duyan kaçar diye düşünürdük.

Merdiven altından geçmek uğursuzluk getirir denir.

Gece aynaya bakılmaz. Bakanın ömrü kısalırmış.

Gece sandık açılmaz. Çeyiz sandığı. Kızın nasibi gece kalır­mış.

Cuma vaktinde, selâdan.itibaren iş işlenmez (Tutulmaz).

Elbise üzerinde iken, kopan düğme dikilmez. İftiraya uğrarmış. Ya çıkarır dikilir ya da elbise çıkarılmadan, elbisenin sahibi ağzına bir çöp, iplik alır.

Makasın ağzı açık bırakılmaz. Dedikodu olurmuş.

Banyoda şarkı söylenmez, uğursuzluk getirir.

Küçük çocukların üstünden atlanılmaz. Çocuğun boyu kısa kalırmış. Küçük çocukların üstünden atlamak tehlikeli olabilir.

Kuş yuvası bozanın, yuvası bozulur denir. Kuş yavrularına da dokunulmaz, günahtır.

Horozlar erken Öterse, misafir var veya yağmur yakındır. Yağ­mur inanışı tecrübe ile sabittir.

Saçakta baykuş ötmesi, o evden cenaze çıkacağına inanılır.

Köpek ulumasında "Başını ye" denir. İyi sayılmaz.

Eve gök boncuk, kaplumbağa kabuğu, üzerlik asmanın nazar­dan koruyacağı kabul edilir.

Eve sağ ayakla girilir ve çıkılır.

Ülker Vurması: Ülker, gün dönümünden bir ay öncesine, 21 Mayıs'a rastlar. Sayılı günlerdendir. Ülker fırtınasını atlattın mı yaz geldi demektir. 21 Mayıs'ta Ülker soğuğu bazı ağaçları vurup kurutur, hatta hayvan ve insanlara zarar verir. Bilhassa ipekböce-ğinin birinci uykusuna rastlar ve çok zarar verir. Evdeki canlılara zarar vermemesi için eve yılanbıçağı (Yılanyastığı) denen bitki asılır. (Dancuculus vulgaris L.) veya Çıtlık (Çitlenbik-Celtis) dalı asılır.

 

ÖNEMLİ LİNKLER